Çocuklarda egzama belirtileri

Çocuklarda egzama belirtileri

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Gece yarıları aniden gelen o huzursuz ağlamalar var ya, işte onlar çoğu zaman kuru bir cilt yüzünden başlıyor. Miniğin cildi birden pütür pütür oluveriyor, sonra bir bakmışsın yanaklar, dirsek kıvrımları al alarm veriyor. Hakikaten insan ne yapacağını şaşırıyor ilk gördüğünde; pişik mi acaba diyoruz, yoksa yediği bir şey mi dokundu derken... Meğer o bildiğimiz, duyunca bile içimizi sızlatan egzama sinsice kapıyı çalmış.

Biz anneler, babalar olarak hep en iyisi olsun istiyoruz ama bazen ne yaparsak yapalım o bacak aralarındaki, bileklerdeki pullanmanın önüne geçemiyoruz. Çocuğun elini o kızarık yere her uzatışında insanın içi cız ediyor vallahi. Kaşıdıkça kanatacak gibi oluyor, engellemeye çalışsan bu sefer feryadı basıyor. Bir de o kuruluk öyle normal bir kuruluk değil ki, bildiğin zımpara gibi pürüzlü bir doku bırakıyor geride.

Yanaklarda beliren o hafif pembelik baştan çok tatlı, sevimli bir kızarıklık gibi durur genellikle. Hatta "Maşallah, elma gibi yanakları var" der geçeriz komşularla konuşurken. Ama işte o pembelik birkaç güne kalmadan kabuklanmaya, dökülmeye başlayınca anlıyoruz durumun rengini. Hele ki bebek biraz hareketlenip tırnaklarını o hassas cilde geçirmeye başladığı an... Vallahi billahi uykular haram oluyor evdekilere.

Aslında vücudun tam olarak nerelerinde çıktığı da çok şey anlatıyor bize. Mesela emekleyen çocuklarda diz kapaklarının önü, o sürekli yere temas eden yerler bir anda alev alıyor sanki. Bazen de kulak arkasında gizli gizli beliriyor, gözden kaçabiliyor o yüzden. Kuru bir kaşıntı tutturuyor çocuğu, dur durak bilmiyor yavrucak.

Suya sokmaya korkar oluyoruz bir süre sonra, hani banyo yaptırsak daha mı kötü olacak yoksa rahatlayacak mı kestiremiyoruz. Sıcak suyu gördüğü an o kızarık yerler daha da bir belirginleşiyor, adeta "ben buradayım" diye bağırıyor. Bir de üstüne mevsim geçişleri eklenince, soğuk rüzgar yüzüne vurduğu gibi... Anında reaksiyon gösteriyor o hassas ten.

Kıyafet seçimi bile tam bir işkenceye dönüşebiliyor böyle zamanlarda. Şık dursun diye giydirdiğimiz o süslü, sentetik kumaşlar yok mu, tam bir baş belası! Çocuğun sırtı biraz terlemeyegörsün, o dakika kaşıntı krizleri başlıyor işte. Hani pamuklu giydirelim, bol şeyler seçelim diyoruz ama bazen en yumuşak atlet bile batıyor o minik bedene.

Bazen durup düşünüyoruz, biz nerede hata yaptık, acaba evi yeterince havalandırmadık mı ya da kullandığımız deterjan mı dokundu diye. İnsan kendini suçlamadan edemiyor işte, ebeveynlik psikolojisi. Oysa çocukların immun sistemi daha emekleme aşamasında, vücut dış dünyayı yeni yeni tanıyor. Cilt bariyeri dediğimiz şey henüz tam kurulmamış ki, en ufak bir toz tanesinden bile nem kapıyor bünye.

Doktora gitsek hemen bir sürü krem verip yollayacak sanıyoruz ama işin özü cildi sürekli nemli tutmaktan geçiyor aslında. O kuruluk bir kere kırıldı mı, çocuk da rahat bir nefes alıyor biz de. Yeter ki o kaşıntı döngüsünü bir yerden kıralım, tırnaklarını kısa tutalım, cildini susuz bırakmayalım. GERİSİ... Gerisi bir şekilde halloluyor, sabırla geçmesini bekliyoruz işte.
 
Geri