Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Hamilelik testinde çift çizgiyi gördüğünüz an tabağınızdaki balığa şüpheyle bakmaya başladıysanız, yalnız değilsiniz. Ağzına deniz ürünü sürmekten korkan koca bir anne adayı ordusu var dışarıda. Yanlış bilgi öyle bir yayılmış ki, sanki tek bir lokma balık bebeğe zarar verecekmiş gibi bir panik havası hakim. Yok öyle bir şey! Aksine, o tabağı doğru balıkla doldurmazsanız bebeğin beyin gelişimine yazık edersiniz. Vallahi de tallahi de işin aslı tamamen neyi, ne kadar yediğinizi bilmekten geçiyor.
Bebeğin zekasını katlamanın, gözlerini keskinleştirmenin yolu o dip balıklarından uzak durup yüzey balıklarına sarılmaktan geçiyor. Cıva denen o sinsi ağır metal, tam bir baş belası... Büyük ve uzun yaşayan balıklar bu zehri bünyesinde biriktiriyor; siz o balığı yediğinizde doğrudan plasentaya akıyor. Dipte ne kadar çamur, pislik, ağır metal varsa emen kılıçbalığını, köpekbalığını ya da iri ton balıklarını tabağınıza koyuyorsanız... Neyse, ağzımı açmayayım şimdi. Somon, hamsi, sardalya dururken macera aramanın hiçbir mantığı yok.
Peki o zaman haftada kaç gün balık yemeli, miktar ne olmalı? İki porsiyon, yani ortalama 250-300 gram; sınır tam olarak burası. Azı yetersiz kalır, fazlası ise kaş yapayım derken göz çıkarmak olur. Ağzına hiç balık sürmeyip sadece o kocaman takviye haplarına bel bağlayanlar var bir de... Abi yapmayın, hiçbir hap taze bir ızgara somonun veya cızır cızır pişmiş bir sardalyanın yerini tutamaz. Doğal yoldan almak varken kim kimyasal kapsül yutmak ister ki?
Çiğ balık konusuna geldiğimizde ise akan sular durur, orada tolerans sıfır! Suşi sevdasına iki dakika ara vereceksiniz, başka yolu yok. Pişmemiş veya az pişmiş deniz ürünleri; listeria ve salmonella gibi bakterilerin, parazitlerin cirit attığı birer bombadır hamile vücudu için. Fırında mis gibi pişeceksin kardeşim, iyice buğulanacaksın, çatalı taktın mı dağılacaksın... Mideye inen her balığın içi tamamen pişmiş olmak zorunda; aksi halde o riski almaya değmez.
Deniz ürünlerinin o eşsiz tadından mahrum kalmak bir zorunluluk değil, sadece doğru seçim yapma meselesidir. Kendinizi kısıtlayıp o nefis lezzetlerden soyutlamak yerine tabağınıza neyi koyduğunuzu kontrol edin, yeter. Hamsinin kokusu evi sarsın, somon fırında cızırda sın... Yeter ki balığın nereden geldiğini, nasıl piştiğini bilin. Doğru balık hem sizi mutlu eder hem de karnınızdaki minik mucizeyi besler.
Bebeğin zekasını katlamanın, gözlerini keskinleştirmenin yolu o dip balıklarından uzak durup yüzey balıklarına sarılmaktan geçiyor. Cıva denen o sinsi ağır metal, tam bir baş belası... Büyük ve uzun yaşayan balıklar bu zehri bünyesinde biriktiriyor; siz o balığı yediğinizde doğrudan plasentaya akıyor. Dipte ne kadar çamur, pislik, ağır metal varsa emen kılıçbalığını, köpekbalığını ya da iri ton balıklarını tabağınıza koyuyorsanız... Neyse, ağzımı açmayayım şimdi. Somon, hamsi, sardalya dururken macera aramanın hiçbir mantığı yok.
Peki o zaman haftada kaç gün balık yemeli, miktar ne olmalı? İki porsiyon, yani ortalama 250-300 gram; sınır tam olarak burası. Azı yetersiz kalır, fazlası ise kaş yapayım derken göz çıkarmak olur. Ağzına hiç balık sürmeyip sadece o kocaman takviye haplarına bel bağlayanlar var bir de... Abi yapmayın, hiçbir hap taze bir ızgara somonun veya cızır cızır pişmiş bir sardalyanın yerini tutamaz. Doğal yoldan almak varken kim kimyasal kapsül yutmak ister ki?
Çiğ balık konusuna geldiğimizde ise akan sular durur, orada tolerans sıfır! Suşi sevdasına iki dakika ara vereceksiniz, başka yolu yok. Pişmemiş veya az pişmiş deniz ürünleri; listeria ve salmonella gibi bakterilerin, parazitlerin cirit attığı birer bombadır hamile vücudu için. Fırında mis gibi pişeceksin kardeşim, iyice buğulanacaksın, çatalı taktın mı dağılacaksın... Mideye inen her balığın içi tamamen pişmiş olmak zorunda; aksi halde o riski almaya değmez.
Deniz ürünlerinin o eşsiz tadından mahrum kalmak bir zorunluluk değil, sadece doğru seçim yapma meselesidir. Kendinizi kısıtlayıp o nefis lezzetlerden soyutlamak yerine tabağınıza neyi koyduğunuzu kontrol edin, yeter. Hamsinin kokusu evi sarsın, somon fırında cızırda sın... Yeter ki balığın nereden geldiğini, nasıl piştiğini bilin. Doğru balık hem sizi mutlu eder hem de karnınızdaki minik mucizeyi besler.