Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Cerrahi neşter masada parladığında kimse sonrasındaki o karanlık saatleri hesap edemiyor. Ağrı eşiği denilen o soyut kavram, odanın ortasına dev bir yük gibi çöküveriyor birden. İşe dönmek mi? İnsan o an sadece yatağa uzanıp zamanın durmasını istiyor, vallahi başka şey düşünemiyor.
Proktolojik girişimlerin ardından doku iyileşmesi öyle bugünden yarına bitecek bir hikaye değil aslında. Epitelizasyon süreci, rektal bölgenin o hassas ve nemli anatomisinde adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Yani o masa başına geçip sekiz saat oturmak... Düşünürken bile insanın içini bir ürperti kaplıyor.
Kaç gün yatmak lazım abi, ne zaman kalkar bu bünye? İlk beş gün adeta bir yangın yeri; anal sfinkter spazmı dedikleri o lanet kasılma hayatı zindana çevirmeye yeter de artar bile. Doktorlar iki hafta der genelde ama gel de onu o zonklayan yara bölgesine anlat.
Masa başı çalışanla şantiyede yük taşıyan adamın kaderi bir olur mu hiç? İkinci haftanın sonunda klavyenin başına geçip e-postalara bakmak bir nebze mümkün belki. Ama ağır kaldıran, sürekli ayakta duran ya da vücudunu zorlayan biri için üç haftadan önce o sahay dönebilmek... İmkansız gibi bir şey, zorlamamak lazım.
Ağrı kesiciler, sıcak oturma banyoları, lifli gıdalar vesaire vesaire. Herkes bir akıl veriyor iyileşme evresinde. Laksatif kullanımı dışkı kıvamını yumuşatıp o bölgedeki mekanik travmayı azaltsa da, tuvalet sonrası yaşanan o keskin sızı insanı hayattan soğutuyor bazen.
Neden bu kadar uzuyor bu sancılı süreç? Çünkü o bölge sürekli çalışan, genişleyen, kirlenen ve enfeksiyona son derece açık olan bir mukoza yapısı. Yara iyileşmesi dokunun dinamik yapısı yüzünden sekteye uğruyor defalarca. İşe erken dönüp dikişleri zorlamak mı, yoksa evde oturup işverenin bakışlarına göğüs germek mi? İki ucu bende değnek.
Bazen üçüncü haftada bile aniden gelen o iğne batması hissi... Tam her şey bitti, iyileştim derken adamı oturduğu koltuktan zıplatır billahi. Komplikasyon riski hep bir köşede bekliyor; kanama gelişebilir, yara yeri enfekte olabilir, iyileşme gecikebilir.
Vücudun verdiği sinyalleri dinlemek tek çare galiba bu noktada. İşe dönme kararı takvimle değil, vücudun o bölgedeki basınca verdiği tepkiyle alınmalı. İş kaçmıyor ya neticede, ama sağlığı bir kere kaybetti mi insan...
Proktolojik girişimlerin ardından doku iyileşmesi öyle bugünden yarına bitecek bir hikaye değil aslında. Epitelizasyon süreci, rektal bölgenin o hassas ve nemli anatomisinde adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Yani o masa başına geçip sekiz saat oturmak... Düşünürken bile insanın içini bir ürperti kaplıyor.
Kaç gün yatmak lazım abi, ne zaman kalkar bu bünye? İlk beş gün adeta bir yangın yeri; anal sfinkter spazmı dedikleri o lanet kasılma hayatı zindana çevirmeye yeter de artar bile. Doktorlar iki hafta der genelde ama gel de onu o zonklayan yara bölgesine anlat.
Masa başı çalışanla şantiyede yük taşıyan adamın kaderi bir olur mu hiç? İkinci haftanın sonunda klavyenin başına geçip e-postalara bakmak bir nebze mümkün belki. Ama ağır kaldıran, sürekli ayakta duran ya da vücudunu zorlayan biri için üç haftadan önce o sahay dönebilmek... İmkansız gibi bir şey, zorlamamak lazım.
Ağrı kesiciler, sıcak oturma banyoları, lifli gıdalar vesaire vesaire. Herkes bir akıl veriyor iyileşme evresinde. Laksatif kullanımı dışkı kıvamını yumuşatıp o bölgedeki mekanik travmayı azaltsa da, tuvalet sonrası yaşanan o keskin sızı insanı hayattan soğutuyor bazen.
Neden bu kadar uzuyor bu sancılı süreç? Çünkü o bölge sürekli çalışan, genişleyen, kirlenen ve enfeksiyona son derece açık olan bir mukoza yapısı. Yara iyileşmesi dokunun dinamik yapısı yüzünden sekteye uğruyor defalarca. İşe erken dönüp dikişleri zorlamak mı, yoksa evde oturup işverenin bakışlarına göğüs germek mi? İki ucu bende değnek.
Bazen üçüncü haftada bile aniden gelen o iğne batması hissi... Tam her şey bitti, iyileştim derken adamı oturduğu koltuktan zıplatır billahi. Komplikasyon riski hep bir köşede bekliyor; kanama gelişebilir, yara yeri enfekte olabilir, iyileşme gecikebilir.
Vücudun verdiği sinyalleri dinlemek tek çare galiba bu noktada. İşe dönme kararı takvimle değil, vücudun o bölgedeki basınca verdiği tepkiyle alınmalı. İş kaçmıyor ya neticede, ama sağlığı bir kere kaybetti mi insan...