Gülüş estetiği ne kadar sürer?

Gülüş estetiği ne kadar sürer?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Aynadaki o yabancı yüzle ilk kez ne zaman barışır insan, bilinmez. Yıllarca gülerken ağzını eliyle kapatan Selma Hanım, bir salı sabahı aniden karar vermişti oysa. Muayenehanenin o soğuk, bembeyaz koltuğuna otururken kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki... "Çok sürmez değil mi hekim bey?" diye fısıldadı sesi titreyerek. Aslında korktuğu şey zamanın kendisi değil, o koltukta geçecek her saniyenin acısıydı belki de. İşte tam da bu yüzden, o ilk adım, o cesareti toplama anı her şeyden daha uzun sürüyor vallahi billahi. İşin aslı, o ilk randevuda çekilen fotoğraflar, dijital ekranlarda yapılan o büyülü tasarımlar topu topu birkaç saatlik mesele. Ama o bekleme odasındaki saniyeler... İnsana bir ömür gibi geliyor işte.

Sahi, kaç günde değişir bir insanın dünyası? Bazıları sanıyor ki bir sihirli değnek değecek, aynı gün bambaşka bir gülüşle çıkıp gidecekler oradan. Keşke öyle olsa abi ya... Ama işin içine o incecik porselen dokunuşlar, diş etinin o milimetrik hizalamaları girince işler öyle aceleye gelmiyor maalesef. Dişlerin o geçici kaplamalarla buluştuğu o ara dönem var ya, işte o süreç yaklaşık bir, bilemediniz iki hafta kadar sürüyor. O iki hafta boyunca aynaya her baktığında "Acaba nasıl olacak, yüzüme yakışacak mı?" diye kendi kendini yiyip bitiriyor insan. Acele işe şeytan karışır derler ya, diş hekimi de bir sanatçı gibi ince ince işliyor o her bir dişi. Beklemek zor, beklemek yorucu...

Geçen gün mahalledeki kahvede otururken Bizim emekli öğretmen Muzaffer Bey anlatıyordu, hanımı yaptırmış bu estetik işlerini. "Yahu" dedi, "ilk hafta biraz sızım sızım sızladı dişleri ama şimdi görsen otuz yaş gençleşti sanki." İnsan bazen sadece o acıdan kaçtığı için erteliyor en güzel yarınlarını. Diş etlerinin iyileşmesi, o ufak tefek lazer dokunuşlarının yatışması derken aslında toplamda on gün, bilemediniz iki haftalık bir macera bu. Koskoca bir ömrün yanında lafı bile edilmeyecek kadar kısa bir süre aslında. Düşünsenize, sadece on gün dişinizi sıkıyorsunuz ve sonra ömür boyu kahkahalarla gülüyorsunuz. Değmez mi hiç? Kendinize bir iyilik yapın, ertelemeyin şu hayatı...

Bazen de insan o provadaki hali görünce heyecanlanıyor, "Tamam işte, bu oldu!" deyip hemen bitsin istiyor. Ama o dişlerin fırınlanması, o rengin doğallığının yakalanması, o ışık geçirgenliğinin ayarlanması... Laboratuvardaki o gizli kahramanların, o teknisyenlerin ellerindeki fırça darbeleri o kadar hassas ki. Bir gün daha, sadece bir gün daha sabretmek, o dişin ağızda sırıtmaması, adeta kendi dişiniz gibi durması demek. Doğallık kolay yakalanmıyor ki bu hayatta. Aceleyle takılan o bembeyaz, yapay dişler sonra insanı pişman ediyor, benden söylemesi.

Sonunda o büyük gün gelip çatıyor ve o porselenler dişlerinize kavuşuyor ya, işte o an zaman duruyor sanki. Aynayı elinize ilk aldığınızda, o ilk birkaç saniye kendinizi tanıyamıyorsunuz bile. Selma Hanım da öyle yapmıştı, aynadaki o kadına uzun uzun bakıp ağlamıştı sessizce. Yılların birikmiş o çekingenliği, o saklanma arzusu sadece birkaç haftada uçup gitmişti işte. Aslında ne kadar sürdüğünün ne önemi var ki? Önemli olan o aynaya baktığında gözlerinin içinin parlaması...
 
Geri