Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) nedir?

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) nedir?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Gece yarısı aniden bastıran o tanıdık sağanak yağmur, o gün mutfakta tezgahın başında duran adam için sadece bir hava durumu olayı değildi. O gök gürültüsü, onun zihninde patlayan bir bombanın, yıkılan bir binanın birebir kopyasıydı aslında; evet, tam olarak öyleydi. İnsan bazen tehlikenin geçtiğini sanır ama beden asla unutmaz. Travma sonrası stres bozukluğu dedikleri o illet şey, tam da bu yanılsamanın ortasında başlar işte. Beyin bir kez o dehşet anına kilitlendi mi, artık takvimlerin hangi yılı gösterdiğinin hiçbir ehemmiyeti kalmıyor abi.

Geçenlerde bir savaş muhabiri arkadaşla oturuyoruz, adamın gözlerindeki o uzak bakışı görseniz ne demek istediğimi anlardınız. Adam yıllar önce cepheden dönmüş, güvenli evinde kahvesini yudumluyor ama ruhu hala o siperde, o toz toprak arasında sıkışıp kalmış sanki... Hani derler ya, zaman her şeyin ilacıdır diye; vallahi yalan, billahi yalan. Bazı yaralar kabuk bağlasa da altı hep kanar. TSSB, insanın geçmişi bugüne taşıyıp şimdiki zamanı paramparça etmesi durumudur bir bakıma. Zihin, yaşanmış bir felaketi döne döne yeniden üretir, durduramazsın.

Bir otobüs durağında beklerken arkada patlayan bir egzoz sesiyle yere kapaklanan birini görseniz ne düşünürsünüz? Deli mi dersiniz, yoksa aşırı tepki veren biri mi? İşin aslı, o insanın sistemi şu an acil durum alarmı veriyor, alarm son ses çalıyor işte... Tehlike yok ama içerdeki o mekanizma çoktan harekete geçti bir kere. Çevresine yabancılaşır insan, en sevdiklerinin yüzü bile birer yabancı gibi görünür bazen. Sürekli tetikte olmak, her köşeden bir düşman çıkacakmış gibi yaşamak zordur, hem de nasıl zor.

Kendinizi bir labirente sıkışmış gibi hissediyorsanız, çıkış kapısını kendi başınıza bulmaya çalışmaktan vazgeçin artık. Bu yükü tek başına taşımaya kalkmak, bile bile uçurumdan aşağı atlamaktan farksız. Bir uzmanın kapısını çalmak, teslim olmak değil; aksine, o zihinsel savaşı kazanmak için cephane toplamaktır. Bırakın o uzmanlar baksın o kırık dökük anılara... Çünkü bazen sadece anlatmak, birinin seni gerçekten duyduğunu bilmek bile o ağır yükü hafifletir.

Depremin üzerinden aylar geçmiş ama kadın hala sallanıyormuş hissiyle uyanıyor her gece yarısı. Yatak sağlam, zemin sağlam, oda sessiz... Ama gel de bunu onun kalbine anlat. Uykular haram olur, kabuslar bir film şeridi gibi siner gecenin karanlığına. İnsan kendi evinde, kendi yatağında mülteci gibi hisseder mi ya? Hisseder işte. TSSB tam olarak bu güvensizlik hissinin, o çaresizliğin ta kendisidir. Ne yapsan kaçamazsın o duygudan, o seni bulur.
 
Geri