Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Büyüklerin hastalığı sanılır hep; hani şu kulaktan kulağa yayılan, kulak kabartıldığında yetişkinlerin yüzünü ekşiten o malum rahatsızlık... Peki ya küçücük çocuklarda? Valla var ya, ilk duyulduğunda insanın inanası gelmiyor ama minik bedenlerde de bu tür tablolarla karşılaşılıyor maalesef.
Çocuğunuz sürekli tuvalete gitmekten kaçınıyor, her dışkılama anı âdeta bir drama dönüşüyorsa orada bir durup düşünmek lazım. Sebebi her zaman klasik bir basur memesi olmayabilir elbette; çoğu zaman anal fissür denilen o lanet çatlaklar işin içine karışır ama klinik tabloda hemoroid pakelerinin belirginleştiği durumlar da az değil hani.
Beslenme düzeni deriz ya hani her fırsatta... İnanın işin özü dönüp dolaşıp o tabağa geliyor abi. Sebze yemeyen, su içmeyi aklına bile getirmeyen, sürekli hamur işiyle karın doyuran çocuklarda bağırsak hareketleri öyle bir tembelleşiyor ki... Sonrasında gelsin sert kütleler, gitsin ıkınmalar.
Ikınmak demişken... O minik bedenlerin tuvalette dakikalarca kendilerini zorlaması, pelvik tabandaki damar ağını öyle bir basınç altında bırakıyor ki sormayın. E durum böyle olunca damarlar genişliyor, dışarı doğru bombe yapıyor, yani bildiğiniz süreç başlıyor işte.
İlaçla, kremle hemen mucize beklemek doğru mu peki? Değil elbette. Önce o sertleşmiş tabloyu yumuşatmak, çocuğun tuvalet korkusunu yenmesini sağlamak şart; gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor...
Lifli gıdaları hayatın merkezine oturtmak, bolca su içirmek ve gerekirse ılık oturma banyolarıyla o bölgeyi rahatlatmak... Aslında reçete bu kadar net; ama uygula uygulayabilirsen, çocuk bu neticede, enginarı görünce kafasını çeviriveriyor işte.
Bazen de ebeveynler panik hâlinde doktora koşuyor; "Eyvah, çocuğumun makatında kan var!" diye. Tamam, korku insana her şeyi düşündürür ama sakin olmakta fayda var, her kanama doğrudan hemoroid demek değildir zira. Bir bakarsınız basit bir çatlaktır, bir bakarsınız...
Tuvalet eğitimindeki aşırı baskıcı tutumlar da işi bu noktaya getirebiliyor, vallahi bak. Çocuk kaka yapmaktan korktukça erteliyor, erteledikçe içerideki kütle sertleşiyor ve döngü en baştan, daha ağrılı bir şekilde yeniden başlıyor.
Genetik yatkınlık diye bir gerçek de var hani, göz ardı edemeyiz. Ailede damar yapısı zayıf olan, varis veya benzeri problemlere yatkın bireyler varsa, miniklerde de bu tür damarsal genişlemelerin görülme ihtimali bir tık daha artıyor sanki.
Gözlemleyin. Çocuğun otururken çektiği o huzursuzluğu, tuvalet kapısındaki o tereddüdü iyi okuyun. Doğru müdahale ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu süreci atlatmak hiç de imkânsız değil, yeter ki kulaktan dolma bilgilerle rastgele merhemlere sarılmayın...
Çocuğunuz sürekli tuvalete gitmekten kaçınıyor, her dışkılama anı âdeta bir drama dönüşüyorsa orada bir durup düşünmek lazım. Sebebi her zaman klasik bir basur memesi olmayabilir elbette; çoğu zaman anal fissür denilen o lanet çatlaklar işin içine karışır ama klinik tabloda hemoroid pakelerinin belirginleştiği durumlar da az değil hani.
Beslenme düzeni deriz ya hani her fırsatta... İnanın işin özü dönüp dolaşıp o tabağa geliyor abi. Sebze yemeyen, su içmeyi aklına bile getirmeyen, sürekli hamur işiyle karın doyuran çocuklarda bağırsak hareketleri öyle bir tembelleşiyor ki... Sonrasında gelsin sert kütleler, gitsin ıkınmalar.
Ikınmak demişken... O minik bedenlerin tuvalette dakikalarca kendilerini zorlaması, pelvik tabandaki damar ağını öyle bir basınç altında bırakıyor ki sormayın. E durum böyle olunca damarlar genişliyor, dışarı doğru bombe yapıyor, yani bildiğiniz süreç başlıyor işte.
İlaçla, kremle hemen mucize beklemek doğru mu peki? Değil elbette. Önce o sertleşmiş tabloyu yumuşatmak, çocuğun tuvalet korkusunu yenmesini sağlamak şart; gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor...
Lifli gıdaları hayatın merkezine oturtmak, bolca su içirmek ve gerekirse ılık oturma banyolarıyla o bölgeyi rahatlatmak... Aslında reçete bu kadar net; ama uygula uygulayabilirsen, çocuk bu neticede, enginarı görünce kafasını çeviriveriyor işte.
Bazen de ebeveynler panik hâlinde doktora koşuyor; "Eyvah, çocuğumun makatında kan var!" diye. Tamam, korku insana her şeyi düşündürür ama sakin olmakta fayda var, her kanama doğrudan hemoroid demek değildir zira. Bir bakarsınız basit bir çatlaktır, bir bakarsınız...
Tuvalet eğitimindeki aşırı baskıcı tutumlar da işi bu noktaya getirebiliyor, vallahi bak. Çocuk kaka yapmaktan korktukça erteliyor, erteledikçe içerideki kütle sertleşiyor ve döngü en baştan, daha ağrılı bir şekilde yeniden başlıyor.
Genetik yatkınlık diye bir gerçek de var hani, göz ardı edemeyiz. Ailede damar yapısı zayıf olan, varis veya benzeri problemlere yatkın bireyler varsa, miniklerde de bu tür damarsal genişlemelerin görülme ihtimali bir tık daha artıyor sanki.
Gözlemleyin. Çocuğun otururken çektiği o huzursuzluğu, tuvalet kapısındaki o tereddüdü iyi okuyun. Doğru müdahale ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu süreci atlatmak hiç de imkânsız değil, yeter ki kulaktan dolma bilgilerle rastgele merhemlere sarılmayın...