Beyaz dolgu mu amalgam dolgu mu?

Beyaz dolgu mu amalgam dolgu mu?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Çocukken o gıcırdayan gri koltuğa her oturduğumda, o meşhur metalik kokuyu içime çeker, yanağımı sıkan o devasa aletlerin sesinden ürkerdim. İşte o günlerden kalma sol alt azı dişimdeki o simsiyah, metalik yama hâlâ orada duruyor; hani şu cıva ve gümüş karışımı, tıp dilindeki adıyla amalgam dolgu... Şimdilerde herkes tutturmuş bir estetik kaygı, beyaz dolgu da beyaz dolgu diye ama işin aslı sadece görüntüden mi ibaret, yoksa o eski toprak metallerin hâlâ anlatacak bir hikayesi var mı?

Diş hekiminin o keskin ışığı gözünü alırken ağzını sonuna kadar açıp beklemek tam bir sabır sınavıdır, hele ki o dolgu maddesinin dişe yerleştirilme anı... Kompozit dediğimiz o beyaz, estetik dolgular dişine özel bir ışıkla "tık" diye saniyeler içinde yapıştırılıveriyor; dişe kimyasal olarak öyle bir bağlanıyor ki adeta onun bir parçası oluyor yani. Amalgamda ise durum çok farklı, o mekanik bir kilitlenmeyle tutunuyor oraya, dişten ekstra madde eksiltmek gerekiyor sırf o gri kütle yerinde dursun diye...

Geçen gün bir dostum kahve içerken sızlayan dişini gösterip "Abi gözünü seveyim söyle, hangisi daha sağlam?" diye sordu, içimden bir kahkaha atmak geldi vallahi billahi. Dedim ki bak dostum, o her köşe başında kötülenen gri amalgam var ya, yirmi sene gıkını çıkarmadan o dişin üstünde yaşar, çiğneme basıncına bana mısın demez. Kompozit dolgular ise ne kadar teknolojik olursa olsun, o büyük azı dişlerinin devasa yükü altında zamanla aşınabiliyor, mikroskobik sızıntılar yapabiliyor... Dayanıklılık mı, yoksa bembeyaz bir gülüş mü, bütün mesele bu aslında.

Kliniğin koridorunda sıra beklerken duvarlardaki o steril posterlere bakıp cıva zehirlenmesi efsanelerini düşünürsün, için ürperir hani... Aslında amalgamın içindeki o cıva serbest halde değil ki seni zehirlesin, kimyasal olarak bağlanmış durumda ama insan yine de modern dünyada vücuduna o ağır metali sokmak istemiyor işte. Beyaz dolgular ise toksik endişelerden tamamen uzak, biyouyumlu malzemeler olarak içini rahatlatıyor ama onların da o büzülme katsayısı, ışıkla sertleşirken yarattığı o milimetrik gerilimler...

Şöyle bir aynanın karşısına geçip ağzını kocaman açtığında o arka dişlerdeki siyah noktaları görmek canını sıkıyorsa, hiç düşünme git değiştir o eski dolgularını derim. Ama sapasağlam duran, sızlamayan, seni üzmeyen bir amalgamı da sırf rengi gri diye söktürmek... Dişinden durduk yere bir parça daha kaybetmeye değer mi, bence bir daha düşünmeli insan. Tabii ön dişlerdeysen zaten tartışmasız tek seçeneğin o diş rengindeki kompozitler, aksi halde gülerken o metalik gölgeyle yaşamak tam bir kabus olurdu herhalde.
 
Geri