Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Hemoroid ameliyatı olduktan sonra bu illetin tamamen bittiğini sanmak insanın en büyük yanılgısı vallahi.
Bıçak altına yatıp o sancılı günleri atlattıktan sonra işin bittiğini düşünüyorsun ama anatomik gerçekler bazen pek de öyle sanıldığı gibi masum ilerlemiyor.
Cerrah ne kadar titiz çalışırsa çalışsın, o bölgedeki submukozal vasküler yastıkçıkların fizyolojik yapısı sıfırlanmıyor çünkü.
Yani nüks ihtimali her zaman masada duruyor, abi ya ne sandın.
Operasyon sonrasında damar yapılarının tekrar genişlemesi için tetikleyici faktörlerin ortadan kalkması şart oğlu şart.
Kronik kabızlık, tuvalette saatlerce gazete okumak, lif tüketimini tamamen kesmek... İşte asıl mesele burada başlıyor.
Vücut, yapılan cerrahi müdahaleyi unutup eski kötü alışkanlıklara teslim olunca o yastıkçıklar yine şişmeye başlıyor.
Aynı hatayı defalarca yapıp sonra da doktoru suçlamak ne kadar mantıklı sence?
Skleroterapi veya lazerle yapılan işlemler bile ömürlük garanti vermiyor ki insana.
Geçici bir rahatlama, doğru beslenmeyle desteklenmezse maalesef hüsranla sonuçlanıyor.
Kişi kendi eliyle hazırlıyor aslında o yeni basur memesini, farkında bile olmadan...
İşin teknik boyutu inatçı bir venöz yetmezlik tablosunu işaret ediyor çünkü.
Kapaklar bozulmuşsa, basınç artmışsa, cerrahi sadece günü kurtaran bir hamleden ibaret kalıyor.
O yüzden o ameliyat masasından kalktıktan sonra her şey patient compliance yani hastanın uyumuna bakıyor tamamen.
Beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirmeyen biri için nüks kaçınılmaz bir son, vallahi de billahi de böyle.
Su içmeyi unutmak, sürekli hareketsiz kalmak o dokuların tekrar ödem toplamasına zemin hazırlıyor.
Geçmişteki o şiddetli ağrıları unutup eski hayatına dönmek... Ne acı bir tecrübesizlik.
Doktorun verdiği reçeteyi sadece ilk hafta uygulayıp sonra bir kenara atmak da cabası.
Tekrar oluşur mu sorusunun tek ve net bir cevabı yok aslında, her şey senin ellerinde şekilleniyor çünkü.
Ömür boyu sürecek bir dikkat istiyor bu iş, öyle bir kez ameliyat olup kökten kurtulma devri pek de gerçekçi değil...
Bıçak altına yatıp o sancılı günleri atlattıktan sonra işin bittiğini düşünüyorsun ama anatomik gerçekler bazen pek de öyle sanıldığı gibi masum ilerlemiyor.
Cerrah ne kadar titiz çalışırsa çalışsın, o bölgedeki submukozal vasküler yastıkçıkların fizyolojik yapısı sıfırlanmıyor çünkü.
Yani nüks ihtimali her zaman masada duruyor, abi ya ne sandın.
Operasyon sonrasında damar yapılarının tekrar genişlemesi için tetikleyici faktörlerin ortadan kalkması şart oğlu şart.
Kronik kabızlık, tuvalette saatlerce gazete okumak, lif tüketimini tamamen kesmek... İşte asıl mesele burada başlıyor.
Vücut, yapılan cerrahi müdahaleyi unutup eski kötü alışkanlıklara teslim olunca o yastıkçıklar yine şişmeye başlıyor.
Aynı hatayı defalarca yapıp sonra da doktoru suçlamak ne kadar mantıklı sence?
Skleroterapi veya lazerle yapılan işlemler bile ömürlük garanti vermiyor ki insana.
Geçici bir rahatlama, doğru beslenmeyle desteklenmezse maalesef hüsranla sonuçlanıyor.
Kişi kendi eliyle hazırlıyor aslında o yeni basur memesini, farkında bile olmadan...
İşin teknik boyutu inatçı bir venöz yetmezlik tablosunu işaret ediyor çünkü.
Kapaklar bozulmuşsa, basınç artmışsa, cerrahi sadece günü kurtaran bir hamleden ibaret kalıyor.
O yüzden o ameliyat masasından kalktıktan sonra her şey patient compliance yani hastanın uyumuna bakıyor tamamen.
Beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirmeyen biri için nüks kaçınılmaz bir son, vallahi de billahi de böyle.
Su içmeyi unutmak, sürekli hareketsiz kalmak o dokuların tekrar ödem toplamasına zemin hazırlıyor.
Geçmişteki o şiddetli ağrıları unutup eski hayatına dönmek... Ne acı bir tecrübesizlik.
Doktorun verdiği reçeteyi sadece ilk hafta uygulayıp sonra bir kenara atmak da cabası.
Tekrar oluşur mu sorusunun tek ve net bir cevabı yok aslında, her şey senin ellerinde şekilleniyor çünkü.
Ömür boyu sürecek bir dikkat istiyor bu iş, öyle bir kez ameliyat olup kökten kurtulma devri pek de gerçekçi değil...