Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Erkekliğin yazılmamış kuralıdır; elli yaşına merdiven dayadıysanız o üroloji servisinin kapısı elbet aşınacak. Ama işin aslı pek de öyle düz mantık ilerlemiyor abi, hele ki genetik mirasınızda prostat kanseri gibi bir gölge varsa kırklı yaşların başında o koltuğa oturmak zorundasınız. Babanızda, amcanızda, dayınızda bu bela görüldüyse hiç öyle "bana bir şey olmaz" havalarına girmeyin, vallahi billahi pişman olursunuz. Erken kalkan yol alır derler ya, prostat meselesinde de erken uyanan hayatını kurtarır. Genetik riskiniz varsa 40, risk yoksa en geç 50 yaşında o kanı vereceksiniz... başka yolu yok.
Vücudunuzun size sinyal vermesini bekliyorsanız çok büyük bir yanılgının içindesiniz demektir. Prostat öyle sinsidir ki, kanser hücreleri içeride fink atarken bile siz her sabah hiçbir şey yokmuş gibi uyanıp işinize gücünüze bakabilirsiniz. İdrar yaparken zorlanma, geceleri sık sık tuvalete koşma gibi şikayetler başladığında iş işten geçmiş olabilir demiyorum ama süreç çoktan zor bir viraja girmiştir. Yani belirti aramayın, şikayetim yok diye kendinizi kandırmayın. "Ben sapasağlamım, ne diye durduk yere kan vereyim?" algısını kafanızdan silip atmalısınız; sağlıklı hissetmek, içeride her şeyin tıkır tıkır işlediği anlamına gelmez.
Laboratuvar kapısına gitmeden önceki 48 saat, o test tüpünden çıkacak sonucun kaderini birebir belirler. Bisiklete binmek, cinsel ilişkiye girmek ya da ağır spor yapmak PSA değerinizi bir anda tavan yaptırabilir ve siz boşu boşuna korku dolu günler geçirirsiniz. Hekiminiz size söylemeyi unutabilir, yoğunluktan atlayabilir ama siz bilin: Testten önceki iki gün boyunca o bölgeyi uyaracak her türlü fiziksel aktiviteden uzak duracaksınız. Yoksa temiz çıkacak tahliliniz bir anda alarm verir, uykularınız kaçar...
Elinize aldığınız tahlil kağıdındaki yüksek rakamlar doğrudan kanser olduğunuz anlamına gelmez, bunu o paniklemiş beyninizin bir köşesine iyice yazın. PSA dediğimiz şey sadece kanserde yükselmez; basit bir prostat iltihabı veya iyi huylu büyüme de o değerleri göklere fırlatabilir. Sakin kalıp uzman bir hekimin yorumunu beklemek en doğrusu, internetteki felaket senaryolarına inanıp kendinizi yiyip bitirmeyin. Tersi de geçerli tabii; PSA'nın normal çıkması "yüzde yüz garanti" sunmaz ama kontrol altında olmak her zaman sizi bir adım önde tutar.
Vücudunuzun size sinyal vermesini bekliyorsanız çok büyük bir yanılgının içindesiniz demektir. Prostat öyle sinsidir ki, kanser hücreleri içeride fink atarken bile siz her sabah hiçbir şey yokmuş gibi uyanıp işinize gücünüze bakabilirsiniz. İdrar yaparken zorlanma, geceleri sık sık tuvalete koşma gibi şikayetler başladığında iş işten geçmiş olabilir demiyorum ama süreç çoktan zor bir viraja girmiştir. Yani belirti aramayın, şikayetim yok diye kendinizi kandırmayın. "Ben sapasağlamım, ne diye durduk yere kan vereyim?" algısını kafanızdan silip atmalısınız; sağlıklı hissetmek, içeride her şeyin tıkır tıkır işlediği anlamına gelmez.
Laboratuvar kapısına gitmeden önceki 48 saat, o test tüpünden çıkacak sonucun kaderini birebir belirler. Bisiklete binmek, cinsel ilişkiye girmek ya da ağır spor yapmak PSA değerinizi bir anda tavan yaptırabilir ve siz boşu boşuna korku dolu günler geçirirsiniz. Hekiminiz size söylemeyi unutabilir, yoğunluktan atlayabilir ama siz bilin: Testten önceki iki gün boyunca o bölgeyi uyaracak her türlü fiziksel aktiviteden uzak duracaksınız. Yoksa temiz çıkacak tahliliniz bir anda alarm verir, uykularınız kaçar...
Elinize aldığınız tahlil kağıdındaki yüksek rakamlar doğrudan kanser olduğunuz anlamına gelmez, bunu o paniklemiş beyninizin bir köşesine iyice yazın. PSA dediğimiz şey sadece kanserde yükselmez; basit bir prostat iltihabı veya iyi huylu büyüme de o değerleri göklere fırlatabilir. Sakin kalıp uzman bir hekimin yorumunu beklemek en doğrusu, internetteki felaket senaryolarına inanıp kendinizi yiyip bitirmeyin. Tersi de geçerli tabii; PSA'nın normal çıkması "yüzde yüz garanti" sunmaz ama kontrol altında olmak her zaman sizi bir adım önde tutar.