Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah fırından yeni çıkmış o sıcacık beyaz ekmeğin kokusunu kim sevmez ki abi ya, insan dayanamıyor işte.
Yıllardır sofralarımızın baş tacı olan o pamuk gibi beyaz ekmekten bahsediyorum, maalesef vücudumuza yaptığı kötülükleri sonradan anlıyoruz.
Beyaz ekmek yerken aldığımız o anlık mutluluk, ne yazık ki kısa süre sonra yerini inanılmaz bir halsizliğe ve çabucak acıkmalara bırakıyor vallahi billahi.
İşlenmiş unun içindeki o zavallı buğday tanesi, bütün faydalı liflerinden ve vitaminlerinden arındırıldığı için geriye sadece boş bir niyasta yığını kalıyor...
Tam buğday ekmeğine geçtiğimiz o ilk günlerde insan kendini sanki tuğla çiğniyormuş gibi hissediyor ama alışınca asıl lezzetin o olduğunu anlıyorsunuz.
Doğal olanın peşinden gitmek lazım aslında, çünkü lif deposu tam buğday ekmeği hem sindirim sistemimizi bayram ettiriyor hem de uzun süre tok tutuyor.
Beyaz ekmek kan şekerimizi resmen lunapark trenine çevirip bir o yana bir bu yana savururken, tam buğday o dengeyi inatla koruyor.
Yani demem o ki, market reyonlarında rengine aldanıp aldığımız o süslü beyaz ekmekler sağlığımızı ağır ağır kemiren gizli birer düşman gibi adeta.
Geleneksel tercihlerimizden vazgeçmek zor biliyorum ama eski kafalı alışkanlıkları bir kenara bırakıp bu beyaz tehlikeden artık kesinlikle kaçınmalıyız.
Sağlıklı bir yaşamın anahtarı belki de fırından içeri girdiğimizde o esmer, kabuklu ve ağır ekmeklere yönelmekten geçiyor, başka yolu yok.
Yıllardır sofralarımızın baş tacı olan o pamuk gibi beyaz ekmekten bahsediyorum, maalesef vücudumuza yaptığı kötülükleri sonradan anlıyoruz.
Beyaz ekmek yerken aldığımız o anlık mutluluk, ne yazık ki kısa süre sonra yerini inanılmaz bir halsizliğe ve çabucak acıkmalara bırakıyor vallahi billahi.
İşlenmiş unun içindeki o zavallı buğday tanesi, bütün faydalı liflerinden ve vitaminlerinden arındırıldığı için geriye sadece boş bir niyasta yığını kalıyor...
Tam buğday ekmeğine geçtiğimiz o ilk günlerde insan kendini sanki tuğla çiğniyormuş gibi hissediyor ama alışınca asıl lezzetin o olduğunu anlıyorsunuz.
Doğal olanın peşinden gitmek lazım aslında, çünkü lif deposu tam buğday ekmeği hem sindirim sistemimizi bayram ettiriyor hem de uzun süre tok tutuyor.
Beyaz ekmek kan şekerimizi resmen lunapark trenine çevirip bir o yana bir bu yana savururken, tam buğday o dengeyi inatla koruyor.
Yani demem o ki, market reyonlarında rengine aldanıp aldığımız o süslü beyaz ekmekler sağlığımızı ağır ağır kemiren gizli birer düşman gibi adeta.
Geleneksel tercihlerimizden vazgeçmek zor biliyorum ama eski kafalı alışkanlıkları bir kenara bırakıp bu beyaz tehlikeden artık kesinlikle kaçınmalıyız.
Sağlıklı bir yaşamın anahtarı belki de fırından içeri girdiğimizde o esmer, kabuklu ve ağır ekmeklere yönelmekten geçiyor, başka yolu yok.