Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Bıçak altına yatmak, sadece aynadaki o yeni silüetle buluşma hayalinden ibaret değil maalesef; işin mutfağında, yani laboratuvarda ciddi bir mesai dönüyor. Kimse size durup dururken "Hadi yarın gel, burnunu yapalım" demez, diyorsa da zaten oradan koşarak uzaklaşın derim. İşin aslı, o ameliyat masasına yatmadan önce vücudunuzun gizli haritasını çıkarmak zorundayız. İlk kural, akciğer grafisinden elektrokardiyogram yani EKG dediğimiz o dalgalı çizgilere kadar her şeyin tıkır tıkır işlediğini görmek. Vallahi billahi, en ufak bir ritim bozukluğu ya da göğüste biriken hafif bir soğuk algınlığı bile o çok istediğiniz operasyonu bir anda erteletebilir...
Kan değerleriniz aslında sizin kimlik kartınızdır ve o kartta yazanlar anestezi doktorunun en büyük kılavuzudur. Kan sayımı (hemogram), pıhtılaşma süreleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları derken önünüze upuzun bir liste konur. Düşünsenize, vücudunuzda kansızlık (anemi) varsa ya da kanınız geç pıhtılaşıyorsa o cerrah içeriye nasıl güvenle girebilir ki? Giremez abi, çok net. Doktorlar bu yüzden "PT" ve "aPTT" gibi karmaşık kısaltmalara sahip o pıhtılaşma testlerine hayati derecede takık durumdadırlar. Kanama eğiliminiz yüksekse, en basit bir göz kapağı estetiği bile kabusa dönebilir...
Anestezi, geçici bir ölüm simülasyonu gibidir dersem belki biraz abartmış olurum ama hissi aşağı yukarı buna yakın bir teslimiyettir. İşte tam olarak bu yüzden, o tatlı uykuya dalmadan önce akciğerlerinizin genel anestezi gazlarını ne kadar tolere edebileceğini ölçmek hayati önem taşır. Akciğer filmi çekilir, solunum fonksiyonlarınıza bakılır ve eğer sigara bağımlısıysanız işler biraz daha yokuşa sürülür. Cerrahlar ameliyattan en az iki hafta önce sigarayı bırakmanızı isterken aslında fantezi yapmıyorlar; akciğerlerin ameliyat esnasında oksijeni düzgün dağıtması gerekiyor. Yoksa o uyanma süreci... Neyse, burayı çok detaylandırmayalım ama sigarayı kesinlikle bırakın.
Kronik bir hastalığınız varsa, o estetik ameliyat sadece plastik cerrahın değil, koca bir tıp konseyinin ortak kararıyla yapılabilir ancak. Şekeriniz mi var, tansiyon hastası mısınız, yoksa tiroitleriniz mi sapıtmış durumda? Hepsinin tahlillerle tek tek belgelenmesi, ilgili branş hekimlerinden "Ameliyat olabilir" onayının yazılı olarak alınması şart. "Ben iyiyim yahu, ilaçlarımı düzenli alıyorum" demek maalesef kurtarmıyor; o hormon seviyeleri ve glukoz oranları raporda net şekilde görünmeli. Güvenli limanda kalmak varken neden fırtınaya kürek çekesiniz ki?
Kadın hastalar için listenin en sinsi, en beklenmedik sürprizi ise o son dakika yapılan hamilelik testidir. Ameliyat sabahı aç karnına hastaneye gidip kolunuzu uzattığınızda, beta-HCG testi mutlaka o tüplerin arasına sızar. Farkında olmadan hamile olabilirsiniz ve o anestezi ilaçları rahimdeki o küçücük canlı için geri dönüşü olmayan bir yıkım demektir. "İhtimal yok" demeyin, tıp dünyası bu şüpheyi asla şansa bırakmaz. Bir bakmışsınız, tüm hazırlıklar yapılmışken o küçük test sonucu yüzünden her şey iptal olmuş...
Kan değerleriniz aslında sizin kimlik kartınızdır ve o kartta yazanlar anestezi doktorunun en büyük kılavuzudur. Kan sayımı (hemogram), pıhtılaşma süreleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları derken önünüze upuzun bir liste konur. Düşünsenize, vücudunuzda kansızlık (anemi) varsa ya da kanınız geç pıhtılaşıyorsa o cerrah içeriye nasıl güvenle girebilir ki? Giremez abi, çok net. Doktorlar bu yüzden "PT" ve "aPTT" gibi karmaşık kısaltmalara sahip o pıhtılaşma testlerine hayati derecede takık durumdadırlar. Kanama eğiliminiz yüksekse, en basit bir göz kapağı estetiği bile kabusa dönebilir...
Anestezi, geçici bir ölüm simülasyonu gibidir dersem belki biraz abartmış olurum ama hissi aşağı yukarı buna yakın bir teslimiyettir. İşte tam olarak bu yüzden, o tatlı uykuya dalmadan önce akciğerlerinizin genel anestezi gazlarını ne kadar tolere edebileceğini ölçmek hayati önem taşır. Akciğer filmi çekilir, solunum fonksiyonlarınıza bakılır ve eğer sigara bağımlısıysanız işler biraz daha yokuşa sürülür. Cerrahlar ameliyattan en az iki hafta önce sigarayı bırakmanızı isterken aslında fantezi yapmıyorlar; akciğerlerin ameliyat esnasında oksijeni düzgün dağıtması gerekiyor. Yoksa o uyanma süreci... Neyse, burayı çok detaylandırmayalım ama sigarayı kesinlikle bırakın.
Kronik bir hastalığınız varsa, o estetik ameliyat sadece plastik cerrahın değil, koca bir tıp konseyinin ortak kararıyla yapılabilir ancak. Şekeriniz mi var, tansiyon hastası mısınız, yoksa tiroitleriniz mi sapıtmış durumda? Hepsinin tahlillerle tek tek belgelenmesi, ilgili branş hekimlerinden "Ameliyat olabilir" onayının yazılı olarak alınması şart. "Ben iyiyim yahu, ilaçlarımı düzenli alıyorum" demek maalesef kurtarmıyor; o hormon seviyeleri ve glukoz oranları raporda net şekilde görünmeli. Güvenli limanda kalmak varken neden fırtınaya kürek çekesiniz ki?
Kadın hastalar için listenin en sinsi, en beklenmedik sürprizi ise o son dakika yapılan hamilelik testidir. Ameliyat sabahı aç karnına hastaneye gidip kolunuzu uzattığınızda, beta-HCG testi mutlaka o tüplerin arasına sızar. Farkında olmadan hamile olabilirsiniz ve o anestezi ilaçları rahimdeki o küçücük canlı için geri dönüşü olmayan bir yıkım demektir. "İhtimal yok" demeyin, tıp dünyası bu şüpheyi asla şansa bırakmaz. Bir bakmışsınız, tüm hazırlıklar yapılmışken o küçük test sonucu yüzünden her şey iptal olmuş...