Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Direkt olarak direksiyona geçtiğin o soğuk sabahı hatırla, kaloriferden hâlâ buz gibi hava üflüyor... Motor sıcaklık ibresi normal seviyeye bir türlü gelmek bilmiyor, belki de hiç yerinden oynamıyor.
Acaba termostat açık konumda takılı kaldı mı? Soğuk suyu sürekli motora devridaim yaparak sistemi donduran o küçük parça, bütün sürat keyfini bir anda kabusa çevirebilir.
Aracının kalbi sayılan motor, ideal çalışma ısısına ulaşamadığında yakıt tüketimi aniden yukarı tırmanır. Daha da kötüsü, aşınmalar hızlanır ve madeni parçalar birbirine zarar vermeye başlar.
Termostat kapalı kalıp hiç açılmadığında ise durum tam bir felaket senaryosudur; ibre kırmızı çizgiye dayanır, kaputtan yükselen o sinsi buhar her şeyi ele verir.
Yol kenarına çekip motorun soğumasını beklerken kendi kendine söylenirsin, keşke ilk belirtide o küçük müdahaleyi yapsaydım diye... Oysa değişim maliyeti, motor rektefiye masrafının yanında devede kulak kalır.
Özgün parça kullanmanın hayati önemini usta çırak ilişkilerinde çok dinlemişsindir; yan sanayi termostatlar maalesef kısa sürede yine aynı arızayı tekrarlar.
Hani uzun yolda rüzgarı yedikçe motor ısısının birdenbire aşağıya düştüğünü fark edersin ya, işte o an alarm zarları çoktan çalmıştır bile.
Sıvı seviyelerini kontrol etmek bazen hayat kurtarır, ancak arızalı bir termostatı su ekleyerek kandıramazsın; o parça değişecek, başka yolu yok.
Günün birinde trafikte sıkışıp kaldığında hararet ibresinin o tehlikeli tırmanışını izlemek istemiyorsan, sesleri dinle ve değişim vaktini asla erteleme.
Acaba termostat açık konumda takılı kaldı mı? Soğuk suyu sürekli motora devridaim yaparak sistemi donduran o küçük parça, bütün sürat keyfini bir anda kabusa çevirebilir.
Aracının kalbi sayılan motor, ideal çalışma ısısına ulaşamadığında yakıt tüketimi aniden yukarı tırmanır. Daha da kötüsü, aşınmalar hızlanır ve madeni parçalar birbirine zarar vermeye başlar.
Termostat kapalı kalıp hiç açılmadığında ise durum tam bir felaket senaryosudur; ibre kırmızı çizgiye dayanır, kaputtan yükselen o sinsi buhar her şeyi ele verir.
Yol kenarına çekip motorun soğumasını beklerken kendi kendine söylenirsin, keşke ilk belirtide o küçük müdahaleyi yapsaydım diye... Oysa değişim maliyeti, motor rektefiye masrafının yanında devede kulak kalır.
Özgün parça kullanmanın hayati önemini usta çırak ilişkilerinde çok dinlemişsindir; yan sanayi termostatlar maalesef kısa sürede yine aynı arızayı tekrarlar.
Hani uzun yolda rüzgarı yedikçe motor ısısının birdenbire aşağıya düştüğünü fark edersin ya, işte o an alarm zarları çoktan çalmıştır bile.
Sıvı seviyelerini kontrol etmek bazen hayat kurtarır, ancak arızalı bir termostatı su ekleyerek kandıramazsın; o parça değişecek, başka yolu yok.
Günün birinde trafikte sıkışıp kaldığında hararet ibresinin o tehlikeli tırmanışını izlemek istemiyorsan, sesleri dinle ve değişim vaktini asla erteleme.