Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Gözümün ucuyla klozete takıldı bakışım bir an, suyun rengi hafifçe değişmiş gibiydi... İnsan önce konduramıyor biliyor musun, domates mi yedim ben dün akşam, salçayı mı fazla kaçırdık acaba diye aklından bin tane saçma düşünce geçiyor. Vallahi içime bir kurt düştü o an, buz kesti ellerim ayaklarım.
Genel cerrahi abi, hiç uzatmaya, sağda solda felaket senaryoları okumaya gerek yok. Ha, gastroenterolojiye de gitsen olur ama randevu bulmak bazen ölüm gibi, o yüzden ilk durağın kesinlikle bir genel cerrah olmalı. Yani bir uzmanın o kapısını çalmak, o muayene masasına oturmak şart...
Neden saklanır ki insan kendi vücudundan, anlamıyorum ki? Utanıyoruz işte, sanki ayıpmış gibi, doktora gidip de "Hocam benden kan geldi" demek dünyanın en zor şeyiymiş gibi geliyor adama. Oysa adamlar her gün yüz tanesini görüyor bunun, senin o çekindiğin şey adamın günlük mesaisi sonuçta.
Belki basit bir basur, belki orada ufacık bir çatlak oluştu ıkınırken... Ama ya değilse? İşte o "ya değilse" sorusu adamı içten içe yer bitirir, uykularını kaçırır geceler boyu. Bir tıp tıp damlayan kan yüzünden hayatı kendine zindan etmeye değer mi hiç?
Gidip bir içini ferahlatacaksın, olay bu kadar basit aslında. Doktora durumu anlatırken lafı evirip çevirmeden, ne gördüysen pat diye söyleyeceksin. Kanın rengi parlak kırmızı mıydı, yoksa böyle zift gibi kapkaranlık bir şey miydi... Çünkü o renk var ya, o renk her şeyi değiştirir.
Bazen öyle bir panik kaplıyor ki insanı, internete yazıyorsun hemen gece yarısı. Yazma abi ya, vallahi bak girme o sitelere. Google'a yazarsan beş dakikaya ömrün biçilir, kalbin küt küt atmaya başlar yatakta.
Parmak kadar bir muayeneden çekinip de hayatı ertelemek... Ne bileyim, bana çok saçma geliyor artık yaş ilerledikçe. Birkaç dakikalık bir rahatsızlık hissi, sonra "oh çok şükür ciddi bir şey yokmuş" hafifliği. O hafifliğin parayla satılan bir şeyi yok ki bu dünyada.
Hangi bölüme gideceğini bildin mi gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Şehir hastanesi olur, devlet hastanesi olur, imkanın varsa özel olur... Yeter ki o adımı at, o poliklinik kapısını aç içeri gir.
Bazen bir arkadaşıma anlatır gibi rahat konuşuyorum böyle ama... İnsan kendi başına gelince öyle kalakalıyor işte klozete bakıp. Vallahi billahi hepimiz aynıyız, hepimiz önce bir durup korkuyoruz. Amiral gemisi genel cerrahidir bu işin, unutma bunu, gerisini doktor zaten yönlendirir seni.
Genel cerrahi abi, hiç uzatmaya, sağda solda felaket senaryoları okumaya gerek yok. Ha, gastroenterolojiye de gitsen olur ama randevu bulmak bazen ölüm gibi, o yüzden ilk durağın kesinlikle bir genel cerrah olmalı. Yani bir uzmanın o kapısını çalmak, o muayene masasına oturmak şart...
Neden saklanır ki insan kendi vücudundan, anlamıyorum ki? Utanıyoruz işte, sanki ayıpmış gibi, doktora gidip de "Hocam benden kan geldi" demek dünyanın en zor şeyiymiş gibi geliyor adama. Oysa adamlar her gün yüz tanesini görüyor bunun, senin o çekindiğin şey adamın günlük mesaisi sonuçta.
Belki basit bir basur, belki orada ufacık bir çatlak oluştu ıkınırken... Ama ya değilse? İşte o "ya değilse" sorusu adamı içten içe yer bitirir, uykularını kaçırır geceler boyu. Bir tıp tıp damlayan kan yüzünden hayatı kendine zindan etmeye değer mi hiç?
Gidip bir içini ferahlatacaksın, olay bu kadar basit aslında. Doktora durumu anlatırken lafı evirip çevirmeden, ne gördüysen pat diye söyleyeceksin. Kanın rengi parlak kırmızı mıydı, yoksa böyle zift gibi kapkaranlık bir şey miydi... Çünkü o renk var ya, o renk her şeyi değiştirir.
Bazen öyle bir panik kaplıyor ki insanı, internete yazıyorsun hemen gece yarısı. Yazma abi ya, vallahi bak girme o sitelere. Google'a yazarsan beş dakikaya ömrün biçilir, kalbin küt küt atmaya başlar yatakta.
Parmak kadar bir muayeneden çekinip de hayatı ertelemek... Ne bileyim, bana çok saçma geliyor artık yaş ilerledikçe. Birkaç dakikalık bir rahatsızlık hissi, sonra "oh çok şükür ciddi bir şey yokmuş" hafifliği. O hafifliğin parayla satılan bir şeyi yok ki bu dünyada.
Hangi bölüme gideceğini bildin mi gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Şehir hastanesi olur, devlet hastanesi olur, imkanın varsa özel olur... Yeter ki o adımı at, o poliklinik kapısını aç içeri gir.
Bazen bir arkadaşıma anlatır gibi rahat konuşuyorum böyle ama... İnsan kendi başına gelince öyle kalakalıyor işte klozete bakıp. Vallahi billahi hepimiz aynıyız, hepimiz önce bir durup korkuyoruz. Amiral gemisi genel cerrahidir bu işin, unutma bunu, gerisini doktor zaten yönlendirir seni.