Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
40 yaşından sonra prostat kontrolü gerekli mi?
Kırklı yaşlara gelince insanın o eski deli dolu günleri yavaş yavaş rafa kalkıyor, atılan her adımda bir "acaba" başlıyor içeride.
Vallahi billahi insan otuzundan sonra onar yıllık dilimlerde resmen deri değiştiriyor sanki, fark etmiyorsun bile.
Hani derler ya, erkek adam doktora gitmez, hastanenin önünden bile geçmez...
İşte o safsata tam kırkta duvara çarpıyor, çünkü beden alarm vermeye başlıyor hafiften.
Prostat denilen o küçük ceviz tanesi var ya, hah, işte o ufaklık adamın başına büyük dertler açabiliyor zamanı gelince.
Geçenlerde mahalledeki kahvede otururken kürsüye çıkmış gibi konuşan bizim Hikmet abi "Ya bırak bu işleri, kırkta prostat mı olurmuş" dedi attı cigarayı.
Olur abi, hem de bal gibi olur, valla billahi doktorlar bile şaşırıyor artık bu işin erkene kaymasına.
Vücut sinyal gönderiyor aslında ama biz kulak arkası etmeyi çok seviyoruz milletçe.
Gece tuvalete kalkmalar birden bire ikiye üçe çıkıyorsa, sabahları o eski dinçlik yoksa, orada bi durup düşünmek lazım tabii.
Gerekli mi peki bu kontrol, gerçekten şart mı yani?
Aslında işin aslı şu; kimse sana "mutlaka bıçak altına yatacaksın" demiyor ki dostum, sadece bi parmak muayenesi ya da basit bi kan tahlili.
Korkulacak ne var bunda Allah aşkına?
Zaten o beyaz önlüklülerin odasına girerkenki o tuhaf gerginlik yok mu, insanın ömründen ömür alıyor biliyorum.
Ama bi tık, bi bakış, belki de ileride yaşanacak o büyük kâbusun önüne geçecek, bunu da unutmamak lazım.
Yani işin özü, erken teşhis denen o sihirli kelime hayat kurtarıyor abi, bizzat gözlerimle gördüm hastanede yatanlarda.
Erkek milleti olarak sağlığımızı en son sıraya koymaya bayılıyoruz, oysa ki araba bakımı gelince sanayiden çıkmıyoruz.
Kendimize gösterdiğimiz o özeni birazcık da bu tenin içine, bu kemiklerin sahibine göstermezsek günün birinde fatura çok ağır kesiliyor adama.
Doktor bey masanın arkasından gülümseyerek baktığında insan bi rahatlıyor sanki, bütün o kuruntular uçup gidiveriyor havaya.
Kırk yaş eşiktir derler ya, bence tam da bu yüzden çok kıymetli.
Kırklı yaşlara gelince insanın o eski deli dolu günleri yavaş yavaş rafa kalkıyor, atılan her adımda bir "acaba" başlıyor içeride.
Vallahi billahi insan otuzundan sonra onar yıllık dilimlerde resmen deri değiştiriyor sanki, fark etmiyorsun bile.
Hani derler ya, erkek adam doktora gitmez, hastanenin önünden bile geçmez...
İşte o safsata tam kırkta duvara çarpıyor, çünkü beden alarm vermeye başlıyor hafiften.
Prostat denilen o küçük ceviz tanesi var ya, hah, işte o ufaklık adamın başına büyük dertler açabiliyor zamanı gelince.
Geçenlerde mahalledeki kahvede otururken kürsüye çıkmış gibi konuşan bizim Hikmet abi "Ya bırak bu işleri, kırkta prostat mı olurmuş" dedi attı cigarayı.
Olur abi, hem de bal gibi olur, valla billahi doktorlar bile şaşırıyor artık bu işin erkene kaymasına.
Vücut sinyal gönderiyor aslında ama biz kulak arkası etmeyi çok seviyoruz milletçe.
Gece tuvalete kalkmalar birden bire ikiye üçe çıkıyorsa, sabahları o eski dinçlik yoksa, orada bi durup düşünmek lazım tabii.
Gerekli mi peki bu kontrol, gerçekten şart mı yani?
Aslında işin aslı şu; kimse sana "mutlaka bıçak altına yatacaksın" demiyor ki dostum, sadece bi parmak muayenesi ya da basit bi kan tahlili.
Korkulacak ne var bunda Allah aşkına?
Zaten o beyaz önlüklülerin odasına girerkenki o tuhaf gerginlik yok mu, insanın ömründen ömür alıyor biliyorum.
Ama bi tık, bi bakış, belki de ileride yaşanacak o büyük kâbusun önüne geçecek, bunu da unutmamak lazım.
Yani işin özü, erken teşhis denen o sihirli kelime hayat kurtarıyor abi, bizzat gözlerimle gördüm hastanede yatanlarda.
Erkek milleti olarak sağlığımızı en son sıraya koymaya bayılıyoruz, oysa ki araba bakımı gelince sanayiden çıkmıyoruz.
Kendimize gösterdiğimiz o özeni birazcık da bu tenin içine, bu kemiklerin sahibine göstermezsek günün birinde fatura çok ağır kesiliyor adama.
Doktor bey masanın arkasından gülümseyerek baktığında insan bi rahatlıyor sanki, bütün o kuruntular uçup gidiveriyor havaya.
Kırk yaş eşiktir derler ya, bence tam da bu yüzden çok kıymetli.