Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Tuvalete gidip de o kırmızılığı ilk gördüğün an var ya... İnsanın başından aşağı şöyle buz gibi bir su dökülüyor sanki, neye uğradığını şaşırıyorsun. Ufak bir renk değişimi deyip geçmek istiyor bünye, "Yok canım, yediğim bir şeyden olmuştur" diye kendini avutmaya çalışıyorsun ama bir yandan da içini bir kurt kemirmeye başlıyor. Haklısın da hani, kim olsa panikler.
Prostat denen o minik organ çaktırmadan büyümeye başladığında idrar yolunu öyle bir sıkıştırıyor ki, oradaki hassas damarlar çatlayıveriyor işte. Yani evet, o gördüğün kırmızılığın arkasında doğrudan prostatın o kendine has şımarıklıkları yatıyor olabilir. Özellikle yaş biraz ilerlediyse, "N'oluyor orada?" diye bir durup düşünmek lazım. Vallahi billahi insan ilk başta konduramıyor kendine, "Bende olmaz" diyor ama erkek bedeninin gerçeği bu.
Ağrı sızı yoksa insan daha çok korkuyor sanki, değil mi? "Keşke sızlasaydı da ne olduğunu anlasaydım" diyorsun içinden. Bazen de öyle bir yanma yapıyor ki idrar yaparken, sanki için yanıyor... Bazen sadece prostat büyümesi de değil, orada oluşan ufak bir iltihap, hatta bir enfeksiyon bile ortalığı karıştırmaya yetiyor. Bir bakmışsın idrarın rengi çay gibi olmuş, bir bakmışsın bildiğin pembe.
Gece ikiye üç bölünen uykular, çat cat tuvalete koşmalar falan başladıysa zaten sinyaller çoktan verilmiş demektir. Bir de üzerine bu renk değişimi eklenince puzzle'ın parçaları oturuyor zihninde. Ben söyleyeyim abi, erkeklerin en çok kaçındığı, "Şimdi kimsede uğraşamam" deyip ertelediği şey bu ama erteledikçe o içindeki huzursuzluk büyüyor. Huzursuz kalacağına git bir görün, ne olacak yani?
Aklına hemen en kötü senaryolar gelmesin, dur bir soluklan. İdrarda kan görülmesi demek pat diye en kötü hastalığa yakalandın demek değil, sadece vücut "Beni bir dinle artık" diye bağırıyor. Prostatın iyi huylu büyümesi de yapar bunu, bir taş düşürüyorsundur o da yapar. Ama tabii işin ucunu bırakmamak, bir uzmanına sormak en akıllıca yol...
Bazen kendi kendimize doktorculuk oynamayı çok seviyoruz milletçe. "Geçer ya, biraz su içeyim düzelir" deyip günleri deviriyoruz. Abi yapmayın gözünüzü seveyim, idrarda kan öyle su içmeyle, bitki çayıyla geçiştirilecek bir şey değil. Tamam belki korkulacak bir şey çıkmayacak, pamuk gibi olacaksın doktordan çıkınca ama ya müdahale gerekiyorsa?
Bir sabah kalkıyorsun, her şey normal. Sonra pat... İnsanın bütün moralini, bütün gününü altüst etmeye yetiyor o tek bir an. İçini ferah tut ama adımı da at, bir üroloji uzmanının kapısını çalmak inan gözünde büyüttüğün kadar zor değil. Konu prostat olunca ertelemek sadece kendine verdiğin cezayı uzatıyor, başka hiçbir işe yaramıyor.
Prostat denen o minik organ çaktırmadan büyümeye başladığında idrar yolunu öyle bir sıkıştırıyor ki, oradaki hassas damarlar çatlayıveriyor işte. Yani evet, o gördüğün kırmızılığın arkasında doğrudan prostatın o kendine has şımarıklıkları yatıyor olabilir. Özellikle yaş biraz ilerlediyse, "N'oluyor orada?" diye bir durup düşünmek lazım. Vallahi billahi insan ilk başta konduramıyor kendine, "Bende olmaz" diyor ama erkek bedeninin gerçeği bu.
Ağrı sızı yoksa insan daha çok korkuyor sanki, değil mi? "Keşke sızlasaydı da ne olduğunu anlasaydım" diyorsun içinden. Bazen de öyle bir yanma yapıyor ki idrar yaparken, sanki için yanıyor... Bazen sadece prostat büyümesi de değil, orada oluşan ufak bir iltihap, hatta bir enfeksiyon bile ortalığı karıştırmaya yetiyor. Bir bakmışsın idrarın rengi çay gibi olmuş, bir bakmışsın bildiğin pembe.
Gece ikiye üç bölünen uykular, çat cat tuvalete koşmalar falan başladıysa zaten sinyaller çoktan verilmiş demektir. Bir de üzerine bu renk değişimi eklenince puzzle'ın parçaları oturuyor zihninde. Ben söyleyeyim abi, erkeklerin en çok kaçındığı, "Şimdi kimsede uğraşamam" deyip ertelediği şey bu ama erteledikçe o içindeki huzursuzluk büyüyor. Huzursuz kalacağına git bir görün, ne olacak yani?
Aklına hemen en kötü senaryolar gelmesin, dur bir soluklan. İdrarda kan görülmesi demek pat diye en kötü hastalığa yakalandın demek değil, sadece vücut "Beni bir dinle artık" diye bağırıyor. Prostatın iyi huylu büyümesi de yapar bunu, bir taş düşürüyorsundur o da yapar. Ama tabii işin ucunu bırakmamak, bir uzmanına sormak en akıllıca yol...
Bazen kendi kendimize doktorculuk oynamayı çok seviyoruz milletçe. "Geçer ya, biraz su içeyim düzelir" deyip günleri deviriyoruz. Abi yapmayın gözünüzü seveyim, idrarda kan öyle su içmeyle, bitki çayıyla geçiştirilecek bir şey değil. Tamam belki korkulacak bir şey çıkmayacak, pamuk gibi olacaksın doktordan çıkınca ama ya müdahale gerekiyorsa?
Bir sabah kalkıyorsun, her şey normal. Sonra pat... İnsanın bütün moralini, bütün gününü altüst etmeye yetiyor o tek bir an. İçini ferah tut ama adımı da at, bir üroloji uzmanının kapısını çalmak inan gözünde büyüttüğün kadar zor değil. Konu prostat olunca ertelemek sadece kendine verdiğin cezayı uzatıyor, başka hiçbir işe yaramıyor.