Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
O hastane odasında gözünüzü ilk açtığınız an, üzerinizdeki o tuhaf sersemlik hissi çok normal. Ameliyat bitmiş, en zor kısmı geride kalmış ama insan yine de "Şimdi ne olacak?" diye sormadan edemiyor vallahi. İlk günlerde o alt karın bölgesindeki hafif sızı ve sondanın yarattığı o gıcık huzursuzluk hissi canınızı sıkabilir, sakın korkmayın. Vücut büyük bir iş başardı, şimdi sadece biraz zamana ve dinlenmeye ihtiyacı var.
İlk birkaç hafta boyunca ağır kolileri kaldırmayı, evi dip köşe temizlemeyi falan tamamen unutuyorsunuz abi ya. Doktorlar genelde "Ikınmayın, kendinizi zorlamayın" der ama bunu günlük hayata uyarlamak bazen sabır gerektiriyor. Kendinize yapacağınız en büyük iyilik, o çok sevdiğiniz rahat koltuğa kurulup sadece hafif yürüyüşlerle günü geçirmek olacak. Zira içeride dikişler kendi kendine kaynarken, sizin aceleci davranmanız her şeyi sil baştan yapabilir...
Beslenme çantanızı ve su bardağınızı baştan aşağı yenileme vakti geldi diyebiliriz. Lifli gıdalar, sebzeler, meyveler bu dönemde en yakın arkadaşınız olmak zorunda; çünkü kabız olmak bu sürecin en büyük düşmanı. Günde mutlaka iki litrenin üzerinde su tüketmelisiniz ki hem idrar yolları temizlensin hem de sistem tıkır tıkır işlesin. Sıvı alımını artırmak idrarın rengini açar ve o rahatsız edici yanma hissini de gözle görülür şekilde azaltır.
İdrar kaçırma meselesi... Birçok erkeğin sormaya çekindiği, forumlarda gizli gizli arattığı o meşhur konu. Sondanın çıkışını takip eden ilk günlerde, hatta bazen birkaç hafta boyunca damlatmalar veya ani kaçırmalar yaşamanız son derece olağan. Bu durum moralinizi hiç bozmasın, çünkü oradaki kaslar geçici bir şok yaşıyor ve pelvik taban egzersizleriyle zamanla eski gücüne kavuşuyorlar.
Yatakta sağa sola dönerken ya da aniden ayağa kalkarken o bölgede ani bir sızı hissetmeniz moralinizi düşürmesin. İyileşme dediğimiz şey ne yazık ki doğrusal bir çizgide ilerlemiyor; bazen bir gün çok iyi hissederken, ertesi gün biraz daha halsiz uyanabiliyorsunuz. Vücudun sesini dinlemek, yorulduğunuz anda her şeyi bırakıp uzanmak bu dönemin altın kuralı. Kendinize zaman tanıyın, zira hiçbir yara bir gecede kapanmaz.
İdrar yaparken hafif pembeleşme veya ara sıra minik pıhtılar görmek başlangıçta insanı panikletebiliyor, çok iyi anlıyorum. Ancak bu durum genellikle içerideki iyileşme kabuklarının dökülmesiyle alakalıdır ve bol su içtikçe rengin normale döndüğünü göreceksiniz. Tabii eğer renk koyu kırmızıya dönerse veya idrar yapmak tamamen imkansız hale gelirse, hiç vakit kaybetmeden doktorun yolunu tutmak en mantıklısı.
Cinsel hayata ne zaman dönüleceği sorusu da kafanızı kurcalıyor olabilir, gayet insani bir merak. Genelde doktorlar altı ila sekiz hafta kadar bir süre veriyor ama bu süreç tamamen sizin kendinizi nasıl hissettiğinizle ve operasyonun türüyle şekilleniyor. Acele etmeye hiç gerek yok; oradaki dokuların tamamen sakinleşmesi ve sinirlerin kendini toplaması için sabırlı olmak en sağlıklı yol.
İyileşme sürecinin gizli kahramanı aslında düzenli ve kısa yürüyüşlerdir, bunu sakın ihmal etmeyin. Evin içinde veya bahçede yapılan o hafif tempolu turlar, hem bacaklardaki kan dolaşımını hızlandırıyor hem de insanı o hastane psikolojisinden jet hızıyla uzaklaştırıyor. Kendinizi eve kapatıp sürekli iyileşmeyi düşünmek yerine, açık havada derin bir nefes almak ruhunuza da çok iyi gelecek.
İlk birkaç hafta boyunca ağır kolileri kaldırmayı, evi dip köşe temizlemeyi falan tamamen unutuyorsunuz abi ya. Doktorlar genelde "Ikınmayın, kendinizi zorlamayın" der ama bunu günlük hayata uyarlamak bazen sabır gerektiriyor. Kendinize yapacağınız en büyük iyilik, o çok sevdiğiniz rahat koltuğa kurulup sadece hafif yürüyüşlerle günü geçirmek olacak. Zira içeride dikişler kendi kendine kaynarken, sizin aceleci davranmanız her şeyi sil baştan yapabilir...
Beslenme çantanızı ve su bardağınızı baştan aşağı yenileme vakti geldi diyebiliriz. Lifli gıdalar, sebzeler, meyveler bu dönemde en yakın arkadaşınız olmak zorunda; çünkü kabız olmak bu sürecin en büyük düşmanı. Günde mutlaka iki litrenin üzerinde su tüketmelisiniz ki hem idrar yolları temizlensin hem de sistem tıkır tıkır işlesin. Sıvı alımını artırmak idrarın rengini açar ve o rahatsız edici yanma hissini de gözle görülür şekilde azaltır.
İdrar kaçırma meselesi... Birçok erkeğin sormaya çekindiği, forumlarda gizli gizli arattığı o meşhur konu. Sondanın çıkışını takip eden ilk günlerde, hatta bazen birkaç hafta boyunca damlatmalar veya ani kaçırmalar yaşamanız son derece olağan. Bu durum moralinizi hiç bozmasın, çünkü oradaki kaslar geçici bir şok yaşıyor ve pelvik taban egzersizleriyle zamanla eski gücüne kavuşuyorlar.
Yatakta sağa sola dönerken ya da aniden ayağa kalkarken o bölgede ani bir sızı hissetmeniz moralinizi düşürmesin. İyileşme dediğimiz şey ne yazık ki doğrusal bir çizgide ilerlemiyor; bazen bir gün çok iyi hissederken, ertesi gün biraz daha halsiz uyanabiliyorsunuz. Vücudun sesini dinlemek, yorulduğunuz anda her şeyi bırakıp uzanmak bu dönemin altın kuralı. Kendinize zaman tanıyın, zira hiçbir yara bir gecede kapanmaz.
İdrar yaparken hafif pembeleşme veya ara sıra minik pıhtılar görmek başlangıçta insanı panikletebiliyor, çok iyi anlıyorum. Ancak bu durum genellikle içerideki iyileşme kabuklarının dökülmesiyle alakalıdır ve bol su içtikçe rengin normale döndüğünü göreceksiniz. Tabii eğer renk koyu kırmızıya dönerse veya idrar yapmak tamamen imkansız hale gelirse, hiç vakit kaybetmeden doktorun yolunu tutmak en mantıklısı.
Cinsel hayata ne zaman dönüleceği sorusu da kafanızı kurcalıyor olabilir, gayet insani bir merak. Genelde doktorlar altı ila sekiz hafta kadar bir süre veriyor ama bu süreç tamamen sizin kendinizi nasıl hissettiğinizle ve operasyonun türüyle şekilleniyor. Acele etmeye hiç gerek yok; oradaki dokuların tamamen sakinleşmesi ve sinirlerin kendini toplaması için sabırlı olmak en sağlıklı yol.
İyileşme sürecinin gizli kahramanı aslında düzenli ve kısa yürüyüşlerdir, bunu sakın ihmal etmeyin. Evin içinde veya bahçede yapılan o hafif tempolu turlar, hem bacaklardaki kan dolaşımını hızlandırıyor hem de insanı o hastane psikolojisinden jet hızıyla uzaklaştırıyor. Kendinizi eve kapatıp sürekli iyileşmeyi düşünmek yerine, açık havada derin bir nefes almak ruhunuza da çok iyi gelecek.