Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Koltukta otururken diş hekiminin elindeki freze sesini duymak bile insanın tüylerini diken diken etmeye yeter de artar bile abicim, vallahi billahi o an herkesin aklından geçen tek şey "acaba canım çok yanacak mı" sorusudur. Çene kemiğinin içine titanyum veya zirkonyum bazlı bir vida yerleştirilme işleminden bahsediyoruz sonuçta, periosteum dediğimiz kemik zarı üzerindeki serbest sinir uçları travmaya karşı acayip hassastır. İşlem sırasında uygulanan mandibular blok veya infiltratif lokal anestezi yöntemleri, özellikle inferior alveolar sinir iletimini bloke ederek nociceptor yani ağrı reseptörlerinin beyne sinyal göndermesini tamamen engeller. Yani o koltuktan kalkarken hissettiğin şey aslında saf bir keskin acı değil, anestezinin etkisinin yavaşça çekilmesiyle başlayan post-operatif enflamatuar yanıttır.
Cerrahi flep kaldırılıp osteotomi yani kemik delme işlemi tamamlandıktan sonra vücut burayı iyileştirmek için hemen vazodilatasyon yani damar genişlemesi başlatır ve bölgeye lökosit yığar. Bu histamin ve prostaglandin salınımı, sinir uçlarını baskılayarak hafif ama sızlayıcı bir ödem ağrısına sebep olur ki bu da aslında iyileşmenin en doğal biyolojik göstergesidir. Doktorun reçete ettiği nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar yani NSAİİ grubu moleküller, COX-1 ve COX-2 enzimlerini bloke ederek bu prostaglandin sentezini durdurur ve seni rahatlatır. Ne var ki kimi hastada kortikal kemik yoğunluğu o kadar fazladır ki, implantın primer stabilizasyonu için gereken tork kuvveti artar ve bu da intraoseöz basıncı yükseltip ağrının şiddetini biraz yukarı çeker...
Aradan üç dört gün geçip de osteointegrasyon süreci yani kemiğin o titanyum yüzeyle biyolojik olarak bütünleşmesi evresi hız kazandığında, o batıcı his yerini künt bir baskıya bırakır. Zaten osseointegrasyon dediğimiz olay, osteoblast hücrelerinin titanyumun poröz yapısına tutunarak yeni trabeküler kemik matrisi oluşturmasından başka bir şey değildir. Eğer bu süreçte enfeksiyon veya peri-implantitis belirtisi yoksa, kullanılan antibiyotik ve gargaralar sayesinde o bölgedeki nörovasküler hassasiyet tamamen sıfırlanır. Hani korkuyorlar ya "ya implant tutmazsa" diye, işte o ağrı kesilmiyorsa asıl o zaman korkmak lazım ama normal şartlarda üçüncü günden sonra ağrı grafiği dik bir şekilde aşağı düşer.
Abartıldığı kadar korkunç bir süreç değildir bu cerrahi, sadece anatomik sınırlara ve hekimin cerrahi el becerisine doğrudan bağlı bir biyolojik adaptasyon meselesidir. Kimi hastada hiç ağrı kesici bile içmeyecek kadar konforlu geçer, kimisinde ise anatomik varyasyonlar yüzünden birkaç gün buz torbasıyla gezmek şart olur. Sonuçta ağrı eşiği kişiden kişiye değişen sübjektif bir kavramdır ve çene kemiğindeki o iyileşme mekanizması kusursuz bir mühendislikle çalışır. Bilimsel olarak bakarsan işin özü budur...
Cerrahi flep kaldırılıp osteotomi yani kemik delme işlemi tamamlandıktan sonra vücut burayı iyileştirmek için hemen vazodilatasyon yani damar genişlemesi başlatır ve bölgeye lökosit yığar. Bu histamin ve prostaglandin salınımı, sinir uçlarını baskılayarak hafif ama sızlayıcı bir ödem ağrısına sebep olur ki bu da aslında iyileşmenin en doğal biyolojik göstergesidir. Doktorun reçete ettiği nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar yani NSAİİ grubu moleküller, COX-1 ve COX-2 enzimlerini bloke ederek bu prostaglandin sentezini durdurur ve seni rahatlatır. Ne var ki kimi hastada kortikal kemik yoğunluğu o kadar fazladır ki, implantın primer stabilizasyonu için gereken tork kuvveti artar ve bu da intraoseöz basıncı yükseltip ağrının şiddetini biraz yukarı çeker...
Aradan üç dört gün geçip de osteointegrasyon süreci yani kemiğin o titanyum yüzeyle biyolojik olarak bütünleşmesi evresi hız kazandığında, o batıcı his yerini künt bir baskıya bırakır. Zaten osseointegrasyon dediğimiz olay, osteoblast hücrelerinin titanyumun poröz yapısına tutunarak yeni trabeküler kemik matrisi oluşturmasından başka bir şey değildir. Eğer bu süreçte enfeksiyon veya peri-implantitis belirtisi yoksa, kullanılan antibiyotik ve gargaralar sayesinde o bölgedeki nörovasküler hassasiyet tamamen sıfırlanır. Hani korkuyorlar ya "ya implant tutmazsa" diye, işte o ağrı kesilmiyorsa asıl o zaman korkmak lazım ama normal şartlarda üçüncü günden sonra ağrı grafiği dik bir şekilde aşağı düşer.
Abartıldığı kadar korkunç bir süreç değildir bu cerrahi, sadece anatomik sınırlara ve hekimin cerrahi el becerisine doğrudan bağlı bir biyolojik adaptasyon meselesidir. Kimi hastada hiç ağrı kesici bile içmeyecek kadar konforlu geçer, kimisinde ise anatomik varyasyonlar yüzünden birkaç gün buz torbasıyla gezmek şart olur. Sonuçta ağrı eşiği kişiden kişiye değişen sübjektif bir kavramdır ve çene kemiğindeki o iyileşme mekanizması kusursuz bir mühendislikle çalışır. Bilimsel olarak bakarsan işin özü budur...