Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Gece yarısı odadaki her şey sustuğunda, o incecik metalik sesin perdesini kim ayarlıyor acaba? Tinnitus dedikleri şey, aslında kulakta başlayıp beyinde biten koca bir illüzyon sahnesi. İşitme sinirlerindeki o minicik tüylü hücreler hasar gördüğünde, beyin durur mu, "Burada bir sessizlik var, hemen doldurmalıyım" diyerek kendi kendine frekans yaratıyor. Yani vallahi billahi kulak çınlaması dediğimiz şey, kulağın değil, doğrudan doğruya beynin işitme korteksinin uydurduğu hayalet bir senfoni. Şaka gibi ama içeride hiç durmayan bir jeneratör çalışıyor sanki.
Bazen bir dost meclisinde otururken pat diye gelir, bilirsiniz. Somatik çınlamalar mesela; boynunuzu biraz sertçe çevirirsiniz ya da dişinizi sıkarsınız, hop, sesin rengi anında değişiverir. Kas ve eklem sisteminin işitme yollarıyla bu kadar iç içe geçmiş olması inanılmaz bir biyolojik karmaşa değil mi? Neden olur derseniz, bin tane sebebi sıraya dizer uzmanlar; yüksek sese maruz kalmaktan tutun da çene eklemi bozukluklarına kadar... Ama gel de bunu o an beyninin içinde fırtınalar kopan insana anlat...
Şöyle bir düşünün, kan akışınızın sesini kulaklarınızda duymak nasıl bir histir? Nabızla uyumlu o ritmik "pat pat" sesleri, vasküler yani damarsal bir meseleye işaret eder çoğunlukla. Objektif tinnitus derler buna, yani doktor stetoskopu dayasa o da duyacak o gürültüyü, o derece gerçek. Kulak zarına yakın geçen bir damarın daralması ya da türbülans yapması... İnsan kendi damarlarının haritasını kulaklarında taşır mı, taşıyor işte.
Aslında bakarsanız, bu durumla yaşamayı öğrenmek bir tür zihin oyununa dönüşüyor zamanla. Akustik nörinom gibi nadir görülen iyi huylu tümörler bir kenara, çoğu çınlama tamamen hayat tarzımızın ve maruz kaldığımız modern gürültünün bir diyeti. Kulaklığı takıp son ses müzik dinleyen o gençlerin on yıl sonra bu sese nasıl katlanacağını düşündükçe içim cızlıyor abi ya. Çözüm mü? Beyni o sese karşı duyarsızlaştırmak, yani habitüasyon süreci dedikleri o uzun, sabır gerektiren yolculuk.
Yaşlanma denen o kaçınılmaz süreç de presbiakuzi ile geliyor kapıya, işitme kaybıyla el ele yürüyen bir çınlama bu. Hücreler yoruluyor, sinyaller zayıflıyor ve merkezi sinir sistemi kendi kafasına göre o boşlukları doldurmaya başlıyor. Bazen sadece sakinleşmek, o sese odaklanmayı bırakmak bile frekansı düşürür, denemekten ne çıkar ki? Neticede bu ses dışarıda değil, tamamen sizin içinizde, size ait gizli bir sinyal.
Bazen bir dost meclisinde otururken pat diye gelir, bilirsiniz. Somatik çınlamalar mesela; boynunuzu biraz sertçe çevirirsiniz ya da dişinizi sıkarsınız, hop, sesin rengi anında değişiverir. Kas ve eklem sisteminin işitme yollarıyla bu kadar iç içe geçmiş olması inanılmaz bir biyolojik karmaşa değil mi? Neden olur derseniz, bin tane sebebi sıraya dizer uzmanlar; yüksek sese maruz kalmaktan tutun da çene eklemi bozukluklarına kadar... Ama gel de bunu o an beyninin içinde fırtınalar kopan insana anlat...
Şöyle bir düşünün, kan akışınızın sesini kulaklarınızda duymak nasıl bir histir? Nabızla uyumlu o ritmik "pat pat" sesleri, vasküler yani damarsal bir meseleye işaret eder çoğunlukla. Objektif tinnitus derler buna, yani doktor stetoskopu dayasa o da duyacak o gürültüyü, o derece gerçek. Kulak zarına yakın geçen bir damarın daralması ya da türbülans yapması... İnsan kendi damarlarının haritasını kulaklarında taşır mı, taşıyor işte.
Aslında bakarsanız, bu durumla yaşamayı öğrenmek bir tür zihin oyununa dönüşüyor zamanla. Akustik nörinom gibi nadir görülen iyi huylu tümörler bir kenara, çoğu çınlama tamamen hayat tarzımızın ve maruz kaldığımız modern gürültünün bir diyeti. Kulaklığı takıp son ses müzik dinleyen o gençlerin on yıl sonra bu sese nasıl katlanacağını düşündükçe içim cızlıyor abi ya. Çözüm mü? Beyni o sese karşı duyarsızlaştırmak, yani habitüasyon süreci dedikleri o uzun, sabır gerektiren yolculuk.
Yaşlanma denen o kaçınılmaz süreç de presbiakuzi ile geliyor kapıya, işitme kaybıyla el ele yürüyen bir çınlama bu. Hücreler yoruluyor, sinyaller zayıflıyor ve merkezi sinir sistemi kendi kafasına göre o boşlukları doldurmaya başlıyor. Bazen sadece sakinleşmek, o sese odaklanmayı bırakmak bile frekansı düşürür, denemekten ne çıkar ki? Neticede bu ses dışarıda değil, tamamen sizin içinizde, size ait gizli bir sinyal.