Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllar önce ilk kez bir yakınıma olduğunda anladım, o yüzün bir tarafı ansızın aşağı kayıveriyor ya, işte o an zaman duruyor sanki. Aynaya bakarsın da kendi yüzünü tanıyamazsın ya bazen, tam olarak öyle bir yabancılaşma hali çöker insanın üstüne. Gülümsemeye çalışırsın ama dudakların tek tarafı hiç oralı olmaz, komut almaz beyinden. Bir taraftaki kaslar tamamen salar kendini, sanki o taraftaki hayat bir anda çekilip alınmış gibi...
Ağzından çıkan kelimelere sen bile şaşırırsın vallahi, zihninde her şey o kadar net ki ama dilden dökülenler bambaşka bir şey olur. Çok basit bir cümleyi kurmak için çırpınırsın, "bana bir bardak su ver" diyeceksin mesela, ağzından anlamsız sesler çıkar. Hatta bazen karşıdakinin ne dediğini de anlamaz olursun, sözcükler kulağına gelir ama zihnine ulaşmaz bir türlü. Ya da ne bileyim, konuşma bir anda tamamen bıçak gibi kesilir de kalakalırsın öylece...
Kollardan biri aniden laf dinlememeye başlar, tutmaz olur. Havaya kaldırmayı denersin, elin ağırlaşır, taş gibi olur da pıt diye yana düşer hemen. Bardağı tutayım dersin tutamazsın, çatalı eline alamazsın, sanki o kol senin değilmiş de başkasının kolunu taşımaya çalışıyormuşsun gibi bir his. Vücudun bir yarısı tamamen devre dışı kalır, o gücün nereye gittiğine akıl sır erdiremezsin.
Abi ya o baş ağrısı yok mu, normal bir ağrı sanırsın önce ama öyle böyle değil. Ömründe hiç yaşamadığın kadar şiddetli, patlayacakmış gibi bir zonklama çöker tepene birdenbire. Şimşek çakar gibi bir anlık felaket bir sancı girer, hani derler ya kafam çatlıyor diye, tam olarak o hesap işte. Nereden geldiğini, ne olduğunu anlayamazsın, durup dururken insanı yerinden sıçratır.
Ayağa kalkıp iki adım atayım dersin ama dünya bir anda fırıl fırıl dönmeye başlar etrafında. Dengeni toparlayamazsın, sarhoş gibi bir sağa bir sola yalpalarsın, ayakların birbirine dolanır. Zemin ayağının altından kayıp gidiyormuş gibi hissedersin, tutunacak bir yer ararsın panikle. Düz yolda yürümek bile imkansız bir göreve dönüşür o dakikada.
Gözünün önüne bir perde iniverir bazen de, tek gözün birden kararır ya da çift görmeye başlarsın her şeyi. Karşındaki insanı iki tane görürsün, eşyaların yeri kayar, baktığın yeri seçemezsin. Geçicidir belki diye beklersin ama o karartı gitmek bilmez, görüş açın iyice daralır da ne yapacağını bilemezsin...
Zamanla yarışıyorsun aslında o anlarda, saniyelerin bile hesabı tutuluyor. Hiç beklemeden, "geçer şimdi bir soluklanayım" demeden acili aramak, ambulansı çağırmak şart. Çünkü beyinde o an kan gitmeyen hücreler patır patır ölüyor, her geçen dakika giden bir daha geri gelmiyor maalesef. Sakın ihmal etmeyin, kendinizde ya da bir başkasında bu garip hallerden birini sezdiğiniz an hemen...
Ağzından çıkan kelimelere sen bile şaşırırsın vallahi, zihninde her şey o kadar net ki ama dilden dökülenler bambaşka bir şey olur. Çok basit bir cümleyi kurmak için çırpınırsın, "bana bir bardak su ver" diyeceksin mesela, ağzından anlamsız sesler çıkar. Hatta bazen karşıdakinin ne dediğini de anlamaz olursun, sözcükler kulağına gelir ama zihnine ulaşmaz bir türlü. Ya da ne bileyim, konuşma bir anda tamamen bıçak gibi kesilir de kalakalırsın öylece...
Kollardan biri aniden laf dinlememeye başlar, tutmaz olur. Havaya kaldırmayı denersin, elin ağırlaşır, taş gibi olur da pıt diye yana düşer hemen. Bardağı tutayım dersin tutamazsın, çatalı eline alamazsın, sanki o kol senin değilmiş de başkasının kolunu taşımaya çalışıyormuşsun gibi bir his. Vücudun bir yarısı tamamen devre dışı kalır, o gücün nereye gittiğine akıl sır erdiremezsin.
Abi ya o baş ağrısı yok mu, normal bir ağrı sanırsın önce ama öyle böyle değil. Ömründe hiç yaşamadığın kadar şiddetli, patlayacakmış gibi bir zonklama çöker tepene birdenbire. Şimşek çakar gibi bir anlık felaket bir sancı girer, hani derler ya kafam çatlıyor diye, tam olarak o hesap işte. Nereden geldiğini, ne olduğunu anlayamazsın, durup dururken insanı yerinden sıçratır.
Ayağa kalkıp iki adım atayım dersin ama dünya bir anda fırıl fırıl dönmeye başlar etrafında. Dengeni toparlayamazsın, sarhoş gibi bir sağa bir sola yalpalarsın, ayakların birbirine dolanır. Zemin ayağının altından kayıp gidiyormuş gibi hissedersin, tutunacak bir yer ararsın panikle. Düz yolda yürümek bile imkansız bir göreve dönüşür o dakikada.
Gözünün önüne bir perde iniverir bazen de, tek gözün birden kararır ya da çift görmeye başlarsın her şeyi. Karşındaki insanı iki tane görürsün, eşyaların yeri kayar, baktığın yeri seçemezsin. Geçicidir belki diye beklersin ama o karartı gitmek bilmez, görüş açın iyice daralır da ne yapacağını bilemezsin...
Zamanla yarışıyorsun aslında o anlarda, saniyelerin bile hesabı tutuluyor. Hiç beklemeden, "geçer şimdi bir soluklanayım" demeden acili aramak, ambulansı çağırmak şart. Çünkü beyinde o an kan gitmeyen hücreler patır patır ölüyor, her geçen dakika giden bir daha geri gelmiyor maalesef. Sakın ihmal etmeyin, kendinizde ya da bir başkasında bu garip hallerden birini sezdiğiniz an hemen...