Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Aç karnına koşu bandına çıkmak kimine göre tam bir delilik, kimine göre ise yağ yakmanın en kestirme yolu. Sabahın köründe miden bomboşken o ağırlıkların altına girmek gözünü korkutuyor olabilir ama vücudunun kendi depolarını kullanmayı öğrenmesi tam olarak bu kapıdan geçiyor. Aslında olay tamamen ritmini bulmakla, kendini dinlemekle alakalı...
Beslenme pencereni akşam erken kapatıp sabah sporuna yetişiyorsan, ilk yemeğe kadar geçen o süre bazen bitmek bilmez. Vücut enerji arıyor, glikojen depoları çoktan suyunu çekmiş, sen orada kardiyo yapmaya çalışıyorsun. Haliyle ilk başlarda biraz baş dönmesi, hafif bir halsizlik hissetmen çok normal, hemen havlu atmamak lazım.
Ağır direnç egzersizleri yapacaksan, kas kütleni korumak ya da büyütmek gibi bir derdin varsa antrenman saatini o yemek yiyebildiğin saatlere denk getirmen çok daha mantıklı olur. Yani kasları beslemeden onlardan mucize beklemek biraz haksızlık sanki, değil mi? Protein sentezi denen o mevzu açken pek de istediğin gibi yürümüyor maalesef.
Vallahi billahi ilk haftalar "Ben ne yapıyorum, bu eziyet niye" diyeceksin, burası kesin. Sonra bir bakacaksın ki o sabah sersemliği gitmiş, yerine acayip bir odaklanma hissi, garip bir hafiflik gelmiş. Vücut yağları yakıt olarak kullanmaya alıştıkça işler tamamen değişiyor, motor resmen başka bir yakıtla çalışmaya başlıyor.
Açken performansım düşer mi diye dert ediyorsan, bu korkunun biraz psikolojik olduğunu kabul edelim önce. Eğer hedefin olimpiyatlara hazırlanmak değilse, sadece fit kalmak ve yağ oranını düşürmek istiyorsan o kadarcık açlık seni yıkmaz. Hatta tam tersine, dolu mideyle spor yapmanın o hantallığından kurtulduğun için şükredebilirsin.
Antrenmandan hemen sonra deli gibi acıkıp önüme gelen her şeyi yiyesim geliyor diyorsan, işte orada büyük bir irade sınavı başlıyor. Oruç bozulma saatine daha varsa ve sen sporu bitirdiysen, yeşil çayla veya sade kahveyle o açlık dalgasını bastırmayı öğrenmen gerek... Yoksa sporda yaktığın üç beş kalorinin hiçbir hükmü kalmaz, emeğine yazık olur.
Suyu ve elektrolitleri asla ihmal etmemelisin, bu işin şakası yok çünkü. Aç kalıyorsun diye susuz da kalacaksın anlamına gelmiyor bu süreç, aksine normalden çok daha fazla su tüketmen şart. Hatta sporda çok terliyorsan, o mineral kaybını önlemek için suya bir çimdik kaya tuzu atmak acayip işe yarıyor.
Herkesin metabolizması, kas yapısı, yaşam tarzı bambaşka sonuçta. Yan komşun aç karnına crossfit yapıp canavar gibi takılıyor diye senin de aynısını yapmana gerek yok. Kendini dene, bir ay boyunca sabah aç dene, bir ay da akşam tok dene; en iyi kararı zaten senin kendi vücudun verecek...
Beslenme pencereni akşam erken kapatıp sabah sporuna yetişiyorsan, ilk yemeğe kadar geçen o süre bazen bitmek bilmez. Vücut enerji arıyor, glikojen depoları çoktan suyunu çekmiş, sen orada kardiyo yapmaya çalışıyorsun. Haliyle ilk başlarda biraz baş dönmesi, hafif bir halsizlik hissetmen çok normal, hemen havlu atmamak lazım.
Ağır direnç egzersizleri yapacaksan, kas kütleni korumak ya da büyütmek gibi bir derdin varsa antrenman saatini o yemek yiyebildiğin saatlere denk getirmen çok daha mantıklı olur. Yani kasları beslemeden onlardan mucize beklemek biraz haksızlık sanki, değil mi? Protein sentezi denen o mevzu açken pek de istediğin gibi yürümüyor maalesef.
Vallahi billahi ilk haftalar "Ben ne yapıyorum, bu eziyet niye" diyeceksin, burası kesin. Sonra bir bakacaksın ki o sabah sersemliği gitmiş, yerine acayip bir odaklanma hissi, garip bir hafiflik gelmiş. Vücut yağları yakıt olarak kullanmaya alıştıkça işler tamamen değişiyor, motor resmen başka bir yakıtla çalışmaya başlıyor.
Açken performansım düşer mi diye dert ediyorsan, bu korkunun biraz psikolojik olduğunu kabul edelim önce. Eğer hedefin olimpiyatlara hazırlanmak değilse, sadece fit kalmak ve yağ oranını düşürmek istiyorsan o kadarcık açlık seni yıkmaz. Hatta tam tersine, dolu mideyle spor yapmanın o hantallığından kurtulduğun için şükredebilirsin.
Antrenmandan hemen sonra deli gibi acıkıp önüme gelen her şeyi yiyesim geliyor diyorsan, işte orada büyük bir irade sınavı başlıyor. Oruç bozulma saatine daha varsa ve sen sporu bitirdiysen, yeşil çayla veya sade kahveyle o açlık dalgasını bastırmayı öğrenmen gerek... Yoksa sporda yaktığın üç beş kalorinin hiçbir hükmü kalmaz, emeğine yazık olur.
Suyu ve elektrolitleri asla ihmal etmemelisin, bu işin şakası yok çünkü. Aç kalıyorsun diye susuz da kalacaksın anlamına gelmiyor bu süreç, aksine normalden çok daha fazla su tüketmen şart. Hatta sporda çok terliyorsan, o mineral kaybını önlemek için suya bir çimdik kaya tuzu atmak acayip işe yarıyor.
Herkesin metabolizması, kas yapısı, yaşam tarzı bambaşka sonuçta. Yan komşun aç karnına crossfit yapıp canavar gibi takılıyor diye senin de aynısını yapmana gerek yok. Kendini dene, bir ay boyunca sabah aç dene, bir ay da akşam tok dene; en iyi kararı zaten senin kendi vücudun verecek...