Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Pazartesi sabahı o yulaf kasesine bakarken gelen "ben ne yapıyorum" hissi var ya... İşte tam orada kopuyor film. Kimse sana o tatsız tuzsuz yeşillikleri çiğnerken arkadan keman çalacağını söylemedi, söyleyen de yalan söyledi zaten. Vallahi de billahi de bu işin sırrı o süslü Instagram tabaklarında değil, tamamen kafanın içindeki o ilkel, sürekli yemek isteyen canavarla nasıl pazarlık ettiğinde saklı. İşin bilimsel tarafı net: Dopamin seviyorsan, beynin kolay yoldan ödül istiyor. Ama sen o ödülü her seferinde bir dilim çikolatayla verirsen, bu döngüden ömür boyu çıkamazsın arkadaşım.
Kendine sürekli "neden başladım" diye sormaktan sıkılmadın mı? Bırak bu klişe kişisel gelişim zırvalıklarını bir kenara. Gerçekçi olalım; canın sıkkınken, sevgilinden ayrılmışken ya da işyerinde patron canına okumuşken kim takar sağlıklı yaşamı... Ama o tartıdaki rakam sadece bir sayı değil, senin kendine verdiğin sözün somut bir kanıtı. Kendini sabote etmeyi bıraktığın gün, aynadaki o yabancıyla barıştığın gün olacak aslında.
Sahi, o dolaptaki son dilim börekle arandaki o amansız mücadeleyi kaç kere kaybettin? Bir kere yenildin diye savaşı tamamen kaybetmiş gibi davranmanın alemi ne abi ya? Hormonlar diyorum, leptin ve ghrelin diyoruz, bunlar öyle senin "pazartesi başlıyorum" demenle hizaya geçecek askerler değil. Biyolojini tanı, ne zaman acıktığını, ne zaman sadece sıkıntıdan ağzının boş durmadığını iyi analiz et. Vücudun sana yalan söyler, miden oyun oynar ama mantığın her zaman gerçeği bilir.
Bazen sadece durup nefes almak gerekir, her şeyi mükemmel yapmaya çalışırken deliren o insanlardan olma. Bugün kaçırdıysan yarın kaldığın yerden devam edersin, dünyanın sonu gelmedi ya... Beynimiz öyle enteresan bir organ ki, ona neyi yasaklarsan deli gibi onu istiyor. Yasakları kaldır, porsiyonu küçült, kendini cezalandırmaktan vazgeç artık.
Sürekli bir hedef peşinde koşmak, o hiç gelmeyen "ideal kilo" hayaliyle yaşamak insanı tüketiyor, bitiriyor resmen... Bak, bilim diyor ki alışkanlık edinmek ortalama altmış altı gün sürer. Sen daha birinci haftada havlu atarsan, o çok istediğin değişimin yanından bile geçemezsin. Kendine acımayı bırak, o spor ayakkabılarını giy ve mutfağa giden o tehlikeli yolu bir kez daha gözden geçir. Yolun sonunda hissedeceğin o hafiflik hissi, yediğin hiçbir fast food'un vereceği geçici mutlulukla kıyaslanamaz, bunu sen de çok iyi biliyorsun.
Kendine sürekli "neden başladım" diye sormaktan sıkılmadın mı? Bırak bu klişe kişisel gelişim zırvalıklarını bir kenara. Gerçekçi olalım; canın sıkkınken, sevgilinden ayrılmışken ya da işyerinde patron canına okumuşken kim takar sağlıklı yaşamı... Ama o tartıdaki rakam sadece bir sayı değil, senin kendine verdiğin sözün somut bir kanıtı. Kendini sabote etmeyi bıraktığın gün, aynadaki o yabancıyla barıştığın gün olacak aslında.
Sahi, o dolaptaki son dilim börekle arandaki o amansız mücadeleyi kaç kere kaybettin? Bir kere yenildin diye savaşı tamamen kaybetmiş gibi davranmanın alemi ne abi ya? Hormonlar diyorum, leptin ve ghrelin diyoruz, bunlar öyle senin "pazartesi başlıyorum" demenle hizaya geçecek askerler değil. Biyolojini tanı, ne zaman acıktığını, ne zaman sadece sıkıntıdan ağzının boş durmadığını iyi analiz et. Vücudun sana yalan söyler, miden oyun oynar ama mantığın her zaman gerçeği bilir.
Bazen sadece durup nefes almak gerekir, her şeyi mükemmel yapmaya çalışırken deliren o insanlardan olma. Bugün kaçırdıysan yarın kaldığın yerden devam edersin, dünyanın sonu gelmedi ya... Beynimiz öyle enteresan bir organ ki, ona neyi yasaklarsan deli gibi onu istiyor. Yasakları kaldır, porsiyonu küçült, kendini cezalandırmaktan vazgeç artık.
Sürekli bir hedef peşinde koşmak, o hiç gelmeyen "ideal kilo" hayaliyle yaşamak insanı tüketiyor, bitiriyor resmen... Bak, bilim diyor ki alışkanlık edinmek ortalama altmış altı gün sürer. Sen daha birinci haftada havlu atarsan, o çok istediğin değişimin yanından bile geçemezsin. Kendine acımayı bırak, o spor ayakkabılarını giy ve mutfağa giden o tehlikeli yolu bir kez daha gözden geçir. Yolun sonunda hissedeceğin o hafiflik hissi, yediğin hiçbir fast food'un vereceği geçici mutlulukla kıyaslanamaz, bunu sen de çok iyi biliyorsun.