Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Mezoterapi ile bölgesel incelme denilen bu nane aslında son yılların en çok konuşulan estetik masallarından biri mi yoksa gerçekten çalışan mekanik bir mucize mi, insan oturup cidden düşünüyor abi ya.
Yıllarca spor salonlarında ter döküp o simit bölgesinden bir gram veremeyen milyonlarca insan var bu ülkede, biliyorsunuz değil mi? İşte tam bu noktada derinin altına ince uçlu iğnelerle vitaminler, mineraller, amino asitler ve lipolitik ajanlar zerk etme fikri kulağa hem biraz korkunç hem de acayip cazip geliyor, vallahi billahi öyle.
Yağ dokusunun metabolizmasını hızlandırmayı vaat eden bu kokteyller gerçekten o bölgesel yağları eritiyor mu yoksa sadece geçici bir ödem mi atılıyor, işin aslı tam olarak bu... Yani literatüre bakıyorsun, klinik çalışmalar var, evet; ama bir yandan da herkesin bünyesi bir değil ki azizim.
Seanslar ard arda dizilirken canın yanıyor mu peki, evet biraz sızlıyor tabii, iğne bu sonuçta gülümsetecek hali yok ya.
Lipoliz etkili maddelerin adiposit hücrelerini parçaladığı söyleniyor, yani yağ hücre zarının geçirgenliği artıyor ve içerideki yağ asitleri lenf sistemi yoluyla vücuttan uzaklaştırılıyor diyelim ki... Peki ya o inatçı kalça yağları? Onlar o kadar kolay terk etmiyor ki burayı, sanki tapulu mülkü gibi yapışmış kalmış adamlar.
Bir bakıyorsun ayna karşısında ölçü alıyorsun, evet iki santimlik bir incelme var ama bu gerçekten yağ kaybı mı yoksa su kaybı mı, bunu tam olarak kimse yüzde yüz garanti edemiyor zaten.
Uzmanlar diyor ki su tüketimi çok önemli, yoksa vücuttan atılamayan o yağ asitleri geri dönebilir... Dönebilir mi sahiden?
Doğru diyorsunuz aslında, mucize beklememek lazım bu işlerden; sonuçta bu bir sihirli değnek değil, destekleyici bir klinik protokol sadece.
Cildin elastikiyetini de artırdığı için sarkma yapmadan toparlaması en büyük artısı galiba, yoksa sadece kilo vermek bazen o derinin buruşmasına neden oluyor ki o da ayrı bir dert maalesef.
Cüzdanı yakması da işin tuzu biberi tabii, çünkü tek seansla bitmiyor bu işler, kürler halinde almak lazım ki bir şeye benzesin.
Bölgesel incelme hayaliyle yanıp tutuşanların en büyük yanılgısı da bu zaten, nasıl olsa iğne vuruluyor diye diyeti bozup fast-food gömmeye devam edersen omezoterapinin de hükmü kalmıyor bilesin.
Yıllarca spor salonlarında ter döküp o simit bölgesinden bir gram veremeyen milyonlarca insan var bu ülkede, biliyorsunuz değil mi? İşte tam bu noktada derinin altına ince uçlu iğnelerle vitaminler, mineraller, amino asitler ve lipolitik ajanlar zerk etme fikri kulağa hem biraz korkunç hem de acayip cazip geliyor, vallahi billahi öyle.
Yağ dokusunun metabolizmasını hızlandırmayı vaat eden bu kokteyller gerçekten o bölgesel yağları eritiyor mu yoksa sadece geçici bir ödem mi atılıyor, işin aslı tam olarak bu... Yani literatüre bakıyorsun, klinik çalışmalar var, evet; ama bir yandan da herkesin bünyesi bir değil ki azizim.
Seanslar ard arda dizilirken canın yanıyor mu peki, evet biraz sızlıyor tabii, iğne bu sonuçta gülümsetecek hali yok ya.
Lipoliz etkili maddelerin adiposit hücrelerini parçaladığı söyleniyor, yani yağ hücre zarının geçirgenliği artıyor ve içerideki yağ asitleri lenf sistemi yoluyla vücuttan uzaklaştırılıyor diyelim ki... Peki ya o inatçı kalça yağları? Onlar o kadar kolay terk etmiyor ki burayı, sanki tapulu mülkü gibi yapışmış kalmış adamlar.
Bir bakıyorsun ayna karşısında ölçü alıyorsun, evet iki santimlik bir incelme var ama bu gerçekten yağ kaybı mı yoksa su kaybı mı, bunu tam olarak kimse yüzde yüz garanti edemiyor zaten.
Uzmanlar diyor ki su tüketimi çok önemli, yoksa vücuttan atılamayan o yağ asitleri geri dönebilir... Dönebilir mi sahiden?
Doğru diyorsunuz aslında, mucize beklememek lazım bu işlerden; sonuçta bu bir sihirli değnek değil, destekleyici bir klinik protokol sadece.
Cildin elastikiyetini de artırdığı için sarkma yapmadan toparlaması en büyük artısı galiba, yoksa sadece kilo vermek bazen o derinin buruşmasına neden oluyor ki o da ayrı bir dert maalesef.
Cüzdanı yakması da işin tuzu biberi tabii, çünkü tek seansla bitmiyor bu işler, kürler halinde almak lazım ki bir şeye benzesin.
Bölgesel incelme hayaliyle yanıp tutuşanların en büyük yanılgısı da bu zaten, nasıl olsa iğne vuruluyor diye diyeti bozup fast-food gömmeye devam edersen omezoterapinin de hükmü kalmıyor bilesin.