Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Sen kalk aylarca sadece sütle besle o çocuğu, sonra gel "Bugün ne yedirsek?" diye tırnaklarını ye. Kolay mı sanki, insanın el ayağı birbirine dolanıyor valla. Herkes kafasından bir ses çıkarır zaten; babaanne ayrı telden çalar, komşu teyze ayrı... Yok yoğurtla başla, yok havuç ver, yok efendim meyve püresi yap.
Bırakın allah aşkına o kural defterlerini bir kenara. Ben ilk günden başladım taze yoğurt mayaalamaya, Mayaladım da ne oldu yani? İki kaşık aldı almadı, sürdü yüzüne gözüne, püskürttü üstüme. İlk ek gıda dediğin şey karın doyurmak için değil ki zaten, çocuk tatları tanısın, ağzının dokusu alışsın diye... Bazen sadece bir çay kaşığı yeter, zorlamayacaksın.
Balkabağı derim ben, başka da bir şey demem abi ya. Haşla buhar hafifçe, ez çatalla gitsin. Tatlı ya meret, çocuklar bayılıyor, hiç öyle yabancılamıyorlar. Havuç da olur bak, ama balkabağının o yumuşaklığı başka. Hem sindirimi de kolay oluyor, gaz yapıp gece boyu ağlatmıyor insanı.
Meyveyle başlayanlar var bir de, yapmayın gözünüzü seveyim. Veriyorsun elmayı, muzu; çocuk alışıyor o tatlıya. Sonra gel de yedir bakalım o tatsız tuzsuz kabak pütürünü... Mümkün değil, yutmaz, tükürür atar. Önce sebze, önce o toprağın kendi tadı verilecek, kural bu kadar basit aslında.
Patatesi çok büyütüyorlar gözlerinde, sanki mucizevi yiyecek. Nişastası ağır geliyor bebeğin midesine, tıkıyor çocuğu vallahi billahi. Bir küçük avokado ez, koy önüne... Ya da ne bileyim, bir tatlı kaşığı ev yapımı yoğurt. Ekşi olmayacak ama, tatlımsı taze yoğurt.
İlk günler o kaşık ağza girip çıkarken çekilen çileyi bir ben bilirim bir de Allah. Hangi kaşığı alacağını şaşırır insan, silikonu mu olsun, tahtası mı? Yok ya, ver elinle tatsın gitsin. Bazen parmağının ucuyla tattırmak o janjanlı kaşıklardan bin kat daha iyi çalışıyor...
Üç gün kuralı diyorlar ya hani, bir şeyi verip üç gün bekleyeceksin alerji yapacak mı diye. Haklılar, yalan yok. Bugün kabağı verdin mi, sabret bir üç gün. Vücudunda döküntü var mı, kakası değişti mi, huzursuzluğu arttı mı? Hemen ertelemeyeceksin, izleyeceksin sadece.
Tuz yok, şeker asla yok, salça zaten hak getire. Bizim millet istiyor ki çocuk daha altı aylıkken sofradaki kuru fasulyeye ekmek banasın... Olmaz. Onların böbrekleri daha hazır değil o yüke. Tadı bize tatsız gelebilir ama onlar için her şey yepyeni bir keşif zaten.
Arada bir bocalayacaksın, "Aç mı kaldı bu çocuk?" diye uykuların kaçacak. Sonra bakacaksın ki ertesi gün kendi kendine tabağa uzanıyor... Zamana bırakmak lazım, akışına bırakmak. Yavaş yavaş, sakin sakin alıştırmak en güzeli.
Bırakın allah aşkına o kural defterlerini bir kenara. Ben ilk günden başladım taze yoğurt mayaalamaya, Mayaladım da ne oldu yani? İki kaşık aldı almadı, sürdü yüzüne gözüne, püskürttü üstüme. İlk ek gıda dediğin şey karın doyurmak için değil ki zaten, çocuk tatları tanısın, ağzının dokusu alışsın diye... Bazen sadece bir çay kaşığı yeter, zorlamayacaksın.
Balkabağı derim ben, başka da bir şey demem abi ya. Haşla buhar hafifçe, ez çatalla gitsin. Tatlı ya meret, çocuklar bayılıyor, hiç öyle yabancılamıyorlar. Havuç da olur bak, ama balkabağının o yumuşaklığı başka. Hem sindirimi de kolay oluyor, gaz yapıp gece boyu ağlatmıyor insanı.
Meyveyle başlayanlar var bir de, yapmayın gözünüzü seveyim. Veriyorsun elmayı, muzu; çocuk alışıyor o tatlıya. Sonra gel de yedir bakalım o tatsız tuzsuz kabak pütürünü... Mümkün değil, yutmaz, tükürür atar. Önce sebze, önce o toprağın kendi tadı verilecek, kural bu kadar basit aslında.
Patatesi çok büyütüyorlar gözlerinde, sanki mucizevi yiyecek. Nişastası ağır geliyor bebeğin midesine, tıkıyor çocuğu vallahi billahi. Bir küçük avokado ez, koy önüne... Ya da ne bileyim, bir tatlı kaşığı ev yapımı yoğurt. Ekşi olmayacak ama, tatlımsı taze yoğurt.
İlk günler o kaşık ağza girip çıkarken çekilen çileyi bir ben bilirim bir de Allah. Hangi kaşığı alacağını şaşırır insan, silikonu mu olsun, tahtası mı? Yok ya, ver elinle tatsın gitsin. Bazen parmağının ucuyla tattırmak o janjanlı kaşıklardan bin kat daha iyi çalışıyor...
Üç gün kuralı diyorlar ya hani, bir şeyi verip üç gün bekleyeceksin alerji yapacak mı diye. Haklılar, yalan yok. Bugün kabağı verdin mi, sabret bir üç gün. Vücudunda döküntü var mı, kakası değişti mi, huzursuzluğu arttı mı? Hemen ertelemeyeceksin, izleyeceksin sadece.
Tuz yok, şeker asla yok, salça zaten hak getire. Bizim millet istiyor ki çocuk daha altı aylıkken sofradaki kuru fasulyeye ekmek banasın... Olmaz. Onların böbrekleri daha hazır değil o yüke. Tadı bize tatsız gelebilir ama onlar için her şey yepyeni bir keşif zaten.
Arada bir bocalayacaksın, "Aç mı kaldı bu çocuk?" diye uykuların kaçacak. Sonra bakacaksın ki ertesi gün kendi kendine tabağa uzanıyor... Zamana bırakmak lazım, akışına bırakmak. Yavaş yavaş, sakin sakin alıştırmak en güzeli.