Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Gebeliğin özellikle son trimesterinde belirginleşen venöz basınç artışı, pelvis tabanındaki toplardamar ağının elastik yapısını adeta bir testten geçirir. Büyüyen uterusun inferior vena cava üzerinde yarattığı mekanik baskı, alt ekstremitelerden kalbe dönen kan akışını yavaşlatırken, rektal pleksustaki içi kan dolu genişlemeler... İnsan o an ne hissedeceğini bilemiyor vallahi, o dokuların basınca dayanamayıp dışarı doğru sarkması falan tam bir çile. Progesteron hormonunun damar düz kaslarındaki gevşetici etkisi de eklenince, anormallik gösteren bu vasküler yapılar kaçınılmaz olarak iltihaplanır.
Rektal venlerin duvarlarındaki bağ dokusu lifleri, kütlesel basınca maruz kaldıkça kademeli olarak esnekliğini yitirir ve yıpranır. Ah abi ya, o tuvalet saatleri nasıl bir endişeye dönüşür, sadece yaşayan bilir herhalde... Kabızlık sebebiyle uygulanan intraabdominal basınç, anal kanaldaki cushion adı verilen yastıkçıkların yerinden kaymasına yol açar. Pelvik taban kaslarının gevşemesi, kanın bu yastıkçıklar içinde göllenmesine ve sonunda belirgin tromboze odakların oluşmasına neden olur.
Östrojen ve progesteron dengesinin değişimi, sadece rahim dokusunu değil, gastrointestinal sistemin tüm motilite süreçlerini derinden sarsar. Bağırsak hareketleri yavaşlar, sıvı emilimi artar, dışkı sertleşir... Yani aslında sistem kendi içinde adeta bir kısır döngüye girer. Sertleşen dışkının mukozaya sürrtünerek ilerlemesi ise o bölgedeki mikrokılcal damarların patlamasına, dolayısıyla tuvalet kağıdına yansıyan o ürkütücü kan damlalarına zemin hazırlar.
Günün çoğunu oturarak geçirmek ya da tam aksine bacaklarda biriken kanı göz ardı edip saatlerce ayakta kalmak anal bölge hemodinamiğini tamamen altüst eder. Bazen hafif bir yürüyüş bile o basıncı dağıtmaya yeter, ama işte insan halsizlikten kafasını kaldıramıyor ki. Yetersiz lif tüketimiyle birleşen sedanter yaşam, anorektal bölgedeki dolaşım bozukluğunu tırmandırır. Sıvı alımı düştükçe damarlar daralır, basınç katsayısı katlanır, dokular oksijensiz kalır...
Pelvik venöz pleksustaki kapakçıkların işlevini kaybetmesiyle başlayan bu klinik tablo, zamanla doku sarkmalarına ve şiddetli ağrı krizlerine dönüşür. Aslında vücut bas bas bağırır orada, bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışır durur. Perianal bölgedeki ödem gelişimi, sinir uçlarını sürekli uyararak anne adayına fiziksel olduğu kadar zihinsel bir yük de bindirir. Anal sfinkter kasının refleks olarak kasılması ise bölgesel kan akışını daha da imkansız hale getirir...
Rektal venlerin duvarlarındaki bağ dokusu lifleri, kütlesel basınca maruz kaldıkça kademeli olarak esnekliğini yitirir ve yıpranır. Ah abi ya, o tuvalet saatleri nasıl bir endişeye dönüşür, sadece yaşayan bilir herhalde... Kabızlık sebebiyle uygulanan intraabdominal basınç, anal kanaldaki cushion adı verilen yastıkçıkların yerinden kaymasına yol açar. Pelvik taban kaslarının gevşemesi, kanın bu yastıkçıklar içinde göllenmesine ve sonunda belirgin tromboze odakların oluşmasına neden olur.
Östrojen ve progesteron dengesinin değişimi, sadece rahim dokusunu değil, gastrointestinal sistemin tüm motilite süreçlerini derinden sarsar. Bağırsak hareketleri yavaşlar, sıvı emilimi artar, dışkı sertleşir... Yani aslında sistem kendi içinde adeta bir kısır döngüye girer. Sertleşen dışkının mukozaya sürrtünerek ilerlemesi ise o bölgedeki mikrokılcal damarların patlamasına, dolayısıyla tuvalet kağıdına yansıyan o ürkütücü kan damlalarına zemin hazırlar.
Günün çoğunu oturarak geçirmek ya da tam aksine bacaklarda biriken kanı göz ardı edip saatlerce ayakta kalmak anal bölge hemodinamiğini tamamen altüst eder. Bazen hafif bir yürüyüş bile o basıncı dağıtmaya yeter, ama işte insan halsizlikten kafasını kaldıramıyor ki. Yetersiz lif tüketimiyle birleşen sedanter yaşam, anorektal bölgedeki dolaşım bozukluğunu tırmandırır. Sıvı alımı düştükçe damarlar daralır, basınç katsayısı katlanır, dokular oksijensiz kalır...
Pelvik venöz pleksustaki kapakçıkların işlevini kaybetmesiyle başlayan bu klinik tablo, zamanla doku sarkmalarına ve şiddetli ağrı krizlerine dönüşür. Aslında vücut bas bas bağırır orada, bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışır durur. Perianal bölgedeki ödem gelişimi, sinir uçlarını sürekli uyararak anne adayına fiziksel olduğu kadar zihinsel bir yük de bindirir. Anal sfinkter kasının refleks olarak kasılması ise bölgesel kan akışını daha da imkansız hale getirir...