Hemoroid ameliyatı nasıl yapılır?

Hemoroid ameliyatı nasıl yapılır?

Sibel Hoca

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
13 Haz 2026
Mesajlar
368
Tepkime puanı
0
Sibel Hoca
O koltuğa oturmanın, o ameliyat masasına yatmanın ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir vallahi... Aylarca çekilen o sessiz, o kimseye söylenemeyen utanç dolu sızı... En sonunda doktor "artık neşter şart" dediğinde insanın başından aşağı kaynar sular dökülüyor ya, işte tam oradasın.

Açık konuşalım abi, kimse seve seve gitmiyor o ameliyathaneye. Ameliyat masası soğuk, o çelik lambalar tepede gözünü alıyor... İnsan ister istemez "acaba vazgeçsem mi, bu çileye değer mi" diye kendi kendini yiyor işte.

E nasıl yapılıyor peki bu meret? Aslında korktuğumuz kadar karmaşık bir uzay teknolojisi değil olay. Doktorlar o bölgedeki kontrolden çıkmış, genişlemiş, artık yara haline gelmiş damar yumaklarını tek tek temizliyor... Ya da gelişen teknoloji sağ olsun, neşter bile sürmeden lazerle o bölgeyi yakıp kapatıyorlar.

Lazer dedikleri şey tam bir mucize gibi duruyor dışarıdan bakınca. Bıçak yok, dikiş yok, kanama neredeyse sıfır... Işını vuruyorlar o problemli dokuya, damar büzüşüp kendi kendine yok oluyor sanki.

Ama işte geleneksel yöntem var bir de, hani şu bildiğimiz klasik cerrahi. Neşterle girip o hastalıklı dokuyu kökünden kesip alıyor adamlar. Biraz daha radikal bir çözüm, kabul... Ama bazen o dereceye geliyor ki durum, büzüştürmek falan kurtarmıyor, illa tamamen söküp atmak gerekiyor orayı.

Lokal anestezi mi belden uyuşturma mı dersen... Valla çoğu zaman belden aşağısını tamamen uyuşturuyorlar, epidural diyorlar ya hani. Sen orada yatakta yatarken belden aşağısını hiç hissetmiyorsun, sadece doktorların tıkır tıkır çalışma sesleri geliyor kulağına...

O an tıkır tıkır sesleri duydukça insanın içi çekiliyor tabii... Aklında tek bir soru dönüp duruyor: "Peki ya uyuşukluk geçince ne olacak?"

İşte tam bu noktada dürüst olacağım sana, kimse kusura bakmasın. İlk iki gün öyle gül bahçesi falan değil abi, hiç kimse sana "ertesi gün dans edeceksin" diye yalan söylemesin! Uyuşukluk geçerken hafiften bir yanma, bir sızlama başlayacak...

Sıcak su banyoları var ya, hani şu leğene oturup yapılan... İşte o oturma banyoları senin bu dünyadaki en büyük sığınağın, en yakın dostun olacak. O ılık suyun içine girdiğin an, o kasların gevşemesiyle gelen rahatlama... Tarifsiz bir şey valla.

Sakın ola ki "ben güçlüyüm, ağrı kesici kullanmam" gibi delilikler yapmaya kalkma! Doktor ne verdiyse saatini bile şaşırılmadan, tıkır tıkır içeceksin o hapları. Ağrı bir kere tepene bindi mi, onu aşağı indirmek iki kat daha zor oluyor çünkü.

Beslenme meselesi... Ah o beslenme meselesi! Ameliyattan çıktığın an beslenme alışkanlığını kökten değiştirmek zorundasın, kaçışın yok. Lifli gıdalar, bol su, zeytinyağlılar... Katı, kuru, acılı şeyleri bir süre unutacaksın işte, mecbur.

İşin aslı ne biliyor musun? O ameliyat masasından korkup ertelediğin her gün, aslında kendine verdiğin cezayı uzatıyorsun. Birkaç günlük ameliyat sonrası sancısı mı, yoksa ömür boyu her tuvalete girdiğinde eziyet çekmek mi... Bütün mesele bu kadar basit işte.
 
Geri