Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
İdrar tahlili sonuçlarında o "lökosit" kelimesinin yanında yukarı doğru bakan bir ok görmek... İnsanın canını sıkmaya yeter de artar bile. Aslında korkulacak bir şey yok, vücut orada resmen "Hey, ben buradayım ve savaşıyorum!" diyor. Lökosit dediğimiz şey bizim akyuvarlarımız, yani savunma sistemimizin fedaileri. İdrarda normalden fazla çıkmaları, o bölgede bir yerlerde bir mücadelenin döndüğünün en net kanıtı. Genelde akla ilk gelen şey idrar yolu enfeksiyonudur ama durun bakalım, hemen panik yapıp en kötü senaryoyu yazmayın kafanızda.
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, idrar yaparken o meşhur yanma hissini yaşamayan var mı aramızda? Varsa valla helal olsun. İşte o yanma, sızlama, sık sık tuvalete koşma hissi var ya; hepsi bu lökosit ordusunun cepheye çağrılma sebebi. Vücut bakterilerle kapışıyor orada. Bir de üstüne su içmeyi unuttuysanız, sistem iyice susuz kaldıysa... Neyse, bazen sadece basit bir sistit, bazen de çok daha hafif bir üşütme bile bu tablonun sorumlusu olabiliyor.
Doktora gitmeyi ertelemek gibi bir huyumuz var milletçe, kabul edelim. "Geçer canım, bir bitki çayı kaynatırım" diyerek nereye kadar? Hele bir de böbreklerden kaynaklanan bir taş veya kum dökme durumu varsa, o lökositler tavan yapar abi. Ağrısı da cabası... Sadece enfeksiyon değil yani mesele; bazen idrar yollarındaki mekanik bir tahriş, bir zorlanma da vücudu alarma geçiriyor. Savunma hücreleri de "bize ihtiyaç var" diyerek hemen olay yerine intikal ediyor haliyle.
Çok garip ama bazen hiçbir belirti hissetmezsiniz. Ne bir yanma olur, ne bir ağrı... Ama tahlilde lökosit yüksek çıkar. İşte bu sinsi durumlar insanı daha çok huylandırıyor. Kadınlarda anatomik yapıdan dolayı bu durumlar çok daha sık yaşanıyor, yani biraz daha dikkatli olmak şart. Hijyen kuralları, pamuklu çamaşırlar falan diyoruz ama bazen ne yaparsanız yapın o lökositler bir şekilde yükseliveriyor işte.
Şunu asla unutmayın, kulaktan dolma bilgilerle ya da komşunun tavsiyesiyle antibiyotiğe sarılmak yapılacak en büyük hata. Vallahi billahi vücudun dengesini altüst edersiniz. Antibiyotik direnci diye bir şey var artık, şakaya gelmez. Yapacağınız şey çok basit aslında: Temiz bir idrar örneğiyle laboratuvarın yolunu tutmak ve o kültür testinin sonucunu beklemek. Gerisini zaten hekiminiz halleder, size de sadece onun dediklerine uymak kalır.
Günde kaç bardak su içiyorsunuz mesela, hiç saydınız mı? Şöyle hakkıyla iki, iki buçuk litre su devirmeden o idrar yollarını temizleyemezsiniz. Su, o bölgedeki bakterileri de yüksek lökositleri de kelimenin tam anlamıyla yıkayıp götürüyor. İlaç gibi düşünün suyu, gerçekten öyle. İdrar renginiz şeffaf olana kadar içmeye devam...
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, idrar yaparken o meşhur yanma hissini yaşamayan var mı aramızda? Varsa valla helal olsun. İşte o yanma, sızlama, sık sık tuvalete koşma hissi var ya; hepsi bu lökosit ordusunun cepheye çağrılma sebebi. Vücut bakterilerle kapışıyor orada. Bir de üstüne su içmeyi unuttuysanız, sistem iyice susuz kaldıysa... Neyse, bazen sadece basit bir sistit, bazen de çok daha hafif bir üşütme bile bu tablonun sorumlusu olabiliyor.
Doktora gitmeyi ertelemek gibi bir huyumuz var milletçe, kabul edelim. "Geçer canım, bir bitki çayı kaynatırım" diyerek nereye kadar? Hele bir de böbreklerden kaynaklanan bir taş veya kum dökme durumu varsa, o lökositler tavan yapar abi. Ağrısı da cabası... Sadece enfeksiyon değil yani mesele; bazen idrar yollarındaki mekanik bir tahriş, bir zorlanma da vücudu alarma geçiriyor. Savunma hücreleri de "bize ihtiyaç var" diyerek hemen olay yerine intikal ediyor haliyle.
Çok garip ama bazen hiçbir belirti hissetmezsiniz. Ne bir yanma olur, ne bir ağrı... Ama tahlilde lökosit yüksek çıkar. İşte bu sinsi durumlar insanı daha çok huylandırıyor. Kadınlarda anatomik yapıdan dolayı bu durumlar çok daha sık yaşanıyor, yani biraz daha dikkatli olmak şart. Hijyen kuralları, pamuklu çamaşırlar falan diyoruz ama bazen ne yaparsanız yapın o lökositler bir şekilde yükseliveriyor işte.
Şunu asla unutmayın, kulaktan dolma bilgilerle ya da komşunun tavsiyesiyle antibiyotiğe sarılmak yapılacak en büyük hata. Vallahi billahi vücudun dengesini altüst edersiniz. Antibiyotik direnci diye bir şey var artık, şakaya gelmez. Yapacağınız şey çok basit aslında: Temiz bir idrar örneğiyle laboratuvarın yolunu tutmak ve o kültür testinin sonucunu beklemek. Gerisini zaten hekiminiz halleder, size de sadece onun dediklerine uymak kalır.
Günde kaç bardak su içiyorsunuz mesela, hiç saydınız mı? Şöyle hakkıyla iki, iki buçuk litre su devirmeden o idrar yollarını temizleyemezsiniz. Su, o bölgedeki bakterileri de yüksek lökositleri de kelimenin tam anlamıyla yıkayıp götürüyor. İlaç gibi düşünün suyu, gerçekten öyle. İdrar renginiz şeffaf olana kadar içmeye devam...