Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Aylin Hanım klinikten içeri girdiğinde elinde tuttuğu kahve bardağını öyle bir sıkıyordu ki, parmak boğumları bembeyaz olmuştu. "Girdim forumlara, birisi diyor kas altı mahvetti beni, diğeri diyor kas üstü saptı gitti, kafam çorba oldu valla..." Haklıydı da kadın. İnternet derya deniz ama bilgi kirliliği daha büyük deniz. Şimdi protez dediğin şey dual plan mı yerleşecek, subpectoral mi yoksa subglandular mı, buna karar verirken meme dokunun kendi kalitesi, pektoral kasın kalınlığı ve o cilt altı yağ dokusu (pinch test deriz biz ona) her şeyi baştan yazıyor. Yani komşunun memesinde harika duran kas üstü damla protez, sende resmen davul gibi durabilir abi, bu iş bu kadar kişisel işte.
Geçen sene tam da bu vakitler, genç bir mimar danışanımla muayene odasında protez numunelerini elliyoruz. Kendi dokusu o kadar azdı ki, cilt altı kalınlığı 1 santimin bile altındaydı. Şimdi ben bu kıza tutup da kas üstü, yani subglandular protez koysam... O protezin kenarları rippling dediğimiz o dalgalanma efektiyle dışarıdan basbayağı belli olacak, dokununca da eline plastik gelecek. Kas altı yaptık tabii, pektoral majör kasının altına gizledik protezi. Kas orada bir nevi doğal örtü görevi gördü, üst kutup geçişi yumuşacık oldu. Ama gel gör ki ilk iki hafta "Hocam bu göğsümdeki baskı ne zaman geçecek?" diye az aramadı bizi...
Spor salonundan çıkmayan, haftanın beş günü ağırlık kaldıran o pilates eğitmenini hiç unutamıyorum. Kas üstü istedi, "Benim kasımla işiniz olmasın" diye de sıkı sıkı tembihledi. Haksız da sayılmaz hani. Aktif sporcularda kas altı, yani subpectoral yerleşim yaptığın zaman kas her kasıldığında protezi dışarı doğru iter. Dynamic distortion deriz biz buna, protez kasın hareketiyle garip bir şekil alır, yana kayar falan. Kadın kasını aktif kullanıyor ya, protezi subfascial plana, yani kas zarı altına koyduk. Hem kas zarı proteze tutunma sağladı, hem de kasın kendisine hiç dokunmadık. Yani nasıl desem... Herkesin anatomisi kendi hikayesini yazıyor aslında.
Gece saat üçte gelen o mesajı hatırlıyorum; "Hocam vallahi billahi rüyamda protezim patlamış!" İnsanlar korkuyor, çok normal. Kas üstü protez ameliyatı iyileşme süreci açısından çocuk oyuncağı gibi kalıyor kas altına göre, bu bir gerçek. Kas kesilmiyor, yırtılmıyor, sadece dokunun altına cep açılıp yerleştiriliyor. Ertesi gün kolları kaldırıp saçını toplayan var ya! Ama işte o anatomik yapı uygun değilse, örtü yetersizse... Birkaç yıl sonra o protez yer çekimine yenik düşüp aşağı kayabiliyor veya kapsül kontraktürü riski biraz daha belirginleşebiliyor.
Kliniğin bahçesinde çay içerken bir hastam sordu; "Peki siz olsanız hangisini yapardınız?" Bak sen şu işe... Dedim ki ben olsam kendi dokuma baktırırdım. Üst kadran dediğimiz o dekolte bölgesinde kendi dokun varsa, protezin üst sınırını örtecek kadar yağın varsa hiç macera arama, kas üstü veya kas zarı altı mis gibi olur. Ama orası düz tahta gibiyse, deri kemiğe yapışıksa... Mecbur o kasın altına girilecek, o ağrı birkaç gün çekilecek ama sonuç doğal duracak. Yoksa protez ben buradayım diye bağırır, valla bak.
Bazen ameliyathanede protezi koymadan hemen önce son bir kez dokuyu tartarsın elinle. Dual plan teknikleri tam da bu yüzden devrim yarattı estetik cerrahide. Protezin üst kısmını kasın altına saklarsın, dekolte geçişi pürüzsüz olur; alt kısmını ise kasın özgür bırakırsın ki meme doğal bir damla şeklini alsın, kasıldığında da deforme olmasın. Ne tamamen kas altı, ne tamamen kas üstü... İkisinin ortası, hibrit bir çözüm gibi.
Sonuçta kimse hastaneden çıkarken eline bir kullanım kılavuzu alıp çıkmıyor. Herkes ayna karşısına geçtiğinde gördüğü şeyden mutlu olmak istiyor, hepsi bu. Bırakın forumlardaki yazılanları, elalemin "Bende harika oldu" dediği yöntemi... Sizin göğüs kafesinizin açısı, cildinizin esnekliği, pektoral kasınızın sertliği ne diyorsa doğru yol odur. Bazen en iyi karar, doktorunuzla o muayene masasında dokunuza bakıp birlikte verdiğiniz karardır...
Geçen sene tam da bu vakitler, genç bir mimar danışanımla muayene odasında protez numunelerini elliyoruz. Kendi dokusu o kadar azdı ki, cilt altı kalınlığı 1 santimin bile altındaydı. Şimdi ben bu kıza tutup da kas üstü, yani subglandular protez koysam... O protezin kenarları rippling dediğimiz o dalgalanma efektiyle dışarıdan basbayağı belli olacak, dokununca da eline plastik gelecek. Kas altı yaptık tabii, pektoral majör kasının altına gizledik protezi. Kas orada bir nevi doğal örtü görevi gördü, üst kutup geçişi yumuşacık oldu. Ama gel gör ki ilk iki hafta "Hocam bu göğsümdeki baskı ne zaman geçecek?" diye az aramadı bizi...
Spor salonundan çıkmayan, haftanın beş günü ağırlık kaldıran o pilates eğitmenini hiç unutamıyorum. Kas üstü istedi, "Benim kasımla işiniz olmasın" diye de sıkı sıkı tembihledi. Haksız da sayılmaz hani. Aktif sporcularda kas altı, yani subpectoral yerleşim yaptığın zaman kas her kasıldığında protezi dışarı doğru iter. Dynamic distortion deriz biz buna, protez kasın hareketiyle garip bir şekil alır, yana kayar falan. Kadın kasını aktif kullanıyor ya, protezi subfascial plana, yani kas zarı altına koyduk. Hem kas zarı proteze tutunma sağladı, hem de kasın kendisine hiç dokunmadık. Yani nasıl desem... Herkesin anatomisi kendi hikayesini yazıyor aslında.
Gece saat üçte gelen o mesajı hatırlıyorum; "Hocam vallahi billahi rüyamda protezim patlamış!" İnsanlar korkuyor, çok normal. Kas üstü protez ameliyatı iyileşme süreci açısından çocuk oyuncağı gibi kalıyor kas altına göre, bu bir gerçek. Kas kesilmiyor, yırtılmıyor, sadece dokunun altına cep açılıp yerleştiriliyor. Ertesi gün kolları kaldırıp saçını toplayan var ya! Ama işte o anatomik yapı uygun değilse, örtü yetersizse... Birkaç yıl sonra o protez yer çekimine yenik düşüp aşağı kayabiliyor veya kapsül kontraktürü riski biraz daha belirginleşebiliyor.
Kliniğin bahçesinde çay içerken bir hastam sordu; "Peki siz olsanız hangisini yapardınız?" Bak sen şu işe... Dedim ki ben olsam kendi dokuma baktırırdım. Üst kadran dediğimiz o dekolte bölgesinde kendi dokun varsa, protezin üst sınırını örtecek kadar yağın varsa hiç macera arama, kas üstü veya kas zarı altı mis gibi olur. Ama orası düz tahta gibiyse, deri kemiğe yapışıksa... Mecbur o kasın altına girilecek, o ağrı birkaç gün çekilecek ama sonuç doğal duracak. Yoksa protez ben buradayım diye bağırır, valla bak.
Bazen ameliyathanede protezi koymadan hemen önce son bir kez dokuyu tartarsın elinle. Dual plan teknikleri tam da bu yüzden devrim yarattı estetik cerrahide. Protezin üst kısmını kasın altına saklarsın, dekolte geçişi pürüzsüz olur; alt kısmını ise kasın özgür bırakırsın ki meme doğal bir damla şeklini alsın, kasıldığında da deforme olmasın. Ne tamamen kas altı, ne tamamen kas üstü... İkisinin ortası, hibrit bir çözüm gibi.
Sonuçta kimse hastaneden çıkarken eline bir kullanım kılavuzu alıp çıkmıyor. Herkes ayna karşısına geçtiğinde gördüğü şeyden mutlu olmak istiyor, hepsi bu. Bırakın forumlardaki yazılanları, elalemin "Bende harika oldu" dediği yöntemi... Sizin göğüs kafesinizin açısı, cildinizin esnekliği, pektoral kasınızın sertliği ne diyorsa doğru yol odur. Bazen en iyi karar, doktorunuzla o muayene masasında dokunuza bakıp birlikte verdiğiniz karardır...