Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Ameliyattan önce o kahve içilmeyecek deniyorsa, vallahi bir bildiğimiz var. Midemizde her zaman salgılanan o hidroklorik asit, genel anestezi altında çizgili kaslarımız gevşeyince yukarı doğru tırmanma eğilimine giriyor. Özofagus dediğimiz yemek borusunun alt ucundaki o doğal kapakçık mekanizması, ilaçların etkisiyle adeta kendini salıyor. Hele içeride tam sindirilmemiş katı gıdalar kalmışsa, basınçla birlikte her şey tersine dönebilir... Akciğerlerin o hassas alveol dokusuna mide asidi kaçması demek, tıp dilinde aspirasyon pnömonisi dediğimiz çok can sıkıcı bir tabloya davetiye çıkarmak demektir.
Mesele sadece aç kalmak da değil aslında, işin bir de midenin boşalma hızı dediğimiz o gastrik motilite boyutu var ki sormayın. Sıvılar mideyi çok hızlı, yaklaşık iki saat içinde terk ederken; yağlı, proteinli ağır bir yemeğin onikiparmak bağırsağına geçmesi bazen sekiz saati bulabiliyor. Hani bazen hastalar "Bir lokmacık ekmek yedim abi ya, ne olacak?" diyor ya, işte o bir lokma bile mide sekresyonunu tetiklemeye yetiyor. Anestezi uzmanı o tüpü nefes borunuza yerleştirirken, yani entübasyon esnasında koruyucu laringeal refleksleriniz tamamen devre dışıdır. En ufak bir kaçak, akciğer kimyasal yanığına yol açar.
Açlık süresini abartıp kendinizi saatlerce susuz bırakmak da başka bir dert, yani kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım. Uzun süreli dehidratasyon vücudun intravasküler volümünü, yani damarların içindeki o hayati sıvı miktarını ciddi oranda azaltıyor. Bu sefer de anestezi indüksiyonu yapıldığı an, damarlar aniden genişleyince tansiyon pat diye aşağı düşüveriyor... Modern kılavuzlar artık operasyondan iki saat öncesine kadar berrak sıvılara, yani su veya posasız elma suyuna izin veriyor ki metabolizma o zorlu strese girmeden önce dengede kalabilsin. İnanın, o açlık süreleri siz acı çekin diye değil, tamamen homeostazi korunsun diye milimetrik hesaplanıyor.
Mesele sadece aç kalmak da değil aslında, işin bir de midenin boşalma hızı dediğimiz o gastrik motilite boyutu var ki sormayın. Sıvılar mideyi çok hızlı, yaklaşık iki saat içinde terk ederken; yağlı, proteinli ağır bir yemeğin onikiparmak bağırsağına geçmesi bazen sekiz saati bulabiliyor. Hani bazen hastalar "Bir lokmacık ekmek yedim abi ya, ne olacak?" diyor ya, işte o bir lokma bile mide sekresyonunu tetiklemeye yetiyor. Anestezi uzmanı o tüpü nefes borunuza yerleştirirken, yani entübasyon esnasında koruyucu laringeal refleksleriniz tamamen devre dışıdır. En ufak bir kaçak, akciğer kimyasal yanığına yol açar.
Açlık süresini abartıp kendinizi saatlerce susuz bırakmak da başka bir dert, yani kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım. Uzun süreli dehidratasyon vücudun intravasküler volümünü, yani damarların içindeki o hayati sıvı miktarını ciddi oranda azaltıyor. Bu sefer de anestezi indüksiyonu yapıldığı an, damarlar aniden genişleyince tansiyon pat diye aşağı düşüveriyor... Modern kılavuzlar artık operasyondan iki saat öncesine kadar berrak sıvılara, yani su veya posasız elma suyuna izin veriyor ki metabolizma o zorlu strese girmeden önce dengede kalabilsin. İnanın, o açlık süreleri siz acı çekin diye değil, tamamen homeostazi korunsun diye milimetrik hesaplanıyor.