Prostat muayenesi nasıl yapılır?

Prostat muayenesi nasıl yapılır?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
O soğuk muayene odasının kapısında beklemek... İnsanın içini kemiren o garip huzursuzluğu ancak yaşayan bilir abi. Koridordaki o keskin dezenfektan kokusu burnunuza geldikçe, ayaklarınız geri geri gitmek ister ya hani. Erkekliğin şanındandır deriz, kendimize konduramayız, hep bir erteleme bahanesi buluruz kendimize. Ama o kapıdan içeri adım atmak, aslında kendimizle yüzleşmenin ilk ve en cesur adımıdır...

İçeri girdiğinizde doktorun o sakin, neredeyse sıradan karşılaması biraz olsun nefes aldırıyor insana. Masanın üzerindeki kağıtlar, duvardaki anatomik şemalar derken gözünüz ister istemez o sedyeye kayıyor işte. İçinizden bir ses "Ne işim var benim burada" diye bağırıyor, vallahi billahi öyle. Ama doktorun o güven veren ses tonu, o ana kadar kafanızda kurduğunuz bütün o korkunç senaryoları bir anda durduruveriyor...

Hazırlanma aşaması işin en zor, en çok insanı kendiyle baş başa bırakan kısmı galiba. Sedyenin yanındaki o küçük paravanın arkasına geçip pantolonu gevşetirken, insan hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu düşünüyor birden. Arkası açık o muayene önlüğünü giymek, sanki bütün o dış dünyadaki zırhlarımızı, o güçlü adam rollerimizi bir kenara bırakmak gibi...

Sedyeye nasıl uzanacağınızı şaşırırsınız önce, öylece kalakalırsınız. Doktor "Cenin pozisyonu alalım lütfen" dediğinde, ana rahmindeki o savunmasız ana dönüyor sanki insan. Dizleri göğse doğru çekip beklemek, hayatın en uzun saniyeleri gibi gelir o an. Kendinizi kasmamak, derin nefes almak gerektiğini bilirsiniz de, o nefes bir türlü ciğerlerinize tam dolmaz ya...

O meşhur jel sesini duyarsınız sonra, hani şu hafif serin, kayganlaştırıcı jelin tüpten çıkış sesi. İşte tam o an, her şeyin başladığı ve geri dönüşün olmadığı o ince sınır çizgisi. Doktor eldivenini takarken çıkan o hışırtı, odadaki sessizlikte adeta yankılanır. İnsan sadece tavandaki bir noktaya kilitlenir, gözünü bile kırpmadan sadece o noktaya bakar...

Sadece birkaç saniye süreceğini söylerler hep, gerçekten de topu topu on, bilemedin on beş saniyelik bir şeydir aslında. Parmakla yapılan o dokunuş, o prostat bezinin sınırlarında gezinirken, canınızdan ziyade gururunuz acır gibi olur ilk başta. Ama hekimin parmak ucundaki o his, sizin yarınlarınızı, sevdiklerinizle geçireceğiniz o güzel yılları müjdeliyordur belki de. O yüzden sıkın dişinizi, dayanın gitsin...

Bittiğinde, o sedyeden doğrulurken üzerinizden tonlarca yük kalkmış gibi hafiflemiş hissedersiniz kendinizi. Hızlıca üzerinizi toparlayıp aynaya baktığınızda, o az önceki korkak adamdan eser kalmadığını görürsünüz. "Yahu bu kadar mıymış gerçekten" dersiniz kendi kendinize, vallahi boşa zindan etmişim günleri dersiniz. Keşke daha önce gelseydim, keşke bu kadar büyütmeseydim kafamda...
 
Geri