Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Vallahi billahi o ameliyat masasına yatana kadar insanın aklından binbir türlü senaryo geçiyor, çok normal. Önce damardan bir sıvı veriyorlar, sanki hafif bir tatlı huzur çöküyor üzerinize... Sonra bir bakmışsınız derin bir uyku. Aslında uyku da değil bu, bildiğin geçici bir bilinç kaybı durumu işte.
Doktor size "10'dan geriye doğru say" dediğinde genellikle 7'ye bile gelemiyorsunuz, işin tıbbi gerçeği bu. Oksijen maskesinden soluduğunuz o özel gazlar ve koldaki serumdan giren ilaçlar saniyeler içinde beyne ulaşıyor. Sistem geçici olarak şalteri indiriyor yani. Zaten amaç da tam olarak bu: Ne ağrı hisset, ne olanı biteni hatırla.
Peki o esnada içeride neler oluyor dersiniz? Boğazınıza yerleştirilen o ince tüp var ya, işte o sizin nefes almanızı sağlıyor siz derin uykudayken. Akciğerler kendi kendine çalışmayı bırakıyor çünkü kaslar tamamen gevşemiş vaziyette. Makine sizin yerinize soluyor, anestezi uzmanı da gözünü bir saniye bile ekrandan ayırmadan kalbinizi, tansiyonunuzu izliyor.
Ameliyattan önce "En son ne zaman bir şey yiyip içtin?" diye ısrarla sormalarının çok hayati bir sebebi var abi. Midor bomboş olacak, net. Yoksa o uyku esnasında mide içeriği akciğerlere kaçabilir ki bu hiç istemeyeceğimiz bir senaryo... O yüzden o 8 saatlik açlık kuralına harfiyen uymak zorundasınız, şakası yok.
Uyanma aşaması ise ayrı bir dünya... İlaçlar kesilir kesilmez vücut yavaş yavaş kendine gelmeye başlıyor, sinyaller geri dönüyor. Önce sesleri duyuyorsunuz, sonra göz kapakları ağır ağır aralanıyor. Hafif bir sersemlik, belki boğazda küçük bir gıcıklanma veya kuruluk hissi... Hepsi ama hepsi o nefes tüpünün ve ilaçların geçici yan etkileri, geçip gidiyor birkaç saate.
Doktor size "10'dan geriye doğru say" dediğinde genellikle 7'ye bile gelemiyorsunuz, işin tıbbi gerçeği bu. Oksijen maskesinden soluduğunuz o özel gazlar ve koldaki serumdan giren ilaçlar saniyeler içinde beyne ulaşıyor. Sistem geçici olarak şalteri indiriyor yani. Zaten amaç da tam olarak bu: Ne ağrı hisset, ne olanı biteni hatırla.
Peki o esnada içeride neler oluyor dersiniz? Boğazınıza yerleştirilen o ince tüp var ya, işte o sizin nefes almanızı sağlıyor siz derin uykudayken. Akciğerler kendi kendine çalışmayı bırakıyor çünkü kaslar tamamen gevşemiş vaziyette. Makine sizin yerinize soluyor, anestezi uzmanı da gözünü bir saniye bile ekrandan ayırmadan kalbinizi, tansiyonunuzu izliyor.
Ameliyattan önce "En son ne zaman bir şey yiyip içtin?" diye ısrarla sormalarının çok hayati bir sebebi var abi. Midor bomboş olacak, net. Yoksa o uyku esnasında mide içeriği akciğerlere kaçabilir ki bu hiç istemeyeceğimiz bir senaryo... O yüzden o 8 saatlik açlık kuralına harfiyen uymak zorundasınız, şakası yok.
Uyanma aşaması ise ayrı bir dünya... İlaçlar kesilir kesilmez vücut yavaş yavaş kendine gelmeye başlıyor, sinyaller geri dönüyor. Önce sesleri duyuyorsunuz, sonra göz kapakları ağır ağır aralanıyor. Hafif bir sersemlik, belki boğazda küçük bir gıcıklanma veya kuruluk hissi... Hepsi ama hepsi o nefes tüpünün ve ilaçların geçici yan etkileri, geçip gidiyor birkaç saate.