Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Erkek anatomisinin en çok tabulaştırılan ama gizliden gizliye en fazla kafa kurcalayan bölgesi şüphesiz ki bu operasyonların odağı. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım; falloplasti denilen bu cerrahi müdahale, aslında sadece boy pos meselesi değil, tamamen fonksiyonel anatomi ve biyomekanik unsurların bir araya gelmesidir. Penis estetiği ameliyatlarında ligamentum suspensorium dediğimiz, organı leğen kemiğine bağlayan o asıcı bağın kesilmesi prensibi uygulanır ki bu da içeride saklı duran anatomik yapının dışarıya doğru serbestleşmesini sağlar. Yani aslında sıfırdan bir doku yaratılmıyor, var olan potansiyel açığa çıkarılıyor diyebiliriz. Hani o hep merak edilen "asılı duran bağı kesince ne oluyor" sorusunun cevabı tam olarak bu işte... Tabii bu bağın kesilme açısı ve derinliği, kişinin pelvik anatomisine göre milimetrik hesaplanmak zorunda, aksi takdirde ereksiyon esnasındaki stabilite bozulabilir ve yukarı doğru olan o doğal açı kaybedilebilir.
Gelelim işin kalınlaştırma kısmına ki burası resmen bir mikro-cerrahi mühendisliği gerektiriyor. Otolog yağ transferi, yani kişinin kendi göbek veya uyluk bölgesinden alınan o saf yağ hücrelerinin santrifüj edilerek saflaştırılması ve ardından özel kanüllerle enjekte edilmesi yöntemi şu sıralar çok popüler. Fakat burada öyle "hadi yağı enjekte edelim bitsin" gibi bir dünya yok maalesef. Yaşayan hücrelerin transferinden bahsediyoruz neticede; enjekte edilen yağın ne kadarının vaskülarize olacağı, yani oradaki kılcal damarlarla beslenip hayatta kalacağı tamamen bir kumar gibi görünse de aslında cerrahın tekniğine bağlıdır. Bazen bu yağların yüzde otuzu, kırkı vücut tarafından emilir gider ve geriye kalan doku homojen dağılmazsa asimetri sorunları baş gösterir ki... İşte tam da bu yüzden alternatif olarak dermal matriks kollajen dolgular veya hiyalüronik asit türevleri devreye giriyor ama onların da kalıcılığı biyolojik ömürleriyle sınırlı.
Ameliyat sonrası iyileşme evresi ise işin en kritik virajı, hani derler ya dananın kuyruğunun koptuğu yer, tam olarak burası. Cerrahi sonrasında dokuların ödem toplamasını engellemek ve o serbestleştirilen asıcı bağın yerine tekrar yapışıp kısalmasını önlemek adına traksiyon cihazları veya özel masaj teknikleri önerilir. Tıbbi literatürde post-operatif fibrozis dediğimiz, yani yara yerinin sertleşerek büzüşmesi riskini minimuma indirmek için hastanın sabırlı olması şart. Vallahi billahi o ilk birkaç hafta sabretmeyip doktor sözünden çıkanların sonradan revizyon ameliyatı için kapı kapı gezdiğine çok şahit oldum. Penis cildinin elastikiyeti ve altındaki Buck fasyası denilen o ince zarın bütünlüğü korunmazsa, yapılan tüm o estetik dokunuşlar maalesef hüsranla sonuçlanabilir.
Peki, kimler bu operasyon için gerçekten uygun birer aday? Dismorfofobi denilen, kişinin kendi vücut algısını tamamen çarpık görmesi durumu psikiyatrik bir altyapı barındırır ve bu tarz durumlarda bıçak altına yatmak asla çözüm değildir, önce bunu bir netleştirelim. Gerçek mikropenis vakaları, yani hormonal veya genetik nedenlerle organ boyunun ereksiyon halinde bile tıbbi sınırların altında kalması durumu tamamen objektif bir cerrahi endikasyondur. Fakat bazen de aşırı kilo nedeniyle pubik bölgedeki yağ yastıkçığının içinde gömülü kalan yapılar vardır ki buna da gömük penis denir. Böyle bir durumda falloplasti yerine sadece o bölgedeki yağı liposuction ile çekmek bile mucizeler yaratabilir, yani bazen büyük cerrahilere hiç gerek kalmaz... Kararı verirken ürolog veya plastik cerrahın yapacağı o detaylı fiziksel muayene, erektil kapasitenin renkli Doppler ultrasonografi ile ölçülmesi gibi teknik adımlar yol haritasını belirler.
Gelelim işin kalınlaştırma kısmına ki burası resmen bir mikro-cerrahi mühendisliği gerektiriyor. Otolog yağ transferi, yani kişinin kendi göbek veya uyluk bölgesinden alınan o saf yağ hücrelerinin santrifüj edilerek saflaştırılması ve ardından özel kanüllerle enjekte edilmesi yöntemi şu sıralar çok popüler. Fakat burada öyle "hadi yağı enjekte edelim bitsin" gibi bir dünya yok maalesef. Yaşayan hücrelerin transferinden bahsediyoruz neticede; enjekte edilen yağın ne kadarının vaskülarize olacağı, yani oradaki kılcal damarlarla beslenip hayatta kalacağı tamamen bir kumar gibi görünse de aslında cerrahın tekniğine bağlıdır. Bazen bu yağların yüzde otuzu, kırkı vücut tarafından emilir gider ve geriye kalan doku homojen dağılmazsa asimetri sorunları baş gösterir ki... İşte tam da bu yüzden alternatif olarak dermal matriks kollajen dolgular veya hiyalüronik asit türevleri devreye giriyor ama onların da kalıcılığı biyolojik ömürleriyle sınırlı.
Ameliyat sonrası iyileşme evresi ise işin en kritik virajı, hani derler ya dananın kuyruğunun koptuğu yer, tam olarak burası. Cerrahi sonrasında dokuların ödem toplamasını engellemek ve o serbestleştirilen asıcı bağın yerine tekrar yapışıp kısalmasını önlemek adına traksiyon cihazları veya özel masaj teknikleri önerilir. Tıbbi literatürde post-operatif fibrozis dediğimiz, yani yara yerinin sertleşerek büzüşmesi riskini minimuma indirmek için hastanın sabırlı olması şart. Vallahi billahi o ilk birkaç hafta sabretmeyip doktor sözünden çıkanların sonradan revizyon ameliyatı için kapı kapı gezdiğine çok şahit oldum. Penis cildinin elastikiyeti ve altındaki Buck fasyası denilen o ince zarın bütünlüğü korunmazsa, yapılan tüm o estetik dokunuşlar maalesef hüsranla sonuçlanabilir.
Peki, kimler bu operasyon için gerçekten uygun birer aday? Dismorfofobi denilen, kişinin kendi vücut algısını tamamen çarpık görmesi durumu psikiyatrik bir altyapı barındırır ve bu tarz durumlarda bıçak altına yatmak asla çözüm değildir, önce bunu bir netleştirelim. Gerçek mikropenis vakaları, yani hormonal veya genetik nedenlerle organ boyunun ereksiyon halinde bile tıbbi sınırların altında kalması durumu tamamen objektif bir cerrahi endikasyondur. Fakat bazen de aşırı kilo nedeniyle pubik bölgedeki yağ yastıkçığının içinde gömülü kalan yapılar vardır ki buna da gömük penis denir. Böyle bir durumda falloplasti yerine sadece o bölgedeki yağı liposuction ile çekmek bile mucizeler yaratabilir, yani bazen büyük cerrahilere hiç gerek kalmaz... Kararı verirken ürolog veya plastik cerrahın yapacağı o detaylı fiziksel muayene, erektil kapasitenin renkli Doppler ultrasonografi ile ölçülmesi gibi teknik adımlar yol haritasını belirler.