Gece korkuları normal mi?

Gece korkuları normal mi?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Aniden yatakta dimdik oturup çığlık atmaya başlayan bir çocuğun elektroensefalogram kayıtlarında Delta dalgalarının baskın olduğu N3 non-REM evresinden hızlı bir uyanma çabası gözlenir. Kalp atımı birden dakikada yüz ellinin üzerine çıkıyor, ter bezi faaliyeti tavan yapıyor abi ya. Hani sanırsın ki içeride korkunç bir kabus görülüyor ama aslında beyin korteksi tam olarak uyanamadığı için o an dış dünyayla iletişim tamamen kesilmiştir. Medikal literatürde parasomni grubuna dahil edilen bu tablo, santral sinir sisteminin olgunlaşma sürecindeki o küçük uyumsuzluklarından başka bir şey değildir vallahi. Beyin sapındaki retiküler aktivasyon sistemi ile kortikal alanlar arasındaki o hassas denge henüz tam kurulmadığından yaşanıyor tüm bu gürültü patırtı. Yani çocuğun aslında hiçbir şey hatırlamadığı, tamamen fizyolojik bir otonomik deşarj durumu bu...

Gecenin bir yarısı evde kopan o fırtınada anne babaların amigdala bölgesinden yayılan korku sinyalleri panik seviyesini artırır ama müdahale şekli çok önemlidir. Çocuğu sarsarak uyandırmaya çalışmak, o sıradaki motor konfüzyonu ve oryantasyon bozukluğunu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. O an yapılması gereken tek şey, başını bir yere çarpmasını engellemek, yani sadece fiziksel güvenliği sağlamak. Zaten beş on dakika sonra o sempatik sinir sistemi aktivitesi yerini parasempatik sakinliğe bırakacak, derin uykuya geri dönülecektir. Sarsmayın, bağırmayın, sadece yanında durup geçmesini bekleyin... Bazen sadece sessizce yanında oturmak en doğrusudur.

Sık tekrarlayan epizodlarda polisomnografi tetkiki yapılarak epileptiform aktivitelerin veya obstrüktif uyku apnesi gibi solunum yetmezliklerinin elenmesi şarttır. Gün içindeki aşırı yorgunluk, kronik uykusuzluk veya geçirilmiş bir enfeksiyona bağlı ateş, thalamus üzerindeki baskıyı artırıp bu nöronal deşarjı tetikleyebiliyor. Uyku hijyenine dikkat etmek, her akşam aynı saatte o karanlık ve serin odada yatmak frekansı ciddi oranda düşürür. Bir de uykunun ilk üçte birinde, yani yattıktan iki üç saat sonra gerçekleşir genelde bu durum. Eğer her gece tam üçte gerçekleşiyorsa bu atataklar, çocuğu o saatten On Beş dakika önce hafifçe dürtüp uyku evresini değiştirmek... İşte o zaman o döngü kırılıyor.

Serebral korteks gelişimini tamamladıkça, ergenlik dönemine doğru bu nöronal senkronizasyon bozukluğu kendiliğinden kaybolup gider. Ailelerin yaşadığı o ağır suçluluk duygusu, acaba psikolojik bir travma mı var düşüncesi tamamen yersizdir; konu yüzde yüz nörobiyolojik. Yine de obstrüktif semptomlar varsa veya otonomik deşarj hekim kontrolü dışında çok uzun sürüyorsa bir nörolog değerlendirmesi yerinde olur. Sakin kalmak, sürecin doğallığını kabul etmek ve beyin gelişiminin bu aşamalı seyrine zaman tanımak gerekiyor billahi. Geçiyor yani, valla bak geçiyor...
 
Geri