Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Tuvalete gidip o kırmızı ya da pembe rengi görmek... İnsanın eli ayağı buz kesiyor o an, çok normal. Tıpta buna hematüri diyorlar ama isimlerin pek bir önemi yok aslında o saniyede. Çoğu zaman altından çok basit, geçici bir şey çıkıyor olsa da insan yine de "Acaba ciddi bir şey mi var?" diye düşünmeden edemiyor. Panik yapmadan önce derin bir nefes alıp durumu anlamaya çalışmak en doğrusu galiba.
Bazen her şey küçücük bir bakterinin idrar yollarına sızmasıyla başlar. Sık idrara çıkma, yanma hissi ve o pembe tonlar... İdrar yolu enfeksiyonu dediğimiz bu durum, özellikle kadınların hayatında en az bir kez karşılaştığı, can sıkan ama tedavisi de bir o kadar bilinen bir süreç. Vücudun bir savunma mekanizması aslında bu, "Burada bir şeyler ters gidiyor" demenin sessiz bir yolu işte...
Böbrek taşı dökmenin o meşhur, insanı iki büklüm eden sancısını duymayan kalmamıştır herhalde. O ufacık, sert kristaller idrar yollarından aşağı doğru süzülürken yolları biraz tahriş edebiliyor, hatta kanatabiliyor. Vallahi çeken bilir derler ya, tam olarak öyle bir durum bu. İdrardaki o renk değişimi de işte o taşların, kumların arkasında bıraktığı küçük izlerden başka bir şey değil aslında.
Erkeklerde yaş biraz kemale erince, prostat bezi de kendi kendine büyümeye karar veriyor bazen. İdrar akışını zorlaştıran bu büyüme, idrar yollarındaki kılcal damarlara baskı yaparak o rengin değişmesine yol açabiliyor. Kötü huylu olmak zorunda da değil üstelik, tamamen doğal bir yaş alma süreci bu. Tabii yine de bir bilene danışmakta fayda var, ne olur ne olmaz...
Çok ağır bir antrenmandan çıktınız, kendinizi sınırların ötesine zorladınız ve sonra bir baktınız ki... Ağır egzersiz sonrası idrarda kan görülmesi sporcularda hiç de nadir bir durum değil aslında. Vücudun aşırı dehidrasyon yaşaması veya kasların yoğun stres altında kalması bu geçici duruma sebep olabiliyor. Dinlenince, bol su içince kendiliğinden geçiveriyor genelde.
Bir de madalyonun diğer yüzü var tabii, insanın aklına getirmek istemediği o ihtimaller... Böbreklerde, mesanede oluşabilecek kistler veya daha ciddi tümöral yapılar da bu şekilde sinyal verebiliyor ne yazık ki. Hiçbir ağrı sızı hissetmeden, durup dururken gelen o kanama... İşte bu tarz durumlarda süreci hiç uzatmadan, doğrudan bir uzmanın kapısını çalmak en mantıklısı galiba.
Bazen her şey küçücük bir bakterinin idrar yollarına sızmasıyla başlar. Sık idrara çıkma, yanma hissi ve o pembe tonlar... İdrar yolu enfeksiyonu dediğimiz bu durum, özellikle kadınların hayatında en az bir kez karşılaştığı, can sıkan ama tedavisi de bir o kadar bilinen bir süreç. Vücudun bir savunma mekanizması aslında bu, "Burada bir şeyler ters gidiyor" demenin sessiz bir yolu işte...
Böbrek taşı dökmenin o meşhur, insanı iki büklüm eden sancısını duymayan kalmamıştır herhalde. O ufacık, sert kristaller idrar yollarından aşağı doğru süzülürken yolları biraz tahriş edebiliyor, hatta kanatabiliyor. Vallahi çeken bilir derler ya, tam olarak öyle bir durum bu. İdrardaki o renk değişimi de işte o taşların, kumların arkasında bıraktığı küçük izlerden başka bir şey değil aslında.
Erkeklerde yaş biraz kemale erince, prostat bezi de kendi kendine büyümeye karar veriyor bazen. İdrar akışını zorlaştıran bu büyüme, idrar yollarındaki kılcal damarlara baskı yaparak o rengin değişmesine yol açabiliyor. Kötü huylu olmak zorunda da değil üstelik, tamamen doğal bir yaş alma süreci bu. Tabii yine de bir bilene danışmakta fayda var, ne olur ne olmaz...
Çok ağır bir antrenmandan çıktınız, kendinizi sınırların ötesine zorladınız ve sonra bir baktınız ki... Ağır egzersiz sonrası idrarda kan görülmesi sporcularda hiç de nadir bir durum değil aslında. Vücudun aşırı dehidrasyon yaşaması veya kasların yoğun stres altında kalması bu geçici duruma sebep olabiliyor. Dinlenince, bol su içince kendiliğinden geçiveriyor genelde.
Bir de madalyonun diğer yüzü var tabii, insanın aklına getirmek istemediği o ihtimaller... Böbreklerde, mesanede oluşabilecek kistler veya daha ciddi tümöral yapılar da bu şekilde sinyal verebiliyor ne yazık ki. Hiçbir ağrı sızı hissetmeden, durup dururken gelen o kanama... İşte bu tarz durumlarda süreci hiç uzatmadan, doğrudan bir uzmanın kapısını çalmak en mantıklısı galiba.