Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Ateşin bir anda fırlaması, arkasından gelen o tanımlayamadığınız huzursuzluk hali zaten ilk sinyali veriyor aslında. Çocuğun durduk yere neşesinin kaçması, kucağınızdan inmek istememesi ya da tam aksine hiçbir şeyle sakinleşmeyip sürekli ağlama krizlerine girmesi... Şüphelenmekte sonuna kadar haklısınız, valla bazen sadece o gözlerindeki bakış bile "bende bir gariplik var" diye bağırır.
Bezini açtığınızda burnunuza çarpan o keskin, her zamankinden farklı ve ağır koku var ya, işte o küçük detay çoğu zaman gözden kaçar. Bezin renginin hafif koyulaşması, o alışık olduğunuz bebek kokusunun yerini garip bir tortuya bırakması... Vallahi insan başta "herhalde az su içti" deyip geçiyor ama kazın ayağı hiç de öyle olmuyor işte.
Tuvalete her gidişte yaşanan o küçük dramlar, "çişim geldi" deyip klozetin başında dakikalarca kıvranmalar falan hep aynı adrese çıkıyor. Çocuk tam yapacakken bir anda kendini sıkıp ağlamaya başlıyorsa, o can yakıcı yanma hissi başlamış demektir... Ağrının eşikte beklediği o anı çocuğun yüz ifadesinden şak diye anlarsınız zaten.
Sürekli tuvalete koşup koşup sadece birkaç damla yapabilmesi de ayrı bir dert tabi. "Daha yeni yapmamış mıydın sen?" diye sorarsınız kendi kendinize, çocuk da ne olduğunu anlayamaz ki... Tam bitti dersiniz, iki dakika sonra yine aynı koşuşturmaca başlar.
Büyük çocukların "karnım ağrıyor" diyerek göbeğinin altını göstermesi ya da belini tutması meselesi var bir de. Çocuğun tam olarak neresinin acıdığını tarif edemeyip kasık bölgesini bastırması, sanki ağır bir şey kaldırmış gibi kıvranması... Bazen basit bir gaz sancısı sanırız ama öyle olmuyor işte her zaman.
İştahın bir anda kesilmesi, en sevdiği yemeği bile önüne koyduğunuzda kafasını çevirmesi çok tanıdık bir tablo değil mi? Midesi bulanır, hatta bazen durduk yere kusabilir çocuk... Vücut içerideki o enfeksiyonla savaşırken sindirim sistemini adeta şartelleri indirir gibi kapatıverir.
Çişini uzun zaman önce tutmayı öğrenmiş, gece altını ıslatmayan o koca çocuğun bir anda yatağı kaçırmaya başlaması... Ya da gündüz oyunun ortasında aniden altına kaçırıvermesi... "Önemsemedi, oyuna daldı" deyip hemen kızmayın çocukcağıza, elde olmayan nedenler var arka planda.
Bebeğinizin bacaklarını kendine doğru çekip kasılması, her idrar yapışında o minicik yüzünün acıyla ekşimesi... Ah be canım, dili yok ki anlatsın derdini... Tahlil yaptırmadan, bir doktora göstermeden kendi kafanıza göre şurup falan içirmeye kalkmayın sakın, o işler hiç şakaya gelmez.
Bezini açtığınızda burnunuza çarpan o keskin, her zamankinden farklı ve ağır koku var ya, işte o küçük detay çoğu zaman gözden kaçar. Bezin renginin hafif koyulaşması, o alışık olduğunuz bebek kokusunun yerini garip bir tortuya bırakması... Vallahi insan başta "herhalde az su içti" deyip geçiyor ama kazın ayağı hiç de öyle olmuyor işte.
Tuvalete her gidişte yaşanan o küçük dramlar, "çişim geldi" deyip klozetin başında dakikalarca kıvranmalar falan hep aynı adrese çıkıyor. Çocuk tam yapacakken bir anda kendini sıkıp ağlamaya başlıyorsa, o can yakıcı yanma hissi başlamış demektir... Ağrının eşikte beklediği o anı çocuğun yüz ifadesinden şak diye anlarsınız zaten.
Sürekli tuvalete koşup koşup sadece birkaç damla yapabilmesi de ayrı bir dert tabi. "Daha yeni yapmamış mıydın sen?" diye sorarsınız kendi kendinize, çocuk da ne olduğunu anlayamaz ki... Tam bitti dersiniz, iki dakika sonra yine aynı koşuşturmaca başlar.
Büyük çocukların "karnım ağrıyor" diyerek göbeğinin altını göstermesi ya da belini tutması meselesi var bir de. Çocuğun tam olarak neresinin acıdığını tarif edemeyip kasık bölgesini bastırması, sanki ağır bir şey kaldırmış gibi kıvranması... Bazen basit bir gaz sancısı sanırız ama öyle olmuyor işte her zaman.
İştahın bir anda kesilmesi, en sevdiği yemeği bile önüne koyduğunuzda kafasını çevirmesi çok tanıdık bir tablo değil mi? Midesi bulanır, hatta bazen durduk yere kusabilir çocuk... Vücut içerideki o enfeksiyonla savaşırken sindirim sistemini adeta şartelleri indirir gibi kapatıverir.
Çişini uzun zaman önce tutmayı öğrenmiş, gece altını ıslatmayan o koca çocuğun bir anda yatağı kaçırmaya başlaması... Ya da gündüz oyunun ortasında aniden altına kaçırıvermesi... "Önemsemedi, oyuna daldı" deyip hemen kızmayın çocukcağıza, elde olmayan nedenler var arka planda.
Bebeğinizin bacaklarını kendine doğru çekip kasılması, her idrar yapışında o minicik yüzünün acıyla ekşimesi... Ah be canım, dili yok ki anlatsın derdini... Tahlil yaptırmadan, bir doktora göstermeden kendi kafanıza göre şurup falan içirmeye kalkmayın sakın, o işler hiç şakaya gelmez.