Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergedeki o kırmızı ibrenin aniden yükseldiğini gördüğün an, içini kaplayan o ani panik hissini çok iyi bilirim. Yol kenarına çekip durmak ile "şuracıkta iki dakikalık mesafem kaldı, idare eder" düşüncesi arasında gidip gelirken vereceğin karar, inan bana motorunun tamamen hurdaya dönmesiyle sonuçlanabilir. Aracının soğutma sistemi bir kere iflas bayrağını çektiğinde, silindir kapak contasının yanması an meselesidir ki bu da seni sanayide binlerce liralık bir masrafla baş başa bırakır... Sakın ola ki o yükselen hararetle yola devam edebileceğini aklından bile geçirme; çünkü motor bloğu yüksek sıcaklığa maruz kaldığında metaller genleşir ve geri dönüşü olmayan yapısal hasarlar baş gösterir.
Direksiyon başındayken motorun aşırı ısındığını fark ettiğin an yapacağın ilk iş, klimayı derhal kapatıp aracın kaloriferini en sıcak dereceye getirmek olmalıdır. Evet, yaz sıcağında bunu yapmak kulağa çılgınca geliyor olabilir ancak motorun üzerindeki o devasa ısı yükünü kabin içine üfleyerek sistemi bir nebze olsun rahatlatmanın tek yolu maalesef budur. Eğer trafik çok sıkışıksa ve dur-kalk yapıyorsan, vitesi boşa alıp motoru hafifçe devirlendirerek devirdaim pompasının daha hızlı dönmesini sağlayabilirsin... Durumu kurtarayım derken motor yataklarını tamamen eline almamak adına, en yakın güvenli cebe veya emniyet şeridine kendini atmaya odaklanmalısın.
Güvenli bir yere çekip durdun diyelim, sakın ha o kaputu açar açmaz radyatör kapağına elini sürmeye kalkma! İçeride sıkışmış olan o aşırı sıcak su ve buhar, kapağı gevşettiğin anda yüzüne doğru infilak eder gibi fışkırır ve çok ciddi yanıklara yol açar. Motorun en az yirmi ya da otuz dakika boyunca kendi kendine soğumasını beklemek, bu süreçte yapabileceğin en mantıklı ve en güvenli hamledir... Soğutma sıvısının azaldığını görsen bile, sıcak motora direkt olarak buz gibi soğuk su eklemek motor bloğunun çatlamasına neden olur; su ekleyeceksen de motorun mutlaka ılıklaşmış olması ve aracın çalışır vaziyette tutulması gerekir.
Peki, bu noktaya nasıl gelindiğini, aracının sana daha önce hangi sinyalleri verdiğini hiç düşündün mü? Radyatör hortumlarındaki ufak bir sızıntı, termostatın kapalı konumda takılı kalması veya fan motorunun sigortasının atması gibi basit görünen detaylar bu büyük felaketin habercisidir aslında. Antifriz kontrolünü düzenli yapmadığında ya da sisteme sürekli musluk suyu eklediğinde, o kireçlenme ve paslanma içerideki kanalları tıkayarak motorun nefes almasını engeller... Aracının altından sızan o tatlımsı kokulu renkli sıvıyı fark ettiğin an, tehlike çanlarının senin için çaldığını anlamalı ve servisin yolunu tutmalısın.
Çekici çağırmak yerine şansını zorlayıp yola devam etmenin bedeli, yeni bir motor bloku satın almaktan çok daha ağır psikolojik yıpranmalara yol açabilir. O an harcayacağın bir saatlik zaman veya çekici ücreti, seni aylarca sürecek sanayi mağduriyetlerinden ve astronomik tamir faturalarından tamamen koruyacaktır. Unutma ki otomobiller de tıpkı insanlar gibidir; yüksek ateşle koşturmaya çalışırsan bir noktada kalbi durur... Kendini ve yolcularını riske atmadan, o ibre normale dönene kadar kontağı kapalı tutmak en profesyonel sürücü refleksidir.
Direksiyon başındayken motorun aşırı ısındığını fark ettiğin an yapacağın ilk iş, klimayı derhal kapatıp aracın kaloriferini en sıcak dereceye getirmek olmalıdır. Evet, yaz sıcağında bunu yapmak kulağa çılgınca geliyor olabilir ancak motorun üzerindeki o devasa ısı yükünü kabin içine üfleyerek sistemi bir nebze olsun rahatlatmanın tek yolu maalesef budur. Eğer trafik çok sıkışıksa ve dur-kalk yapıyorsan, vitesi boşa alıp motoru hafifçe devirlendirerek devirdaim pompasının daha hızlı dönmesini sağlayabilirsin... Durumu kurtarayım derken motor yataklarını tamamen eline almamak adına, en yakın güvenli cebe veya emniyet şeridine kendini atmaya odaklanmalısın.
Güvenli bir yere çekip durdun diyelim, sakın ha o kaputu açar açmaz radyatör kapağına elini sürmeye kalkma! İçeride sıkışmış olan o aşırı sıcak su ve buhar, kapağı gevşettiğin anda yüzüne doğru infilak eder gibi fışkırır ve çok ciddi yanıklara yol açar. Motorun en az yirmi ya da otuz dakika boyunca kendi kendine soğumasını beklemek, bu süreçte yapabileceğin en mantıklı ve en güvenli hamledir... Soğutma sıvısının azaldığını görsen bile, sıcak motora direkt olarak buz gibi soğuk su eklemek motor bloğunun çatlamasına neden olur; su ekleyeceksen de motorun mutlaka ılıklaşmış olması ve aracın çalışır vaziyette tutulması gerekir.
Peki, bu noktaya nasıl gelindiğini, aracının sana daha önce hangi sinyalleri verdiğini hiç düşündün mü? Radyatör hortumlarındaki ufak bir sızıntı, termostatın kapalı konumda takılı kalması veya fan motorunun sigortasının atması gibi basit görünen detaylar bu büyük felaketin habercisidir aslında. Antifriz kontrolünü düzenli yapmadığında ya da sisteme sürekli musluk suyu eklediğinde, o kireçlenme ve paslanma içerideki kanalları tıkayarak motorun nefes almasını engeller... Aracının altından sızan o tatlımsı kokulu renkli sıvıyı fark ettiğin an, tehlike çanlarının senin için çaldığını anlamalı ve servisin yolunu tutmalısın.
Çekici çağırmak yerine şansını zorlayıp yola devam etmenin bedeli, yeni bir motor bloku satın almaktan çok daha ağır psikolojik yıpranmalara yol açabilir. O an harcayacağın bir saatlik zaman veya çekici ücreti, seni aylarca sürecek sanayi mağduriyetlerinden ve astronomik tamir faturalarından tamamen koruyacaktır. Unutma ki otomobiller de tıpkı insanlar gibidir; yüksek ateşle koşturmaya çalışırsan bir noktada kalbi durur... Kendini ve yolcularını riske atmadan, o ibre normale dönene kadar kontağı kapalı tutmak en profesyonel sürücü refleksidir.