Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Erkeklerin pek çoğunun hayatında en az bir kez kapısını çalan, oysa her zaman adını koyamadığı o sinsi sızı... Tıp literatüründe prostatit dediğimiz bu meret, aslında prostat bezinin mikrop kapması ya da sadece hırpalanıp iltihaplanması durumudur. Kasıkların tam ortasında, hani o apış arası dediğimiz bölgede geçmek bilmeyen derin bir ağırlık hissiyle başlar her şey. Vallahi ilk başta insan üşüttüm herhalde deyip geçiştiriyor ama işin aslı çok başka çıkabiliyor. Özellikle idrar torbasının tam boşalmadığı hissi, geceleri uykudan uyanıp uyanıp tuvalete taşınmalar... Eğer idrarınızı yaparken o kanalın içinde incecik bir sızlama, hafif bir hararet hissediyorsanız, prostatınız size içeriden "burada bir şeyler dönüyor" mesajı yolluyor demektir.
Semptomlar bazen öyle bir hal alır ki, doktorlar bile işin içinden çıkmakta zorlanır; akut bakteriyel formunda aniden yükselen ateş ve titreme nöbetleri baş gösterirken, kronik vakalarda ise aylar süren sinsi bir ağrı döngüsü yerleşir vücuda. İşerken yanma hissi sadece başlangıçtır, asıl yorucu olan testislerin arkasındaki o belirsiz künt sızıdır. Hani bazen insan sert bir yere oturur da gün boyu o rahatsızlık geçmez ya, aynen öyle bir his... İşin içine bir de cinsel isteksizlik ya da boşalma esnasında aniden saplanan o keskin acı girince can sıkıntısı iyice katlanır. Bu gibi durumlarda üroloğun yapacağı ilk iş rektal muayenedir; parmakla yapılan o kısa kontrol sayesinde bezin sıcaklığı, şişliği ve hassasiyeti anında anlaşılır.
İdrar akış hızının yavaşlaması ve çatallı gelmesi gibi mekanik tıkanıklık belirtileri, prostat dokusunun ödem toplayıp idrar yolunu sıkıştırmasından kaynaklanır. Abi yok böyle bir eziyet, tuvalete gidersin ama o idrar bir türlü akmaz, kesik kesik gelir... Hücre düzeyinde baktığımızda, prostat sıvısında biriken lökositler yani beyaz kan hücreleri, vücudun orada ciddi bir savaş verdiğinin en büyük kanıtıdır. Bakteriyel olmayan kronik prostatit olgularında ise işin içine pelvik taban kaslarının spazmı ve sinirsel duyarlılık girer ki, tedavisi tam bir sabır işidir. Kendinizi sürekli koruma içgüdüsüyle sıkmaktan vazgeçmeli, o bölgedeki kasları gevşetmeyi öğrenmelisiniz.
Sıcak oturma banyoları ve doktorun reçete edeceği doğru antibiyotik kombinasyonu, o bölgedeki yangıyı söndürmenin en kestirme yoludur aslında. Tabii her prostat iltihabı mikrobik olmadığı için kafaya göre eczaneden ilaç alıp yutmak sadece karaciğeri yormaya yarar, bilesiniz. İdrar tahlili ve prostat sıvısı kültürü yapılmadan yola çıkmak, karanlıkta yön bulmaya çalışmaktan farksızdır... Bazen de sadece beslenme alışkanlıklarını değiştirmek, acıyı, baharatı ve kafeini hayatından birazcık olsun çıkarmak bile o bezin üzerindeki baskıyı inanılmaz azaltır. Kendinize bir iyilik yapın; belirtileri görmezden gelmek yerine, bir uzmana görünüp o bölgedeki kan akışını rahatlatacak adımları şimdiden atın.
Semptomlar bazen öyle bir hal alır ki, doktorlar bile işin içinden çıkmakta zorlanır; akut bakteriyel formunda aniden yükselen ateş ve titreme nöbetleri baş gösterirken, kronik vakalarda ise aylar süren sinsi bir ağrı döngüsü yerleşir vücuda. İşerken yanma hissi sadece başlangıçtır, asıl yorucu olan testislerin arkasındaki o belirsiz künt sızıdır. Hani bazen insan sert bir yere oturur da gün boyu o rahatsızlık geçmez ya, aynen öyle bir his... İşin içine bir de cinsel isteksizlik ya da boşalma esnasında aniden saplanan o keskin acı girince can sıkıntısı iyice katlanır. Bu gibi durumlarda üroloğun yapacağı ilk iş rektal muayenedir; parmakla yapılan o kısa kontrol sayesinde bezin sıcaklığı, şişliği ve hassasiyeti anında anlaşılır.
İdrar akış hızının yavaşlaması ve çatallı gelmesi gibi mekanik tıkanıklık belirtileri, prostat dokusunun ödem toplayıp idrar yolunu sıkıştırmasından kaynaklanır. Abi yok böyle bir eziyet, tuvalete gidersin ama o idrar bir türlü akmaz, kesik kesik gelir... Hücre düzeyinde baktığımızda, prostat sıvısında biriken lökositler yani beyaz kan hücreleri, vücudun orada ciddi bir savaş verdiğinin en büyük kanıtıdır. Bakteriyel olmayan kronik prostatit olgularında ise işin içine pelvik taban kaslarının spazmı ve sinirsel duyarlılık girer ki, tedavisi tam bir sabır işidir. Kendinizi sürekli koruma içgüdüsüyle sıkmaktan vazgeçmeli, o bölgedeki kasları gevşetmeyi öğrenmelisiniz.
Sıcak oturma banyoları ve doktorun reçete edeceği doğru antibiyotik kombinasyonu, o bölgedeki yangıyı söndürmenin en kestirme yoludur aslında. Tabii her prostat iltihabı mikrobik olmadığı için kafaya göre eczaneden ilaç alıp yutmak sadece karaciğeri yormaya yarar, bilesiniz. İdrar tahlili ve prostat sıvısı kültürü yapılmadan yola çıkmak, karanlıkta yön bulmaya çalışmaktan farksızdır... Bazen de sadece beslenme alışkanlıklarını değiştirmek, acıyı, baharatı ve kafeini hayatından birazcık olsun çıkarmak bile o bezin üzerindeki baskıyı inanılmaz azaltır. Kendinize bir iyilik yapın; belirtileri görmezden gelmek yerine, bir uzmana görünüp o bölgedeki kan akışını rahatlatacak adımları şimdiden atın.