Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Otoyolda hızınızı almış, rüzgarı arkanıza katmış gidiyorsanız ve o esnada içeriden bir yerlerden derinden gelen bir metalik inleme duyuyorsanız, geçmiş olsun; manuel şanzımanınız sizinle açıkça konuşmaya başlamış demektir. Kulak tıkamak en kolayıdır bazen ama o sinir bozucu uğultu, vites kutusunun içindeki dişlilerin adeta can çekiştiğinin resmidir. Sürücüler olarak çoğumuz bu sesi ilk duyduğumuzda radyonun sesini biraz daha açar, durumu görmezden gelmeyi seçeriz. Oysa o ses, dişli boşluklarının veya aşınan bilyaların "bizi bir an önce usta ile tanıştırın" deme şeklidir. Altımızdaki makine ne kadar güçlü olursa olsun, şanzımandan gelen o metalik feryat yola olan tüm keyfimizi bir anda baltalamaya yeter.
Yağını en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlamadığınız bir vites kutusundan sessiz sedasız çalışmasını beklemek, aslında arabaya yaptığımız en büyük haksızlıklardan biri... Çoğu zaman "şanzıman yağı ömürlüktür" efsanesine inanır, kaputu bile açıp bakmayız. Halbuki o kapalı kutunun içinde, yüksek ısı ve sürtünme altında kavrulan, zamanla özelliğini yitirip çamura dönen bir sıvı var. Yağ eksildiğinde ya da özelliğini kaybettiğinde dişliler birbirine kuru kuruna sürtünmeye başlar; işte o zaman o meşhur uğultu senfonisi kaçınılmaz olur. Belki de sorun sadece yarım litre eksik yağdır, kim bilir...
Bilyalar eskidiyse, vites kolunu nereye atarsanız atın o uğursuz ses peşinizi asla bırakmaz. Özellikle belirli viteslerde, mesela üçüncüye veya dördüncüye geçtiğinizde sesin tonu değişiyorsa, doğrudan prizdirek bilyasına veya grup miline işaret ediyor demektir bu durum. Ustaya gittiğinizde "şanzıman inecek" lafını duymak her sürücünün kabusudur, cüzdanı hafifleten cinsten bir cümle. Ama o bilya bir kez dağılmaya görsün, şanzıman bloğunu kırmaktan tutun da vitesin tamamen kilitlenmesine kadar yolu var. Erken fark edip müdahale etmek, yolda kalmaktan her zaman daha iyidir.
Debriyaja bastığınız an o sinir bozucu ses birden bıçak gibi kesiliyorsa, suçluyu çok uzakta aramaya gerek yok. Bu durum bizi doğrudan debriyaj bilyasına, yani baskı balata sisteminin kalbine götürür genellikle. Ayak debriyajdayken sessizlik hakimdir, ayağınızı çektiğiniz an o uğultu yeniden başlar... Sırf bu ayrımı yapabilmek bile sizi sanayide gereksiz masraflardan, yanlış teşhislerden korur. Kendi aracınızın dilinden anlamak, usta karşısında elinizi güçlendiren en büyük kozdur aslında.
Araba kullanmayı sadece bir noktadan diğerine gitmek olarak görmeyenler, vites geçişlerindeki o kemikli hissiyatı ve motorun sesini dinlemeyi sevenler bu derdi iyi bilir. Kulak verin arabanıza, o size neye ihtiyacı olduğunu zaten bir şekilde fısıldar. Eğer o vites kutusu bir kere ağlamaya başladıysa, tamiri geciktirmek sadece faturayı büyütür. Bir sabah erkenden sanayinin yolunu tutmak, belki de o çok sevdiğiniz yol arkadaşınıza yapacağınız en büyük iyiliktir.
Yağını en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlamadığınız bir vites kutusundan sessiz sedasız çalışmasını beklemek, aslında arabaya yaptığımız en büyük haksızlıklardan biri... Çoğu zaman "şanzıman yağı ömürlüktür" efsanesine inanır, kaputu bile açıp bakmayız. Halbuki o kapalı kutunun içinde, yüksek ısı ve sürtünme altında kavrulan, zamanla özelliğini yitirip çamura dönen bir sıvı var. Yağ eksildiğinde ya da özelliğini kaybettiğinde dişliler birbirine kuru kuruna sürtünmeye başlar; işte o zaman o meşhur uğultu senfonisi kaçınılmaz olur. Belki de sorun sadece yarım litre eksik yağdır, kim bilir...
Bilyalar eskidiyse, vites kolunu nereye atarsanız atın o uğursuz ses peşinizi asla bırakmaz. Özellikle belirli viteslerde, mesela üçüncüye veya dördüncüye geçtiğinizde sesin tonu değişiyorsa, doğrudan prizdirek bilyasına veya grup miline işaret ediyor demektir bu durum. Ustaya gittiğinizde "şanzıman inecek" lafını duymak her sürücünün kabusudur, cüzdanı hafifleten cinsten bir cümle. Ama o bilya bir kez dağılmaya görsün, şanzıman bloğunu kırmaktan tutun da vitesin tamamen kilitlenmesine kadar yolu var. Erken fark edip müdahale etmek, yolda kalmaktan her zaman daha iyidir.
Debriyaja bastığınız an o sinir bozucu ses birden bıçak gibi kesiliyorsa, suçluyu çok uzakta aramaya gerek yok. Bu durum bizi doğrudan debriyaj bilyasına, yani baskı balata sisteminin kalbine götürür genellikle. Ayak debriyajdayken sessizlik hakimdir, ayağınızı çektiğiniz an o uğultu yeniden başlar... Sırf bu ayrımı yapabilmek bile sizi sanayide gereksiz masraflardan, yanlış teşhislerden korur. Kendi aracınızın dilinden anlamak, usta karşısında elinizi güçlendiren en büyük kozdur aslında.
Araba kullanmayı sadece bir noktadan diğerine gitmek olarak görmeyenler, vites geçişlerindeki o kemikli hissiyatı ve motorun sesini dinlemeyi sevenler bu derdi iyi bilir. Kulak verin arabanıza, o size neye ihtiyacı olduğunu zaten bir şekilde fısıldar. Eğer o vites kutusu bir kere ağlamaya başladıysa, tamiri geciktirmek sadece faturayı büyütür. Bir sabah erkenden sanayinin yolunu tutmak, belki de o çok sevdiğiniz yol arkadaşınıza yapacağınız en büyük iyiliktir.