Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Karnının alt kısmında o lanet olası bıçak saplanması hissini tatmayan, tuvaletten çıkıp da sanki daha işin bitmemiş gibi o rezil sızıyla kıvranmayan bilemez bu işin ne kadar acımasız olduğunu.
Valahi billahi insanı hayattan bezdiren, duvara tırmandıran bir illetten bahsediyoruz burada, hani şu adını bile duymak istemediğiniz o inatçı idrar yolu yangısından.
İşte tam bu noktada, o sürekli tuvalete koşturup da sadece damla damla damlatmanın yarattığı o çıldırın asabiyetle baş başa kalırsınız...
Zaten o an ne işe odaklanabilirsiniz ne de huzurla bir adım atabilirsiniz, çünkü bedeniniz resmen size savaş açmıştır.
Bol su içeceksin abiciğim, başka çaresi yok bunun; o içerideki yangını söndürmenin tek ve en kestirme yolu o bardağı elden bırakmamaktır.
Yahu su içmekten midem bulandı artık dediğinizi duyar gibiyim ama inanın o saf su, o bakterilerin kökünü kazıyan en kudretli silahtır.
Tabii bir de işin cranberry, yani turna yemişi mucizesi var ki, o bakterilerin mesane duvarına yapışmasını öyle bir engeller ki şaşırıp kalırsınız.
Geçmişte gazetecilik yaparken insan hikayelerinde çok gördüm bunu, en basit çözümleri hor görüp günlerce kıvranan nice canlar tanıdım vallahi.
Eczane raflarındaki o renk renk antibiyotikler tabii ki hekim kontrolünde şarttır, ama o doğal destekleri es geçmek de büyük hatadır.
Acılı, baharatlı, kafeinli ne kadar keyif veren şey varsa o birkaç gün boyunca hayatınızdan tamamen uçup gitmelidir, yoksa o sızı dinmek bilmez.
Ilık su torbasını karnının üstüne koyup o yatakta iki büküm kıvrıldığın o anları bir düşün, ne kadar çaresiz hissettiriyor değil mi insanı?
İşte o anlarda kendine acımayı bırakıp hemen o bitki çaylarına sarılacaksın, papatya mı dersin mısır püskülü mü bilmem ama o bardak boş kalmayacak.
Kimi der ki sıcaktan olur, kimi der ki tutmaktan; ama sonuçta olan hep o zavallı mesaneye ve bizim sinir sistemimize olur.
Biraz dikkat, biraz özveri ve bolca sabırla atlatılmayacak şey yok bu hayatta, yeter ki vücudunun sana verdiği o feryat sesini duy, kulak tıkama...
Valahi billahi insanı hayattan bezdiren, duvara tırmandıran bir illetten bahsediyoruz burada, hani şu adını bile duymak istemediğiniz o inatçı idrar yolu yangısından.
İşte tam bu noktada, o sürekli tuvalete koşturup da sadece damla damla damlatmanın yarattığı o çıldırın asabiyetle baş başa kalırsınız...
Zaten o an ne işe odaklanabilirsiniz ne de huzurla bir adım atabilirsiniz, çünkü bedeniniz resmen size savaş açmıştır.
Bol su içeceksin abiciğim, başka çaresi yok bunun; o içerideki yangını söndürmenin tek ve en kestirme yolu o bardağı elden bırakmamaktır.
Yahu su içmekten midem bulandı artık dediğinizi duyar gibiyim ama inanın o saf su, o bakterilerin kökünü kazıyan en kudretli silahtır.
Tabii bir de işin cranberry, yani turna yemişi mucizesi var ki, o bakterilerin mesane duvarına yapışmasını öyle bir engeller ki şaşırıp kalırsınız.
Geçmişte gazetecilik yaparken insan hikayelerinde çok gördüm bunu, en basit çözümleri hor görüp günlerce kıvranan nice canlar tanıdım vallahi.
Eczane raflarındaki o renk renk antibiyotikler tabii ki hekim kontrolünde şarttır, ama o doğal destekleri es geçmek de büyük hatadır.
Acılı, baharatlı, kafeinli ne kadar keyif veren şey varsa o birkaç gün boyunca hayatınızdan tamamen uçup gitmelidir, yoksa o sızı dinmek bilmez.
Ilık su torbasını karnının üstüne koyup o yatakta iki büküm kıvrıldığın o anları bir düşün, ne kadar çaresiz hissettiriyor değil mi insanı?
İşte o anlarda kendine acımayı bırakıp hemen o bitki çaylarına sarılacaksın, papatya mı dersin mısır püskülü mü bilmem ama o bardak boş kalmayacak.
Kimi der ki sıcaktan olur, kimi der ki tutmaktan; ama sonuçta olan hep o zavallı mesaneye ve bizim sinir sistemimize olur.
Biraz dikkat, biraz özveri ve bolca sabırla atlatılmayacak şey yok bu hayatta, yeter ki vücudunun sana verdiği o feryat sesini duy, kulak tıkama...