Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Böbrek yetmezliği insanı sinsice arkadan vuran, sesini yıllarca çıkarmayıp bir gün bi' anda bütün hayatını altüst eden o acımasız gerçektir abi ya.
Yorgunluk dediğin şey sadece uykusuzluktan ibaret değildir bazen, sabah kalktığında üstünden tır geçmiş gibi bi' ağırlık çöker omuzlarına ki işte orada şüphelenmek gerekir.
Göz kapaklarındaki o sabah şişlikleri var ya, hani "akşam tuzlu yedim ondandır" deyip geçiştirdiğin, vallahi billahi vücudun sana imdat çığlığıdır.
İdrar rengindeki o hafif koyulaşma ya da köpüklenme artışı, su içmeyi unuttun sanırsın ama içerideki filtreler çoktan alarm vermiştir bile...
Ayak bileklerinde gün sonunda parmağını bastığında yerinde çukur kalıyorsa, su tutulumu başını belaya sokuyor demektir, dikkat et.
Yemeklerden soğumak, durduk yere gelen bulantılar ve ağzında demir gibi bi' tat hissetmek, toksinlerin artık kanda gezmeye başladığının kanıtıdır, başka bi' açıklaması olamaz bunun.
Cildin durduk yere pul pul dökülüp o dayanılmaz kaşıntılarla kavrulması, kanda biriken ürenin cildi kurutmasından başka bi' şey değildir maalesef.
Gece yarısı tuvalete kalkma sıklığının birden bire artması, böbreklerin artık suyu süzme görevini gece bile yapamayacak kadar yorulduğunu gösterir.
Nefes darlığı çekmek için mutlaka ciğerlerin hasta olması gerekmez; kansızlık vücudu sardığında kalbin de böbreğin de nefesi kesilir çünkü.
İş işten geçmeden o minik sinyalleri ciddiye almak lazım, sonra dönüsü olmayan yollarda o hastane koridorlarında vakit harcamak gerçekten çok zor vallahi.
Yorgunluk dediğin şey sadece uykusuzluktan ibaret değildir bazen, sabah kalktığında üstünden tır geçmiş gibi bi' ağırlık çöker omuzlarına ki işte orada şüphelenmek gerekir.
Göz kapaklarındaki o sabah şişlikleri var ya, hani "akşam tuzlu yedim ondandır" deyip geçiştirdiğin, vallahi billahi vücudun sana imdat çığlığıdır.
İdrar rengindeki o hafif koyulaşma ya da köpüklenme artışı, su içmeyi unuttun sanırsın ama içerideki filtreler çoktan alarm vermiştir bile...
Ayak bileklerinde gün sonunda parmağını bastığında yerinde çukur kalıyorsa, su tutulumu başını belaya sokuyor demektir, dikkat et.
Yemeklerden soğumak, durduk yere gelen bulantılar ve ağzında demir gibi bi' tat hissetmek, toksinlerin artık kanda gezmeye başladığının kanıtıdır, başka bi' açıklaması olamaz bunun.
Cildin durduk yere pul pul dökülüp o dayanılmaz kaşıntılarla kavrulması, kanda biriken ürenin cildi kurutmasından başka bi' şey değildir maalesef.
Gece yarısı tuvalete kalkma sıklığının birden bire artması, böbreklerin artık suyu süzme görevini gece bile yapamayacak kadar yorulduğunu gösterir.
Nefes darlığı çekmek için mutlaka ciğerlerin hasta olması gerekmez; kansızlık vücudu sardığında kalbin de böbreğin de nefesi kesilir çünkü.
İş işten geçmeden o minik sinyalleri ciddiye almak lazım, sonra dönüsü olmayan yollarda o hastane koridorlarında vakit harcamak gerçekten çok zor vallahi.