Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Genital estetik operasyonlarında ameliyat izi kalıp kalmayacağı meselesi, cerrahi müdahale düşünen bireylerin zihnini en çok meşgul eden hususların başında gelmektedir; nitekim bu bölgenin anatomik yapısı, mukozal dokunun kendine has hücresel yenilenme hızı sayesinde vücudun diğer bölgelerine kıyasla çok daha kusursuz bir iyileşme potansiyeline sahiptir. Vallahi billahi asıl mucize dokunun kendi tabiatında saklı aslında... Operasyon esnasında kullanılan dikiş materyallerinin niteliği ve doku katmanlarının mikro cerrahi ilkelerine sadık kalınarak bir araya getirilmesi, nihai estetik görünümün başarısını doğrudan belirleyen en temel parametredir. İşinin ehli bir hekimin elinden çıkan kesi hatları, iyileşme tamamlandığında dışarıdan bakıldığında adeta hiç dokunulmamış gibi görünür; yani dokunun doğal kıvrımları arasına o kadar güzel gizlenir ki ameliyat olunduğunu anlamak neredeyse imkansız hale gelir. Zaten amaç da tam olarak budur; fonksiyonel ve estetik açıdan en doğal formu, dışarıya hiçbir yapay iz bırakmadan yakalayabilmek...
Operasyon sonrasındaki o kritik ilk birkaç haftalık iyileşme sürecinde hastanın hekim tavsiyelerine ve hijyen kurallarına ne derece sadık kaldığı, iz kalma riskini doğrudan sıfıra indiren ya da maalesef tam tersi yönünde tetikleyen en hayati virajdır diyebiliriz. Hani derler ya, iş cerrahla bitmiyor diye, işte aynen öyle... Bölgenin nemli yapısı mikrop kapmaya müsait olduğu için pansumanların aksatılmaması, reçete edilen kremlerin düzenli kullanılması ve özellikle dikişler tamamen eriyene kadar o bölgeyi her türlü gerilimden, zorlamadan korumak gerekir. Eğer bu hassas dönemde dikişlerde bir açılma ya da enfeksiyon gelişirse, doku kendi kendini onarırken o düzgün çizgiyi kaybedebilir ve bu da istemediğimiz türden mikroskobik nedbelerin oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla operasyonun başarısı, cerrahi odasından çıktıktan sonra evde sergileyeceğiniz o titiz ve sabırlı duruşla doğrudan paralel ilerler...
Peki ya zamanla bu çizgiler tamamen kaybolur mu, yoksa hep orada hafif bir renk farkı olarak kalır mı sorusu kafanızı kurcalıyor olabilir, çok normal... İlk aylarda kesi yerlerinin pembe bir çizgi halinde belirgin olması sizi hiç korkutmasın çünkü cildin alt katmanlarında yeniden yapılanma süreci aylarca devam eder. Zaman geçtikçe, aylar birbirini kovaladıkça o pembelik yavaş yavaş solar, ten renginizle tamamen bütünleşir ve dokunduğunuzda bile ayırt edemeyeceğiniz bir yumuşaklığa erişir. Abi ya, bazen hastalar o kadar sabırsız davranıyor ki ilk ay aynanın karşısına geçip "eyvah iz kaldı" diye karamsarlığa kapılıyor, halbuki vücuda biraz zaman tanımak lazım... Nihai sonucu görmek için en az altı ay, bazen de koca bir yıl beklemek gerekir ki tıp literatüründe de doku olgunlaşması dediğimiz süreç tam olarak bu takvime yayılır.
Labioplasti veya vajinoplasti fark etmeksizin, modern tıbbın sunduğu eriyen dikiş teknolojileri sayesinde ameliyat sonrasında dikiş aldırma gibi hem ağrılı hem de psikolojik olarak kişiyi geren süreçler tamamen ortadan kalkmıştır. Bu iplikler vücut sıvısıyla temas ettikçe kendiliğinden çözüldüğü için geride dokuyu zedeleyecek ya da iz bırakacak sert reaksiyonlara sebebiyet vermezler. Tabii burada bireyin kendi genetik yapısı, cildinin kolajen üretimi ve keloid oluşturma eğilimi olup olmadığı gibi faktörler de denkleme dahil oluyor ister istemez... Eğer bünyeniz yara iyileşmesine karşı aşırı tepki veren bir yapıya sahip değilse, o dikiş yerlerinin silinip gitmesi işten bile değil. Kendinizi güvendiğiniz bir uzmanın ellerine bıraktıktan, doğru planlama yapıldıktan ve ameliyat sonrasındaki o sakin dönemi kurallara göre atlattıktan sonra...
Operasyon sonrasındaki o kritik ilk birkaç haftalık iyileşme sürecinde hastanın hekim tavsiyelerine ve hijyen kurallarına ne derece sadık kaldığı, iz kalma riskini doğrudan sıfıra indiren ya da maalesef tam tersi yönünde tetikleyen en hayati virajdır diyebiliriz. Hani derler ya, iş cerrahla bitmiyor diye, işte aynen öyle... Bölgenin nemli yapısı mikrop kapmaya müsait olduğu için pansumanların aksatılmaması, reçete edilen kremlerin düzenli kullanılması ve özellikle dikişler tamamen eriyene kadar o bölgeyi her türlü gerilimden, zorlamadan korumak gerekir. Eğer bu hassas dönemde dikişlerde bir açılma ya da enfeksiyon gelişirse, doku kendi kendini onarırken o düzgün çizgiyi kaybedebilir ve bu da istemediğimiz türden mikroskobik nedbelerin oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla operasyonun başarısı, cerrahi odasından çıktıktan sonra evde sergileyeceğiniz o titiz ve sabırlı duruşla doğrudan paralel ilerler...
Peki ya zamanla bu çizgiler tamamen kaybolur mu, yoksa hep orada hafif bir renk farkı olarak kalır mı sorusu kafanızı kurcalıyor olabilir, çok normal... İlk aylarda kesi yerlerinin pembe bir çizgi halinde belirgin olması sizi hiç korkutmasın çünkü cildin alt katmanlarında yeniden yapılanma süreci aylarca devam eder. Zaman geçtikçe, aylar birbirini kovaladıkça o pembelik yavaş yavaş solar, ten renginizle tamamen bütünleşir ve dokunduğunuzda bile ayırt edemeyeceğiniz bir yumuşaklığa erişir. Abi ya, bazen hastalar o kadar sabırsız davranıyor ki ilk ay aynanın karşısına geçip "eyvah iz kaldı" diye karamsarlığa kapılıyor, halbuki vücuda biraz zaman tanımak lazım... Nihai sonucu görmek için en az altı ay, bazen de koca bir yıl beklemek gerekir ki tıp literatüründe de doku olgunlaşması dediğimiz süreç tam olarak bu takvime yayılır.
Labioplasti veya vajinoplasti fark etmeksizin, modern tıbbın sunduğu eriyen dikiş teknolojileri sayesinde ameliyat sonrasında dikiş aldırma gibi hem ağrılı hem de psikolojik olarak kişiyi geren süreçler tamamen ortadan kalkmıştır. Bu iplikler vücut sıvısıyla temas ettikçe kendiliğinden çözüldüğü için geride dokuyu zedeleyecek ya da iz bırakacak sert reaksiyonlara sebebiyet vermezler. Tabii burada bireyin kendi genetik yapısı, cildinin kolajen üretimi ve keloid oluşturma eğilimi olup olmadığı gibi faktörler de denkleme dahil oluyor ister istemez... Eğer bünyeniz yara iyileşmesine karşı aşırı tepki veren bir yapıya sahip değilse, o dikiş yerlerinin silinip gitmesi işten bile değil. Kendinizi güvendiğiniz bir uzmanın ellerine bıraktıktan, doğru planlama yapıldıktan ve ameliyat sonrasındaki o sakin dönemi kurallara göre atlattıktan sonra...