Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Belinizin hemen arkasında, tam da kaburgalarınızın bittiği yerde başlayan o sinsi ve künt sızı var ya, işte o genellikle ilk sinyaldir. İnsan başta üşüttüm herhalde diye geçiştiriyor ama durum pek öyle olmayabilir... Ağrı bazen hafif bir sızlama şeklinde kalırken, bazen de kasıklarınıza doğru inen, otursanız oturtmayan, ayakta dursanız durdurmayan cinsten bir sancıya dönüşüverir. Vallahi billahi insanı canından bezdirir, öyle ki yatakta döne döne kendinize rahat bir pozisyon ararken bulursunuz kendinizi.
İdrar yaparken o son damlalarda hissettiğiniz, sanki içinize küçük bir cam kırığı batıyormuş gibi bir yanma hissi... Hani idrar yolu enfeksiyonu oldum galiba dersiniz ya, işte kum dökerken de tam olarak bu his yakalar adamı. Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyarsınız, gidersiniz ama her defasında sadece birkaç damla gelir ve o kesik kesik his içten içe canınızı yakmaya devam eder. Hatta bazen rengin biraz koyulaştığını, bulanıklaştığını, hatta hafif pembeleştiğini fark edersiniz ki bu da o minik kristallerin yolları tahriş ettiğinin apaçık kanıtıdır.
Mideniz birdenbire bulanmaya başladıysa ve bu bulantıya anlam veremiyorsanız, gözünüzü seveyim sadece yediğiniz yiyeceklere suç atmayın. Böbreklerdeki o yoğun hareketlilik ve tahriş, vücudun sinir ağlarını o kadar tetikler ki kendinizi bir anda klozetin başında bulabilirsiniz. İştahınız bıçak gibi kesilir, canınız hiçbir şey çekmez ve o kasıklardaki huzursuzlukla birleşen mide bulantısı insanı dünyadan soyutlar...
Ateşiniz hafif hafif yükseliyor ve vücudunuzu ani bir ürperme, titreme dalgası sarıyorsa işler biraz ciddileşiyor demektir abi ya. Bu durum, o dökülen kumların idrar yollarında ufak bir tıkanıklığa veya enfeksiyona yol açtığının habercisidir genellikle. Asla ihmale gelmez, vücut resmen "bana bir kulak ver, içeride işler yolunda gitmiyor" diye bas bas bağırıyordur o an.
Günün ortasında, durup dururken gelen o aşırı halsizlik ve sanki tonlarca yük taşımış gibi hissedilen yorgunluk hissi... Vücut içerideki o milimetrik ama keskin kristalleri dışarı atmak için öyle büyük bir enerji harcar ki, siz sadece koltukta uzandığınızı sanırken aslında arka planda devasa bir savaş veriliyordur. Bol bol su içmek, o kristalleri yıkayıp götürmek için en kestirme, en doğal ve en etkili çözümdür aslında ama nedense hep canımız yandığında hatırlarız su içmeyi...
İdrar yaparken o son damlalarda hissettiğiniz, sanki içinize küçük bir cam kırığı batıyormuş gibi bir yanma hissi... Hani idrar yolu enfeksiyonu oldum galiba dersiniz ya, işte kum dökerken de tam olarak bu his yakalar adamı. Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyarsınız, gidersiniz ama her defasında sadece birkaç damla gelir ve o kesik kesik his içten içe canınızı yakmaya devam eder. Hatta bazen rengin biraz koyulaştığını, bulanıklaştığını, hatta hafif pembeleştiğini fark edersiniz ki bu da o minik kristallerin yolları tahriş ettiğinin apaçık kanıtıdır.
Mideniz birdenbire bulanmaya başladıysa ve bu bulantıya anlam veremiyorsanız, gözünüzü seveyim sadece yediğiniz yiyeceklere suç atmayın. Böbreklerdeki o yoğun hareketlilik ve tahriş, vücudun sinir ağlarını o kadar tetikler ki kendinizi bir anda klozetin başında bulabilirsiniz. İştahınız bıçak gibi kesilir, canınız hiçbir şey çekmez ve o kasıklardaki huzursuzlukla birleşen mide bulantısı insanı dünyadan soyutlar...
Ateşiniz hafif hafif yükseliyor ve vücudunuzu ani bir ürperme, titreme dalgası sarıyorsa işler biraz ciddileşiyor demektir abi ya. Bu durum, o dökülen kumların idrar yollarında ufak bir tıkanıklığa veya enfeksiyona yol açtığının habercisidir genellikle. Asla ihmale gelmez, vücut resmen "bana bir kulak ver, içeride işler yolunda gitmiyor" diye bas bas bağırıyordur o an.
Günün ortasında, durup dururken gelen o aşırı halsizlik ve sanki tonlarca yük taşımış gibi hissedilen yorgunluk hissi... Vücut içerideki o milimetrik ama keskin kristalleri dışarı atmak için öyle büyük bir enerji harcar ki, siz sadece koltukta uzandığınızı sanırken aslında arka planda devasa bir savaş veriliyordur. Bol bol su içmek, o kristalleri yıkayıp götürmek için en kestirme, en doğal ve en etkili çözümdür aslında ama nedense hep canımız yandığında hatırlarız su içmeyi...