Kabızlık ne zaman ciddi bir sorun olur?

Kabızlık ne zaman ciddi bir sorun olur?

Ahmet Katan

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Ahmet Katan
Yıllarımı gazetecilik masalarında haber peşinde koşarak, sonrasında da sağlık içerikleri üretip hekimlerle dirsek teması kurarak harcadım; size rahatlıkla söyleyebilirim ki insan vücudu bir mekanizmadan ziyade müthiş bir haber merkezidir. Ne zaman içeride işler sarpa sarsa, bağırsaklar o sessiz sedasız çalışan ama patladığında yeri göğü inleten haber servisleri gibi manşet atmaya başlar. Çoğu insan üç gün tuvalete çıkamayınca hemen telaşa kapılıyor, oysa mesele sadece takvim yapraklarının ilerlemesi değil ki abi! Asıl mevzu, o bağırsak dinamiğinin size ansızın hissettirdiği o tuhaf, tanımlaması zor huzursuzlukta gizli. Bağırsak alışkanlığınızın aniden yön değiştirmesi mi, yoksa haftalardır süren o kronik şişkinlik mi; hangisinin ne zaman kırmızı alarma dönüşeceğini anlamak için kendi içinizdeki ritmi fena halde iyi dinlemeniz lazım...

Gastrointestinal sistemin o karmaşık nörolojik ağı, aslında beyinden bile daha dürüst bir aynadır dersem inanın abartmış olmam. Ağrı dediğin şey tuvalete çıktıktan sonra bıçak gibi kesiliyorsa bir nebze soluklanabilirsin, ama o kramp içini kemirmeye devam ediyorsa... İşte orada duracaksın! Bariz bir dışkı çapı daralmasıyla karşılaştıysan, yani afedersiniz o eski hacim gitmiş de yerine kalem gibi incecik bir form gelmişse, bünye sana alenen "burada yolu tıkayan bir şeyler var" diyordur. Hani bazen içinizden bir his der ya, "vallahi bu seferki her zamankinden farklı" diye, hıh işte o hisse sonuna kadar güveneceksin dostum.

Gaita kıvamındaki o ani sertleşmelere ya da tam tersi beklenmedik rektal kanamalara gülüp geçmek, gazetecilikte teyitsiz haberi manşete çekmek kadar büyük bir hatadır! Tuvalet kağıdında gördüğünüz o açık kırmızı leke belki sadece mütevazı bir hemoroid habercisi, evet, ama ya o koyu renkli, melena dediğimiz katran gibi görünüm? İşin içine istemsiz kilo kaybı, gece uykudan uyandıran abdominal kramplar veya açıklanamayan bir anemi tablosu giriyorsa artık beslenme düzenini değiştirmekle falan vakit kaybedemezsin. Bazen insan soruyor kendine, "acaba birkaç gün daha beklesem mi?" diye... Sakın ha, o tereddüt anı var ya, en büyük düşmanın!

Kolon motilitesini bozan yüzlerce metabolik ve nörojenik faktör varken suçu sadece lifsiz beslenmeye atmak bana açıkçası biraz kolaycılık gibi geliyor. Tiroid beynin ağır çalışmasından tutun da elektrolit dengesizliklerine, hatta farkında olmadan kullandığınız o basit ağrı kesicilere kadar her şey bağırsak peristaltizmini bir anda felç edebilir. Doktor doktor gezmiş biri olarak söylüyorum; vücudun verdiği hücresel düzeydeki bu direnç, bazen fonksiyonel bir disfonksiyon değil, düpedüz organik bir lezyonun habercisidir. Yani ortada tek bir suçlu yok, sistemin tamamı bir anormallik sinyali veriyor olabilir.

Laksatif kutularını avuç avuç yutup o geçici rahatlamanın sahte huzuruna sığınmak, patlamaya hazır bir bombanın üzerini kırmızı bir örtüyle kapatmaya benzer. Kendi kendinizin doktoru olmaya kalkıştığınız her an, aslında altı çizilmesi gereken o fizyolojik alarmı kendi ellerinizle susturuyorsunuz demektir. Doktora gitmek için illa dayanılmaz sancılar çekmeyi mi bekleyeceksiniz, yoksa vücudun o ilk ince siteminde mi uzman bir gastroenteroloğun kapısını çalacaksınız? Karar sizin elbette ama ben olsam o bağırsak duvarından gelen sessiz çığlığı asla cevapsız bırakmazdım...
 
Geri