Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Laboratuvardan o küçük kağıdı alıp eve dönerken insanın içi elbet büzüşüyor, o PSA değerinin yanındaki koyu yazılmış sayıyı görünce dünyası şaşıyor insanın... Aslında her yüksek rakam o korkulan hastalığa çıkmıyor, yollardan sadece biri bu, hatta en virajlısı diyebiliriz.
Doktorun kapısını çalmadan önce internete bakıp kendi kendini bitiriyor insan bazen, vallahi billahi gereksiz yere dünyayı zindan ediyoruz kendimize... Oysa basit bir idrar yolu enfeksiyonu bile o değerleri uçurmaya yetiyor, bazen de sadece yaş almanın getirdiği sıradan bir durum bu.
Geçen gün bir tanıdık anlattı, tahlilden önceki gün bisiklete binmiş saatlerce, meğer o bile etkiliyormuş bu hassas mereti... Yani hemen en kötüsünü düşünüp karalar bağlamadan önce biraz durup nefes almak, o tahlili belki birkaç hafta sonra sakin kafayla bir daha yaptırmak gerek.
Bir de şu var tabii, yaş ilerledikçe prostat dediğimiz organ da bizimle beraber büyüyor, kendi halinde takılıyor orada... Haliyle salgıladığı o protein miktarı da artıyor, yani vücudun kendi ritmiyle alakalı bir durum bu, hemen panik yapacak bir şey yok aslında.
Yine de aklın bir köşesinde kalacağına gidip bir uzmana görünmek en doğrusu, hani derler ya için rahat etsin... Doktor zaten tek bir kanda çıkan sonuca bakıp hüküm vermez, başka şeyleri de inceler, sürece yayar işi.
Korkunun ecele faydası yok derler ama buradaki korku çoğunlukla bilgisizlikten, o sayılara çok fazla anlam yüklemekten kaynaklanıyor... Sakin kalıp adım adım ilerlemek, o testin sadece bir işaret fişeği olduğunu unutmamak lazım.
Doktorun kapısını çalmadan önce internete bakıp kendi kendini bitiriyor insan bazen, vallahi billahi gereksiz yere dünyayı zindan ediyoruz kendimize... Oysa basit bir idrar yolu enfeksiyonu bile o değerleri uçurmaya yetiyor, bazen de sadece yaş almanın getirdiği sıradan bir durum bu.
Geçen gün bir tanıdık anlattı, tahlilden önceki gün bisiklete binmiş saatlerce, meğer o bile etkiliyormuş bu hassas mereti... Yani hemen en kötüsünü düşünüp karalar bağlamadan önce biraz durup nefes almak, o tahlili belki birkaç hafta sonra sakin kafayla bir daha yaptırmak gerek.
Bir de şu var tabii, yaş ilerledikçe prostat dediğimiz organ da bizimle beraber büyüyor, kendi halinde takılıyor orada... Haliyle salgıladığı o protein miktarı da artıyor, yani vücudun kendi ritmiyle alakalı bir durum bu, hemen panik yapacak bir şey yok aslında.
Yine de aklın bir köşesinde kalacağına gidip bir uzmana görünmek en doğrusu, hani derler ya için rahat etsin... Doktor zaten tek bir kanda çıkan sonuca bakıp hüküm vermez, başka şeyleri de inceler, sürece yayar işi.
Korkunun ecele faydası yok derler ama buradaki korku çoğunlukla bilgisizlikten, o sayılara çok fazla anlam yüklemekten kaynaklanıyor... Sakin kalıp adım adım ilerlemek, o testin sadece bir işaret fişeği olduğunu unutmamak lazım.