Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Vücudumuzun sessiz sedasız çalışan o muazzam arıtma tesisleri var ya… İşte onlar yorulduğunda, işler çığırından çıkana kadar pek ses etmezler. Kronik böbrek hastalığı da tam olarak böyle sinsi bir süreç, insan çoğu zaman farkına bile varmıyor vallahi.
Sabahları aynaya baktığınızda göz altlarınızda o bildik şişliği görüyorsanız bir durup düşünmek lazım aslında. Sadece yorgunluktan mı, yoksa içeride yolunda gitmeyen bir şeyler mi var? Ayak bileklerindeki o geçmeyen çorap izleri de cabası...
Vücut biriken toksinleri atamadığında ilk sinyali cildimiz veriyor, kuruyor, kaşınıyor, pul pul dökülüyor. Ne sürerseniz sürün geçmeyen o inatçı kaşıntılar bazen sadece bir deri problemi değildir, işin aslı çok başka çıkabilir.
Geceleri durup dururken uykudan uyanıp tuvalete taşınmaya başladıysanız idrar rengine ve yoğunluğuna mutlaka dikkat edin derim. Köpük köpük bir görüntü mü var, yoksa renk her zamankinden çok mu koyu? İdrarda protein kaçağı dediğimiz hadise tam da kendisini böyle belli ediyor işte.
Halsizlik, bitkinlik, kolunu kaldıracak dermanı bulamamak… Günümüz insanının ortak dertleri gibi duruyor ama böbrekler düzgün çalışmadığında kansızlık baş gösterir, o da insanı resmen hayattan bezdirir. Yani her yorgunluğu sadece iş stresine bağlamamak gerek.
Ağzınızda sürekli o metalik, paslı tat... Ne yeseniz ne içseniz eski lezzetini alamıyorsunuz değil mi? İştahsızlık ve ardından gelen o sebepsiz mide bulantıları da aslında kanın yeterince temizlenemediğinin açık bir kanıtı.
Tansiyonunuz bir anda fırlamaya mı başladı, yoksa hep mi yüksekti? Böbrekler ve kan basıncı birbirine o kadar göbekten bağlı ki, biri bozuldu mu diğeri de zincirleme reaksiyonla kontrolden çıkıveriyor abi ya.
Yılda bir kez olsun gidip basit bir kan ve idrar testi yaptırmak bu kadar zor olmamalı. Kreatinin değerine baktırmak, idrarda protein aramak hayat kurtarır, net. İş işten geçmeden, o sessiz çığlığı erkenden duymak tamamen sizin elinizde...
Sabahları aynaya baktığınızda göz altlarınızda o bildik şişliği görüyorsanız bir durup düşünmek lazım aslında. Sadece yorgunluktan mı, yoksa içeride yolunda gitmeyen bir şeyler mi var? Ayak bileklerindeki o geçmeyen çorap izleri de cabası...
Vücut biriken toksinleri atamadığında ilk sinyali cildimiz veriyor, kuruyor, kaşınıyor, pul pul dökülüyor. Ne sürerseniz sürün geçmeyen o inatçı kaşıntılar bazen sadece bir deri problemi değildir, işin aslı çok başka çıkabilir.
Geceleri durup dururken uykudan uyanıp tuvalete taşınmaya başladıysanız idrar rengine ve yoğunluğuna mutlaka dikkat edin derim. Köpük köpük bir görüntü mü var, yoksa renk her zamankinden çok mu koyu? İdrarda protein kaçağı dediğimiz hadise tam da kendisini böyle belli ediyor işte.
Halsizlik, bitkinlik, kolunu kaldıracak dermanı bulamamak… Günümüz insanının ortak dertleri gibi duruyor ama böbrekler düzgün çalışmadığında kansızlık baş gösterir, o da insanı resmen hayattan bezdirir. Yani her yorgunluğu sadece iş stresine bağlamamak gerek.
Ağzınızda sürekli o metalik, paslı tat... Ne yeseniz ne içseniz eski lezzetini alamıyorsunuz değil mi? İştahsızlık ve ardından gelen o sebepsiz mide bulantıları da aslında kanın yeterince temizlenemediğinin açık bir kanıtı.
Tansiyonunuz bir anda fırlamaya mı başladı, yoksa hep mi yüksekti? Böbrekler ve kan basıncı birbirine o kadar göbekten bağlı ki, biri bozuldu mu diğeri de zincirleme reaksiyonla kontrolden çıkıveriyor abi ya.
Yılda bir kez olsun gidip basit bir kan ve idrar testi yaptırmak bu kadar zor olmamalı. Kreatinin değerine baktırmak, idrarda protein aramak hayat kurtarır, net. İş işten geçmeden, o sessiz çığlığı erkenden duymak tamamen sizin elinizde...