PSA yüksekliği neden olur?

PSA yüksekliği neden olur?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Geçen ay bizim eski berber Hüseyin Abi'yle konuşuyoruz, adamın yüzü kireç gibi. Hayırdır dedim, eline bir laboratuvar kağıdı tutuşturmuşlar, üzerinde "PSA: 5.2" yazıyor. Adam o an dünyasının yıkıldığını, o üç harfli lanet hastalığın pençesine düştüğünü sanmış; "Yandık ki ne yandık" diyor başka bir şey demiyor. Oysa bu meret, yani Prostat Spesifik Antijen dediğimiz o meşhur protein, prostat hücrelerinin ürettiği tamamen doğal bir salgı aslında ve her yükseliş doğrudan kötüye işaret etmek zorunda değil. Yani işin aslı, bu değer yükseldiğinde vücut sadece orada bir şeylerin yolunda gitmediğini, bir tür alarm durumunun başladığını fısıldıyor bize...

Laboratuvardan o kağıdı alıp kapıdan çıktığınız an içinize düşen o kurt var ya, vallahi billahi insanı içten içe kemirir, çok iyi bilirim. Ama durup bir nefes almak lazım; çünkü o prostat dediğimiz ceviz büyüklüğündeki organ, bazen sadece yaşlandığı için, yani tamamen selim (iyi huylu) bir büyüme dalgasına kapıldığı için bile bu proteini kana daha fazla sızdırmaya başlar. Yaş aldıkça saçların ağarması gibi bir şey bu aslında, hücreler çoğalıyor, hacim genişliyor ve doğal olarak barajın kapakları biraz daha aralanıyor. Kötü huylu bir tümör mü yoksa sadece yılların getirdiği o tatlı yorgunluk mu... İşte bütün mesele bu ayrımı doğru yapabilmekte yatıyor.

Geçenlerde bir ürolog dostumla kahve içiyoruz, "Yahu" dedi, "bize gelen hastaların yarısı aslında sadece idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor ama hepsi kanser oldum diye ağlayarak kapıdan giriyor." Hakikaten öyle, prostatın o incecik dokusu iltihaplandığında, yani tıp dilindeki adıyla prostatit kapıyı çaldığında PSA değerleri adeta şaha kalkar. Vücut orada hummalı bir savaş verirken, yangını söndürmeye çalışırken kan dolaşımına kontrolsüzce antijen pompalanır. Birkaç haftalık basit bir antibiyotik tedavisiyle o göklere çıkan rakamların nasıl tıpış tıpış eski yerine döndüğünü görseniz şaşarsınız...

Bazen de hiç akla gelmeyecek küçük bir hareket, o hassas dengeyi altüst etmeye yeter de artar bile. Mesela kan vermeden önceki gün bisiklete binip kilometrelerce pedal çevirdiyseniz ya da laboratuvar yolundan hemen önce doktorunuz o pek de sevilmeyen rektal muayeneyi yaptıysa geçmiş olsun. Prostat resmen fiziksel olarak hırpalanmış, ezilmiş ve içindeki tüm cephaneyi kana boşaltmıştır o an. Dolayısıyla test öncesinde en azından birkaç gün boyunca o bölgeyi mekanik olarak uyaracak her şeyden uzak durmak, sakin bir hayat sürmek gerekiyor ki sonuçlar bizi yanıltmasın...

Peki, şimdi ne yapacağız, bu kağıtla baş başa kalıp karalar mı bağlayacağız? Asla. Yapılacak en akıllıca iş, o tek bir ölçüme bakıp hayatı zindan etmek yerine, belirli aralıklarla bu değerin seyrini, yani yükseliş hızını takip ettirmek. Eğer o rakam merdivenleri üçer beşer tırmanmıyorsa, yerinde sayıyor ya da milim milim oynuyorsa panik yapacak hiçbir şey yok demektir. Kendinize iyi bakın, o bölgeyi üşütmeyin, bol su için ve en önemlisi o test kağıdını profesyonel bir gözün yorumlamasına izin verin...
 
Geri