Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Tarçın mucizevi bir yağ yakıcı değildir, bunu en baştan açıkça masaya koyalım. Yıllarca haber merkezlerinde sağlık haberleri yaparken ne "efsane" besinler gördüm; hepsi bir dönem parlayıp söndü. Fakat bu baharatın metabolizma üzerindeki o dengeli dokunuşunu yok saymak da haksızlık olur. Zayıflatır mı peki? Doğrudan kiloları eritmez ama o tatlı krizlerini bıçak gibi keser…
İnsülin direnci denilen o sinsi engeli kırmadan kilo vermek neredeyse imkansızdır. Tarçın tam da bu noktada hücrelerin kapısını çalarak şekerin içeri girmesine yardımcı oluyor, yani kan şekerini tek bir çizgide tutmaya çalışıyor. Gün içinde aniden acıkıp buzdolabının önünde kendinizi buluyorsanız, sebebi işte o ani şeker düşüşleridir. Bir çimdik tarçınla bu dalgalanmaların önüne geçmek mümkün aslında, kan şekerini dizginlemek kilo kaybının ilk kuralıdır zaten.
Seylan tarçını kullanmıyorsanız göbeğinizi eritmeye çalışırken karaciğerinizden olabilirsiniz, vallahi bak. Marketlerde ucuza satılan Çin tarçını yüksek miktarda kumarin içeriyor ve bu madde organlara ciddi anlamda yük bindiriyor. Aktara gidip özellikle kabuğu ince, kolay kırılan o gerçek Seylan türünü istemeniz şart. Doğal olanın peşine düşmek lazım, sağlığımız şakaya gelmez ki...
Kahvenin ya da yoğurdun içine serpiştireceğiniz bir çay kaşığı tarçın günün kaderini değiştirebilir mi? Kesinlikle değiştirir, en azından iştah mekanizmasını ciddi şekilde manipüle eder. Yeme krizleri geldiğinde hemen pes etmeyin, önce tarçınlı bir bitki çayı demleyin ve vücudunuza zaman tanıyın. Bazen açlık sandığımız şey, beynimizin bize oynadığı ufak bir oyundan ibarettir...
Kilosunu kontrol altında tutmak isteyen birinin mutfağındaki en güçlü destekçilerden biridir bu kokulu kabuk. Ancak sabah akşam tarçınlı su içerek oturduğunuz yerden zayıflayacağınızı sanıyorsanız büyük yanılıyorsunuz, yok öyle bir dünya. Hareket etmeden, beslenmeyi düzeltmeden tek bir baharattan medet ummak sadece kendimizi kandırmaktır. O sadece süreci kolaylaştıran bir katalizör, arkadaki gizli kahraman.
İnsülin direnci denilen o sinsi engeli kırmadan kilo vermek neredeyse imkansızdır. Tarçın tam da bu noktada hücrelerin kapısını çalarak şekerin içeri girmesine yardımcı oluyor, yani kan şekerini tek bir çizgide tutmaya çalışıyor. Gün içinde aniden acıkıp buzdolabının önünde kendinizi buluyorsanız, sebebi işte o ani şeker düşüşleridir. Bir çimdik tarçınla bu dalgalanmaların önüne geçmek mümkün aslında, kan şekerini dizginlemek kilo kaybının ilk kuralıdır zaten.
Seylan tarçını kullanmıyorsanız göbeğinizi eritmeye çalışırken karaciğerinizden olabilirsiniz, vallahi bak. Marketlerde ucuza satılan Çin tarçını yüksek miktarda kumarin içeriyor ve bu madde organlara ciddi anlamda yük bindiriyor. Aktara gidip özellikle kabuğu ince, kolay kırılan o gerçek Seylan türünü istemeniz şart. Doğal olanın peşine düşmek lazım, sağlığımız şakaya gelmez ki...
Kahvenin ya da yoğurdun içine serpiştireceğiniz bir çay kaşığı tarçın günün kaderini değiştirebilir mi? Kesinlikle değiştirir, en azından iştah mekanizmasını ciddi şekilde manipüle eder. Yeme krizleri geldiğinde hemen pes etmeyin, önce tarçınlı bir bitki çayı demleyin ve vücudunuza zaman tanıyın. Bazen açlık sandığımız şey, beynimizin bize oynadığı ufak bir oyundan ibarettir...
Kilosunu kontrol altında tutmak isteyen birinin mutfağındaki en güçlü destekçilerden biridir bu kokulu kabuk. Ancak sabah akşam tarçınlı su içerek oturduğunuz yerden zayıflayacağınızı sanıyorsanız büyük yanılıyorsunuz, yok öyle bir dünya. Hareket etmeden, beslenmeyi düzeltmeden tek bir baharattan medet ummak sadece kendimizi kandırmaktır. O sadece süreci kolaylaştıran bir katalizör, arkadaki gizli kahraman.