Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen hafta klinikte kahvemi yudumlarken telaşla içeri giren bir hastam oldu; elindeki tahlil sonucunu gözüme sokarcasına uzatıp "Hocam, idrarımda bakteri çıkmış, mahvoldum!" diye çırpınıyordu. İnsan panikleyince dünyanın sonu geldi sanıyor tabii... Aslında durum tam olarak öyle felaket senaryosu falan değil. İdrarda bakteri görülmesi, vücudun alt katlarında bir yerlerde bir hareketlilik olduğunun işaretidir, yani bir nevi erken uyarı sistemi. Çoğu zaman basit bir idrar yolu enfeksiyonuna delalet eder bu durum ama yine de kulak arkası etmemek lazım.
Laboratuvardan aldığınız o beyaz kağıttaki artı işaretleri veya "bakteri görüldü" ibaresi bazen tamamen yanıltıcı olabilir, vallahi bak. Hani aceleyle, tam da hijyen kurallarına dikkat etmeden verdiğimiz o idrar örnekleri var ya... İşte o esnada dışarıdaki masum bakteriler bardağın içine kaçıveriyor. Biz buna tıpta kontaminasyon, yani numunenin kirlenmesi diyoruz. Bir bakıyorsunuz sonuç pozitif çıkmış ama aslında içeride hiçbir sorun yok, tamamen dışarının azizliği... O yüzden hemen en kötüsünü düşünüp karalar bağlamaya gerek yok, sakin olmakta fayda var.
Evde otururken aniden gelen o sıkışma hissi, tuvalete koşup da sadece birkaç damla yapabilmek ve arkasından gelen o can yakıcı yanma... Tanıdık geldi mi? Eğer idrarınızdaki bakteriye bu tarz şikayetler de eşlik ediyorsa, bağışıklık sistemi alarm veriyor demektir. Vücut oradaki davetsiz misafirlerle savaşırken size sinyal gönderiyor; "Beni biraz dinlendir, su iç" diyor resmen. Bu belirtiler varsa, laboratuvar sonucu bir tık daha anlamlı hale geliyor haliyle.
Peki, hiçbir şey hissetmediğimiz halde tahlilde bakteri çıkarsa ne yapacağız, öylece oturup bekleyecek miyiz? Asemptomatik bakteriüri deriz biz buna, yani belirti göstermeyen ama orada öylece duran bakteriler... Özellikle hamilelerde veya böbrek nakli olmuş hastalarda bu durum gizli bir tehlike arz edebileceğinden, hiç vakit kaybetmeden üzerine gitmek gerekir. Ama sağlıklı, genç bir bireyseniz ve hiçbir yeriniz sızlamıyorsa, vücut o bakterilerle kendi kendine baş edebilir, hemen antibiyotiğe sarılmamak lazım.
Komşunun tavsiyesiyle, "Bana çok iyi geldi, sen de yut bir tane" denilerek içilen o kulaktan dolma ilaçlar yok mu... Ah, canım ciğerim, yapmayın şunu gözünüzü seveyim! Rastgele kullanılan antibiyotikler içerideki bakterileri öldürmediği gibi, onları daha da arsız yapıyor, güçlendiriyor. İleride gerçekten ihtiyacınız olduğunda o ilaçlar fayda etmez hale geliyor sonra. En doğrusu, hekimin yapacağı bir idrar kültürü testinin sonucuna göre, tam olarak o bakterinin düşmanı olan doğru ilacı nokta atışı seçmektir.
Günde iki litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek, idrar yollarını resmen doğal yoldan durulamak, temizlemek demektir. İdrarı uzun süre tutmak, oradaki bakterilere adeta sıcak bir yuva sunmak, üremeleri için davetiye çıkarmaktan farksızdır. Tuvalet ihtiyacını ertelememek, kişisel temizliğe özen göstermek bu işin en temel, en samimi çözümü aslında. Kendinize iyi bakın, vücudunuzun sesini dinleyin ve tahlil sonuçlarını tek başınıza yorumlayıp uykularınızı kaçırmayın...
Laboratuvardan aldığınız o beyaz kağıttaki artı işaretleri veya "bakteri görüldü" ibaresi bazen tamamen yanıltıcı olabilir, vallahi bak. Hani aceleyle, tam da hijyen kurallarına dikkat etmeden verdiğimiz o idrar örnekleri var ya... İşte o esnada dışarıdaki masum bakteriler bardağın içine kaçıveriyor. Biz buna tıpta kontaminasyon, yani numunenin kirlenmesi diyoruz. Bir bakıyorsunuz sonuç pozitif çıkmış ama aslında içeride hiçbir sorun yok, tamamen dışarının azizliği... O yüzden hemen en kötüsünü düşünüp karalar bağlamaya gerek yok, sakin olmakta fayda var.
Evde otururken aniden gelen o sıkışma hissi, tuvalete koşup da sadece birkaç damla yapabilmek ve arkasından gelen o can yakıcı yanma... Tanıdık geldi mi? Eğer idrarınızdaki bakteriye bu tarz şikayetler de eşlik ediyorsa, bağışıklık sistemi alarm veriyor demektir. Vücut oradaki davetsiz misafirlerle savaşırken size sinyal gönderiyor; "Beni biraz dinlendir, su iç" diyor resmen. Bu belirtiler varsa, laboratuvar sonucu bir tık daha anlamlı hale geliyor haliyle.
Peki, hiçbir şey hissetmediğimiz halde tahlilde bakteri çıkarsa ne yapacağız, öylece oturup bekleyecek miyiz? Asemptomatik bakteriüri deriz biz buna, yani belirti göstermeyen ama orada öylece duran bakteriler... Özellikle hamilelerde veya böbrek nakli olmuş hastalarda bu durum gizli bir tehlike arz edebileceğinden, hiç vakit kaybetmeden üzerine gitmek gerekir. Ama sağlıklı, genç bir bireyseniz ve hiçbir yeriniz sızlamıyorsa, vücut o bakterilerle kendi kendine baş edebilir, hemen antibiyotiğe sarılmamak lazım.
Komşunun tavsiyesiyle, "Bana çok iyi geldi, sen de yut bir tane" denilerek içilen o kulaktan dolma ilaçlar yok mu... Ah, canım ciğerim, yapmayın şunu gözünüzü seveyim! Rastgele kullanılan antibiyotikler içerideki bakterileri öldürmediği gibi, onları daha da arsız yapıyor, güçlendiriyor. İleride gerçekten ihtiyacınız olduğunda o ilaçlar fayda etmez hale geliyor sonra. En doğrusu, hekimin yapacağı bir idrar kültürü testinin sonucuna göre, tam olarak o bakterinin düşmanı olan doğru ilacı nokta atışı seçmektir.
Günde iki litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek, idrar yollarını resmen doğal yoldan durulamak, temizlemek demektir. İdrarı uzun süre tutmak, oradaki bakterilere adeta sıcak bir yuva sunmak, üremeleri için davetiye çıkarmaktan farksızdır. Tuvalet ihtiyacını ertelememek, kişisel temizliğe özen göstermek bu işin en temel, en samimi çözümü aslında. Kendinize iyi bakın, vücudunuzun sesini dinleyin ve tahlil sonuçlarını tek başınıza yorumlayıp uykularınızı kaçırmayın...