Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Bebek kokusu denen o mucizevi şey olmasa, ilk haftaların uykusuzluk nöbetlerine dayanmak gerçekten hiç kolay olmazdı. O minicik gövdeyi kucağınıza ilk aldığınız an hissettiğiniz o büyük şaşkınlık, yerini yavaş yavaş "Ben şimdi ne yapacağım?" telaşına bırakıyor biliyorum. Kendinizi yetersiz hissettiğiniz anlar olacak, hatta belki de oldu bile... Ama inanın, o içeride ne yapacağını çok iyi bilen bilge bir ruhla geldi dünyaya. Siz sadece onun ritmine ayak uydurmaya çalışın, gerisi bir şekilde yolunu buluyor vallahi.
Altını ıslatmış bir bebeğin dünyadaki en büyük dramı yaşıyormuş gibi ağlaması sizi hiç korkutmasın. O minik bacakları nazikçe yukarı kaldırıp altını temizlerken acele etmenize gerek yok, dünya durdu sanki o an, bırakın öyle hissettirsin. Islak mendiller yerine ılık suyla ıslatılmış pamuklar kullanmak cildini korumak için en güzeli, yani ben öyle gördüm, öyle hissettim hep. Zaten zamanla hangi ağlamanın alt temizleme çığlığı, hangisinin sadece can sıkıntısı olduğunu öyle bir çözeceksiniz ki...
Uykusuz geçen gecelerin sabahında aynaya baktığınızda kendinizi tanıyamayabilirsiniz ama bu da bu yolculuğun en gerçek, en yalın parçası. Gece yarısı herkes uyurken o loş ışıkta bebeğinizi emzirirken ya da pışpışlarken dünyada sadece ikiniz varmışsınız gibi hissetmek... Bazen insan yorgunluktan ağlamak istiyor, abi yalan yok, hepimiz o yollardan geçtik. Ama o küçük nefesin göğsünüze inip kalktığını hissettiğiniz an, sanki bütün o uykusuz saatler bir anda silinip gidiyor hafızadan.
Bebek banyosu dediğimiz olay aslında bir temizlik ritüelinden ziyade, onun o anne karnındaki güvenli suya geri dönüş biletidir. Suyu hazırlarken derecelere çok da takılmayın, dirseğinizle kontrol ettiğiniz o tatlı ılık his en doğru kılavuzdur her zaman. Onu suyun içine yavaşça bırakırken gözlerinin içine bakın, korkmasın, sizin orada olduğunuzu hissetsin. Şöyle hafifçe göğsünü ıslatıp, yumuşak hareketlerle tenine dokunmak...
Her kafadan bir ses çıkması, ilk kez anne olan bir kadının sabrını en çok zorlayan şeylerin başında gelir sanırım. Komşunun teyzesi öyle der, internetteki uzman başka bir şey anlatır, anneniz "Biz sizi böyle mi büyüttük?" diye söze başlar... Hepsine tatlı bir tebessümle kafa sallayıp geçmek, ruh sağlığınız için en doğrusu galiba. Sonuçta o bebeğin annesi sizsiniz ve onun neye ihtiyacı olduğunu en iyi sizin kalbiniz fısıldayacak size.
Gaz sancısı denen o amansız nöbetler başladığında, sakinliğinizi korumak yapacağınız en zor ama en şifalı eylemdir. Bebeğinizi göğsünüze yatırıp sırtını aşağıdan yukarıya doğru hafifçe sıvazlamak, o minik gövdeye kendi sakinliğinizi üflemek gibi bir şey. Siz gerginseniz o da geriliyor, siz nefesinizi düzene soktuğunuzda o da yavaş yavaş duruluyor. Bir de ayaklarının altına hafif ılık bir yağla masaj yapmak...
Altını ıslatmış bir bebeğin dünyadaki en büyük dramı yaşıyormuş gibi ağlaması sizi hiç korkutmasın. O minik bacakları nazikçe yukarı kaldırıp altını temizlerken acele etmenize gerek yok, dünya durdu sanki o an, bırakın öyle hissettirsin. Islak mendiller yerine ılık suyla ıslatılmış pamuklar kullanmak cildini korumak için en güzeli, yani ben öyle gördüm, öyle hissettim hep. Zaten zamanla hangi ağlamanın alt temizleme çığlığı, hangisinin sadece can sıkıntısı olduğunu öyle bir çözeceksiniz ki...
Uykusuz geçen gecelerin sabahında aynaya baktığınızda kendinizi tanıyamayabilirsiniz ama bu da bu yolculuğun en gerçek, en yalın parçası. Gece yarısı herkes uyurken o loş ışıkta bebeğinizi emzirirken ya da pışpışlarken dünyada sadece ikiniz varmışsınız gibi hissetmek... Bazen insan yorgunluktan ağlamak istiyor, abi yalan yok, hepimiz o yollardan geçtik. Ama o küçük nefesin göğsünüze inip kalktığını hissettiğiniz an, sanki bütün o uykusuz saatler bir anda silinip gidiyor hafızadan.
Bebek banyosu dediğimiz olay aslında bir temizlik ritüelinden ziyade, onun o anne karnındaki güvenli suya geri dönüş biletidir. Suyu hazırlarken derecelere çok da takılmayın, dirseğinizle kontrol ettiğiniz o tatlı ılık his en doğru kılavuzdur her zaman. Onu suyun içine yavaşça bırakırken gözlerinin içine bakın, korkmasın, sizin orada olduğunuzu hissetsin. Şöyle hafifçe göğsünü ıslatıp, yumuşak hareketlerle tenine dokunmak...
Her kafadan bir ses çıkması, ilk kez anne olan bir kadının sabrını en çok zorlayan şeylerin başında gelir sanırım. Komşunun teyzesi öyle der, internetteki uzman başka bir şey anlatır, anneniz "Biz sizi böyle mi büyüttük?" diye söze başlar... Hepsine tatlı bir tebessümle kafa sallayıp geçmek, ruh sağlığınız için en doğrusu galiba. Sonuçta o bebeğin annesi sizsiniz ve onun neye ihtiyacı olduğunu en iyi sizin kalbiniz fısıldayacak size.
Gaz sancısı denen o amansız nöbetler başladığında, sakinliğinizi korumak yapacağınız en zor ama en şifalı eylemdir. Bebeğinizi göğsünüze yatırıp sırtını aşağıdan yukarıya doğru hafifçe sıvazlamak, o minik gövdeye kendi sakinliğinizi üflemek gibi bir şey. Siz gerginseniz o da geriliyor, siz nefesinizi düzene soktuğunuzda o da yavaş yavaş duruluyor. Bir de ayaklarının altına hafif ılık bir yağla masaj yapmak...