Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe o bıçak saplanır gibi giren mide ağrısıyla uyanıp da "Yine ne yedik meraktan?" diye söyleniyorsan, bil ki midedeki o mukoza tabakası şu sıralar alarm veriyor demektir. Gastrit dediğin illet, öyle atlanacak şey değil; hücresel düzeyde gastrik mukoza savunmasının zayıflaması ve pepsinojen salgısının asit dengesini altüst etmesiyle doğrudan ilişkilidir, abi ya vallahi billahi o kahve mideni deler geçer. Aslında mukozal bariyerin hasar görmesi olayı tamamen...
Mide duvarındaki hidroklorik asit ve pepsini dengede tutmak öyle domates salçasıyla, acı sosla olacak iş değil tabii. Beslenme programını düzenlerken, pH değeri 5’in altında olan turunçgillerden, ketçaptan ve siyah çaydan uzak durman şart; yani yediğin her lokma mukozayı onarmalı, tahriş etmemeli. Zaten hekimlerin de söylediği gibi asit salgısını tetikleyen gıdalardan kaçınmak gerekiyor, evet, o asitli içecekler yok mu, işte onlar tabancayı kurup mideden ateş ediyor resmen.
Peki, gün içinde neyi ne zaman atacaksın ağzına? Protein sentezini yormayacak, az yağlı haşlanmış tavuk göğsü veya yumurta beyazı gibi 9. sınıf biyoloji kitabından fırlamış gibi duran saf yapıtaşlarını tercih edeceksin. Porsiyon kontrolünü elden bırakıp mideyi tıka basa doldurursan, alt özofagus sfinkter basıncı düşer ve o asit yukarıya doğru tırmanır; vallahi sabah içtiğin su bile boğazını yakar, şaka yapmıyorum. Sık sık ve küçük porsiyonlarla beslenmek gastrik motiliteyi düzenler, bunu sakın unutma...
Yağ oranı yüksek kızartmaların sindirimi sırasında kolesistokinin hormonu salgılanır ve bu hormon midenin boşalma süresini uzatır, haliyle o asit mide çeperinde saatlerce dans eder. Bunun yerine buharda pişmiş sebzeler, haşlanmış patates püresi veya lif oranı düşük yumuşak gıdalarla mideye bayram ettireceksin. Mide asidini nötralize etmek için sürekli karbonatlı su içmek de geçici bir çözümden ibaret, çünkü gastrin salgısını sonradan daha çok tetikler; yani aslına bakarsan kendi kazdığın kuyuya kendin düşersin.
İşin özü, tabağındakiler sadece karın doyurmak için değil, midendeki o yangını söndüren birer mini reçete gibi olmalı. Yemek yerken hızlı hızlı çiğnemeden yutarsan, tükürükteki ptyalin enzimi devreye giremez ve yük tamamen midenin o zavallı kaslarına biner, abi ya vallahi sindirim borudan aşağı balyozla iniyor gibi olur. Kendine biraz merhamet et, o lifli gıdaları ve alkali suları hayatının merkezine koy, bak o zaman o sinsi ağrılar nasıl tarih oluyor...
Mide duvarındaki hidroklorik asit ve pepsini dengede tutmak öyle domates salçasıyla, acı sosla olacak iş değil tabii. Beslenme programını düzenlerken, pH değeri 5’in altında olan turunçgillerden, ketçaptan ve siyah çaydan uzak durman şart; yani yediğin her lokma mukozayı onarmalı, tahriş etmemeli. Zaten hekimlerin de söylediği gibi asit salgısını tetikleyen gıdalardan kaçınmak gerekiyor, evet, o asitli içecekler yok mu, işte onlar tabancayı kurup mideden ateş ediyor resmen.
Peki, gün içinde neyi ne zaman atacaksın ağzına? Protein sentezini yormayacak, az yağlı haşlanmış tavuk göğsü veya yumurta beyazı gibi 9. sınıf biyoloji kitabından fırlamış gibi duran saf yapıtaşlarını tercih edeceksin. Porsiyon kontrolünü elden bırakıp mideyi tıka basa doldurursan, alt özofagus sfinkter basıncı düşer ve o asit yukarıya doğru tırmanır; vallahi sabah içtiğin su bile boğazını yakar, şaka yapmıyorum. Sık sık ve küçük porsiyonlarla beslenmek gastrik motiliteyi düzenler, bunu sakın unutma...
Yağ oranı yüksek kızartmaların sindirimi sırasında kolesistokinin hormonu salgılanır ve bu hormon midenin boşalma süresini uzatır, haliyle o asit mide çeperinde saatlerce dans eder. Bunun yerine buharda pişmiş sebzeler, haşlanmış patates püresi veya lif oranı düşük yumuşak gıdalarla mideye bayram ettireceksin. Mide asidini nötralize etmek için sürekli karbonatlı su içmek de geçici bir çözümden ibaret, çünkü gastrin salgısını sonradan daha çok tetikler; yani aslına bakarsan kendi kazdığın kuyuya kendin düşersin.
İşin özü, tabağındakiler sadece karın doyurmak için değil, midendeki o yangını söndüren birer mini reçete gibi olmalı. Yemek yerken hızlı hızlı çiğnemeden yutarsan, tükürükteki ptyalin enzimi devreye giremez ve yük tamamen midenin o zavallı kaslarına biner, abi ya vallahi sindirim borudan aşağı balyozla iniyor gibi olur. Kendine biraz merhamet et, o lifli gıdaları ve alkali suları hayatının merkezine koy, bak o zaman o sinsi ağrılar nasıl tarih oluyor...