Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah uyanıyorsun, yataktan kalkar kalkmaz göğsünün orta yerinde o tanıdık, can sıkıcı gıcıklık tıkır tıkır yoklamaya başlıyor, vallahi billahi insanı çıldırtmaya yeter bu durum.
Geçer diyorsun, bir bardak su dikiyorsun dikmesine ama nerede, o öksürük sanki boğazına yerleşmiş bir kiracı gibi gitmek bilmeyip içini dışına çıkarıyor, yemin ederim adamın hayat enerjisini sömürüyor.
Acaba diyorum bazen, evdeki tozdan mı, yoksa şu meşhur reflü yine mi azdı da mide asidi yukarı tırmanıp boğazı yakıyor, hani şu sabahları ağızda gelen o acı tat var ya, tam da o işte.
Gece yatağa uzandığın an o gıcıklık tırmanışa geçer, başını yastığa koyarsın koymasına ama öksürük tuttu mu uykunun en tatlı yerinde böler, ne yapsan nafile, sabaha kadar döner durursun.
Bazen sigara dumanı derler, bazen kuru hava derler, ama işin aslı vücut sana "Dur bir dakika, içeride bir terslik var" diye bas bas bağırıyor da biz kulak arkası ediyoruz hep, abi ya vallahi öyle.
Doktora gitmek en mantıklısı tabii, iki dakikada dinleyip bir şurup yazıp gönderecek sanıyorsun ama bazen işin ucunda alerjik bir durum ya da sinüs akıntısı çıkıyor, insan şaşırıp kalıyor öylece.
Geçmeyen o inatçı öksürük aslında sıradan bir üşütme değil de uzun süredir bastırılmış stresin, koşturmacanın ve yorgunluğun bedenden dışarı atılma çabası olabilir mi acaba, kim bilir...
Gündüzleri iş güç koştururken belki biraz unutuluyor gibi oluyor ama akşam sessizlik çöktüğü an o ses yine odada yankılanmaya başlıyor, insan kendi sesine yabancılaşıyor yemin ederim.
Öyle hemen antibiyotiklere sarılmamak lazım, evde kaynattığın Ihlamur, içine damlattığın birkaç damla limon belki anlık bir ferahlık verir ama kökteki sebebi bulmadan o öksürük yakanı bırakmaz.
Derin bir nefes alıp şöyle bir dur bakalım, vücudunun sana ne anlatmaya çalıştığına kulak ver biraz, çünkü bazen en sade dert bile en uzun cümlelerle söyletir kendini insana...
Geçer diyorsun, bir bardak su dikiyorsun dikmesine ama nerede, o öksürük sanki boğazına yerleşmiş bir kiracı gibi gitmek bilmeyip içini dışına çıkarıyor, yemin ederim adamın hayat enerjisini sömürüyor.
Acaba diyorum bazen, evdeki tozdan mı, yoksa şu meşhur reflü yine mi azdı da mide asidi yukarı tırmanıp boğazı yakıyor, hani şu sabahları ağızda gelen o acı tat var ya, tam da o işte.
Gece yatağa uzandığın an o gıcıklık tırmanışa geçer, başını yastığa koyarsın koymasına ama öksürük tuttu mu uykunun en tatlı yerinde böler, ne yapsan nafile, sabaha kadar döner durursun.
Bazen sigara dumanı derler, bazen kuru hava derler, ama işin aslı vücut sana "Dur bir dakika, içeride bir terslik var" diye bas bas bağırıyor da biz kulak arkası ediyoruz hep, abi ya vallahi öyle.
Doktora gitmek en mantıklısı tabii, iki dakikada dinleyip bir şurup yazıp gönderecek sanıyorsun ama bazen işin ucunda alerjik bir durum ya da sinüs akıntısı çıkıyor, insan şaşırıp kalıyor öylece.
Geçmeyen o inatçı öksürük aslında sıradan bir üşütme değil de uzun süredir bastırılmış stresin, koşturmacanın ve yorgunluğun bedenden dışarı atılma çabası olabilir mi acaba, kim bilir...
Gündüzleri iş güç koştururken belki biraz unutuluyor gibi oluyor ama akşam sessizlik çöktüğü an o ses yine odada yankılanmaya başlıyor, insan kendi sesine yabancılaşıyor yemin ederim.
Öyle hemen antibiyotiklere sarılmamak lazım, evde kaynattığın Ihlamur, içine damlattığın birkaç damla limon belki anlık bir ferahlık verir ama kökteki sebebi bulmadan o öksürük yakanı bırakmaz.
Derin bir nefes alıp şöyle bir dur bakalım, vücudunun sana ne anlatmaya çalıştığına kulak ver biraz, çünkü bazen en sade dert bile en uzun cümlelerle söyletir kendini insana...